FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
Evlilik Ve Efendimiz’in Evlilikleri
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Evlilik Ve Efendimiz’in Evlilikleri ile ilgili Benzer Konular
151 Kez Görüntülendi
Efendimiz’in (sas) kullandığı 40 öğretme metodu
Dini Sohbet
Peygamber Efendimiz’in Cennetteki Komşusu
Kıssalar & Hikayeler
Peygamber Efendimiz (sav)’in sevdiği yemekler
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Aileyle İlgili Sözleri
Dini Sohbet
Efendimiz’i hangi sûreler ihtiyarlattı?
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimizin İsimleri
|
S İ Y E R
Konu Araçları
02-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Evlilik Ve Efendimiz’in Evlilikleri
Evlilik Ve Efendimiz’in Evlilikleri başlıklı yazı Mumsema Evlilik Ve Efendimiz’in Evlilikleri Forum Alev
EVLİLİK VE EFENDİMİZ’İN EVLİLİKLERİ
EVLİLİĞİN HİKMETLERİ
“O Allah ki, sizi bir tek canlıdan yarattı ve bundan da, gönlü kendisine ısınsın diye eşini yarattı
” (Araf, 189) “O Allah’ın delillerinden biri de, kendilerine ısınmanız için size içinizden eşler yaratması, birbirinize karşı sevgi ve şefkat var etmesidir
” (Rum, 21) Abdullâh İbn-i Mesûd radiyallâhu anh anlatıyor: Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem ile bulunduğumuz sırada Resûlullâh şöyle buyurdu: “Kimin evlenmek külfetine gücü yeterse evlensin! Zîrâ tezevvüc, gözü haramdan son derece muhafaza eder
İffeti de o nisbette korur
Nikâh masrafına muktedir olmayan kimse de oruç tutsun: Zîrâ oruç, sâim için şehveti keser
” Yeni evlenen Cabir bin Abdullah’a Allah Resulü şöyle buyurur: “Âilene karşi âkil ol, reşid, bagli ol! Allâh'dan evlâd taleb ediniz!”
“Evleniniz, çoğalınız, ben kıyamette sizin çokluğunuzla övüneceğim”
EVLİLİĞİN HÜKÜMLERİ
Farz evlilik: Eğer insan, kendini muhafaza edemiyorsa, harama düşme ihtimali varsa, evlenmesi farzdır
Sünnet evlilik: Harama düşme ihtimali olmadığı halde vakti geldiğinden dolayı ve Efendimiz’in sünnetine tabi olmak için evleniyorsa bu, sünnet evliliktir
Haram evlilik: Evlendiğinde eşine zulmedecekse, haram yedirecekse, bakımını görümünü yapamayacaksa bu şahsın evlenmesi haramdır
EFENDİMİZ’İN ÇOK EVLENMESİNİN HİKMETLERİ
Peygamberler sultanı Zât-ı Risâlet-penâhın izdivaçlarında, değişik yönler vardır: Zât-ı Ahmediye (sav)’ye taâlluk eden hususlar, umumî olarak izdivaçlarında gözetilmiş olabilecek hedef ve maksatlar; bir kısım zarûretler ve nihayet zevcâtın hususi durumlarının gereğini yerine getirme gibi keyfiyetler
Şimdi sırasıyla bu hususları teker teker tahlil edelim
Mevzûu ilk önce, O pâk şahsiyete bakan yönüyle ele alalım
Her şeyden evvel bilinmelidir ki, O mübeccel Zât, yirmibeş yaşına kadar hiç evlenmedi
O sıcak memleketin hususi durumu da nazar-ı itibara alınacak olursa, bu kadar zaman iffetiyle yaşaması ve bunun da, dün ve bugün böylece kabul ve teslim edilmesi, O’nda iffetin esas olduğunu ve müthiş bir irade ve nefis hâkimiyeti bulunduğunu gösterir
Eğer bu hususta, küçük bir inhiraf bulunsaydı, dünkü ve bugünkü düşmanları, bunu cihâna ilân etmekten bir an bile geri kalmayacaklardı
Halbuki eski ve yeni bütün hasımları, O’na hiç olmayacak şeyleri isnad ettikleri halde, bu istikamette birşey söyleme cüretini gösterememişlerdir
Peygamberimiz (sav) ilk izdivaçlarini, yirmibeş yaşlarinda iken yaptilar
Bu izdivaç Allah (cc) ve Resûlü (sav) katında çok yüce ve müstesnâ; fakat başından iki defa evlenme geçmiş kırk yaşındaki bir kadınla olmuştu
Bu mutlu yuva tam yirmiüç sene devam etmiş ve peygamberliğin sekizinci senesi, kapanan bir perde gibi arkada acı bir hasret bırakarak sona ermişti
Bu defa Efendimiz (sav) yirmibeş yaşına kadar olduğu gibi, yine yapayalnız kalmıştı
Evet, aile, çoluk-çocuk her şeyiyle yirmiüç senelik bu mesûd hayattan sonra, yeniden dört-beş sene bekâr olarak yaşamışlardı ki; yaşları da elli üçe ulaşmış bulunuyordu
İşte, bütün izdivaçları da böyle izdivaca alâkanın azaldığı bu yaştan sonra başlar ve devam eder ki; sıcak bir memlekette ellibeş yaşından sonra yapılan izdivaçta, beşerîlik ve şehevîlik görmek, ne insafla ne de iz’anla kat’iyyen te’lif edilemez
Burada akla gelen diğer bir mes’ele de, Peygamberlik müessesesiyle çok evlenmenin te’lifi keyfiyetidir
Buna da bir iki cümle ile temas etmek istiyorum
1
Evvelâ, bilinmelidir ki, bunu serrişte (2) edenler, ya hiçbir din ve prensip kabul etmeyenlerdir ki, onlarin böyle bir şeyi kinamaya aslâ ve kat’â hakları yoktur; zîrâ onlar, bütün prensiplere karşı râfızîdirler
Hiçbir kânun ve kayda tâbi olmaksızın, pekçok kadınla münasebet kurar; hatta mahremleriyle dahi nikâhı tecviz ederler
Yahut bunlar, hristiyan ve yahudi gibi ehl-i kitab olanlardır
Onların hücumu da insafsızca, garazlı ve aratırılmadan teemmül edilmeden yapılmış, hattâ kendi namlarına üzülecek bir keyfiyetdir
Çünkü, İncil ve İncil ehlinin kabul ve teslim ettiği; Tevrat ve Tevrat ehlinin, kendi peygamberleri bilip uydukları, nice Enbiyâ-ı İzâm vardır ki; bunlar daha çok kadınla evlenmiş ve başlarından daha çok nikâh geçmiştir
Bir Süleyman ve Davud Peygamberleri (Aleyhümaselâm) düşününce, her iki cemaatin de nasıl haksız ve tecâvüz içinde bulundukları açıkça ortaya çıkar
Binâenaleyh, çok kadınla izdivâcı, Peygamberimiz (sav) başlatmadığı gibi; aynı zamanda çok izdivâç, nübüvvetin ruhuna da zıd değildir
Kaldı ki; daha sonra anlatmağa çalışacağım hususlarda görüleceği gibi “teaddüd-ü zevcât”ın peygamberlik vazifesi nokta-i nazarından, tasavvurlar fevkinde fâideleri vardır
Evet, çok kadınla izdivâç, bilhassa ahkâmla gelen Enbiyâ için bir bakıma zarûrîdir
Zîrâ, dinin, aile mahremiyeti içinde cereyan eden pek çok yönleri vardır ki, ona ancak bir insanın nikâhlısı muttali olabilir
Binâenaleyh, dinin bu yönlerini anlatmak için herhangi bir istiâre ve kinâyeye başvurmadan -ki çok defa bu türlü anlatma tarzı anlamayı bulandırır ve istinbatı zorlaştırır- herşeyi alabildiğine vuzûh içinde anlatacak, mürşidelere ihtiyaç vardır
İşte, herşeyden evvel, nübüvvet hânesinde olan bu temiz ve pâkize zevcât, kadınlık âlemine karşı irşâd ve tebliğ vazifesinin sorumluluları ve nakilcileri bulunmaları itibariyle, peygamber için de, peygamberlik için de; kadınlık âlemi için de gerekli, hattâ elzem olur
2
Diğer bir husus da, umumî ma’nâda Efendimiz (sav)’in zevceleriyle alâkalı oluyor ki, o da:
a
Zevceler arasında, yaşlı, orta yaşlı ve gençler bulunması itibariyle, bu devre ve dönemlerin hepsine ait çeşitli ahkâm vaz’ediliyor
Ve bizzat Peygamber (sav) hânesi içinde bulunan bu pâkize zevceler sayesinde tatbik imkânı buluyordu
b
Zevcelerin herbirisi, çeşitli oymaklardan olması sebebiyle, evvelâ o kabileler arasında; sonra da muazzez şahsiyetiyle akrabalık te’sis buyurduğu bütün cemâatler içinde, köklü bir sevgi ve alâkaya yol açılıyordu
Her kabile ve oymak, O’nu, kendinden biliyor, din hissinin yanında, cibillî bir bağlılıkla O’na karşi derin bir alâka hissediyordu
c
Her kabileden aldigi kadin, O’nun hayatında ve irtihalinden sonra, kendi cemâatı arasında çok ciddî dînî hizmete vesîle olabiliyor; uzak-yakın bütün akrabalarına, zâhir ve bâtın-ı Ahmediye (sav) hususunda tercümanlık yapıyordu
Bu sayede O’nun kabilesi de, kadın ve erkeğiyle, Kur’ân’ı, tefsîri, hadîsi ondan öğreniyor ve dinin ruhuna vâkıf olabiliyordu
ç
Bu izdivaçlar vâsıtasıyla, Nebiyy-i Ekmel, âdetâ bütün Cezîret-ül Arap’la yakınlık te’sis etmiş gibi, her hânenin, teklifsiz misafiri hâline gelmişti
Herkes bu karâbet vasitasiyla o mehâbet âbidesine yaklaşabiliyor ve dînî hükümleri ögrenme firsatini buluyordu
Ayni zamanda bu ayri ayri aşîretlerin herbiri, bir çeşit, kendini O’na yakın sayıyor ve bununla iftihar ediyordu
Mahzum Oğulları, Ümmü Seleme (r
anha) vasıtasıyla; Emevîler, Ümmü Habîbe (r
anha) vasıtasıyla; Hâşimîler, Zeynep bint-i Cahş (r
anha) vasıtasıyla kendilerini O’na yakın kabul edip, bahtiyar sayıyorlardı
3
Buraya kadar olanlar umumî ma’nâda ve bazı yönleriyle de, diğer peygamberlere şâmil olacak şekilde idi
Şimdi bir de, hususî ma’nâda ve teker teker her zevcenin serencâmesi içinde, mes’eleyi ele alalım: Evet, burada dahi göreceğiz ki; mantık, vahiy ile müeyyed O Zât’ı hayat-ı seniyyesi karşısında toprak kadar aşağı kalıyor; tabir-i diğerle beşer düşüncesi Fetânet-i A’zam (3) önünde rükûa varıp iki büklüm oluyor
EFENDİMİZ’İN HANIMLARI:
I
İlk zevceleri - seyyidetinâ - Hz
Hatîce (r
anha)’dir
Kendinden onbeş yaş daha büyük olan bu nâdîde kadinla izdivaçlari, her evlilik için en büyük örnek mâhiyetindedir
O, bütün bir hayat boyu, derin bir vefâ ve sadakatla eşlerine bagli kaldiklari gibi, zevcelerinin vefatindan sonra dahi O’nu hiçbir zaman unutmamış, hatta her vesîle ve fırsatta O’ndan bahisler açmıştır
Hz
Hatîce’den sonra Peygamberimiz (sav) dört-beş sene evlenmediler
Başlarinda birçok yetim bulunmasina ragmen, onlarin meûnetine katlanıp, bir bakıma hem annelik, hem de babalık vazifesini yürüttüler
Muhâl-farz, evvel ve âhir kadınlara karşı küçük bir za’fı olsaydı, böyle mi hareket ederlerdi
?
II
Sıra
itibariyle olmasa bile ikinci zevceleri, Âişe-i Sıddîka’dır
En yakın arkadaşının kızı
Acı-tatlı bütün bir hayatı beraber yaşayan bu büyük insana karşı, Nebî’nin en mu’tenâ ikramı
Umum neseblerin sona erdiği günde, sona ermeyen karâbetiyle O’nun yanında bulunma şerefi ancak bu sayede olacaktır
Evet, Âişe-i Sıddîka ile Hz
Ebu Bekir, maddî-mânevî hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde kurb-u Nebevîye mazhar olmuşlardı
Ayrıca, Hz
Âişe (r
anha) gibi çok zekî bir nâdire-i fıtrat, da’vâyı nübüvvete tam vâris olabilecek yaradılışta idi
İzdivaçtan sonraki hayatı ve daha sonraki hizmetleriyle kat’iyyen sübut bulmuştur ki; o muallâ varlik, ancak Nebî zevcesi olabilirdi
Zira o, yerinde en büyük hadîsci, en mükemmel tefsirci ve en nâdîde fikihci olarak kendini gösteriyor, zâhir ve bâtin-i Muhammed (sav)’i emsâlsiz kavrayışıyla, bihakkın temsil ediyordu
Bunun içindir ki; Efendimiz (sav)’e rüyasında, onunla izdivaç yapacağı iş’âr ediliyor ve henüz gözlerine başka hayâl girmeden peygamber hânesine kadem basiyordu
Yine Aişe radiya'llâhu anhâ'dan rivâyete göre Resûlullâh salla'llâhu aleyhi ve sellem Hazret-i Aişe'ye şöyle demiştir: - Ey Aişe sen üç gece rüyamda bana gösterildin
Öyle saniyorum ki ben, bir ipekli kumaş parçasinda senin sûretini gördüm de (Cibrîl tarafndan): Bu resmin sâhibi senin müstakbel zevcendir! denilmişti
- Şimdi ben suretinden anliyorum ki, o sûret sendin - Cibrîl'in o sözü üzerine ben: Eğer bu rü'yâm Allah tarafından gösterilmiş ise Allâh'ın takdîri infâz buyurulurum
Bu sayede o, Hz
Ebu Bekir (r
a
) için vesîle-i şeref olacak ve kadınlık âlemi içinde, bütün isti’dad ve kâbiliyetlerini inkişaf ettirerek, Efendimiz (sav)’in en başta talebelerinden biri olma hüviyetiyle, büyük mürşide ve mübellige olmaya hazirlanacakti
Işte böylece, o da hem bir zevce, hem de bir talebe olarak saadet hânesine intisab etmiş bulunuyordu
Hazreti Aişe’nin evlenirken dokuz yaşinda olmasini yadirgayanlar var
O sicak diyarlarda ergenlik çagina erken erilir
Bu yaşlarda evlenmek gayet tabiidir
Kaldi ki, Anadolu’da bile 14 yaşinda evlenme hadisesi çoktur veya yakin zamana kadar çoktu
Yaygin bir şeydi ki, türkülerde bile yerini almiştir bu mesele
13-14 yaşinda…vs
O devirde, 9-10 yaşlarinda kiz çocukalrinin evlenmesi örfen de sakincali degildi
Bu meseleyi dillerine dolayanlar o zamanin ve sicak memleketlerin şartlarini ya hesap etmiyorlar, ya da meseleyi anlamak istemiyorlar, kasitli olarak çarpitiyorlar
III
Yine izdivaç sirasina göre olmamakla beraber üçüncü zevceleri Ümmü Seleme (r
anha)’dir
Mahzum Oymağı’ndan ve ilk müslümanlardan olan Ümmü Seleme, Mekke’de tazyik görmüş; ilk olarak Habeşistan’a, ikinci defa da Medine’ye hicret etmiş ve o günkü şartlara göre ilk saftakiler arasinda yer almişti
Kendisiyle beraber bu uzun ve meşakkatli yolculuklara katlanan bir de kocasi vardi
Ve, Ümmü Seleme’nin nazarında eşi-menendi olmayan bir insandı
Bütün çile devrini beraber yaşadığı, bu eşsiz hayat arkadaşı Ebu Seleme’yi Medine’de kaybedince çocuklarıyla başbaşa kaldı
Yurdundan, yuvasından uzak, bir sürü yetimle, hayat külfetini yüklenmiş bu kadına, ilk şefkat elini, Ebu Bekir ve Ömer (r
anhüma) uzatırlar; fakat o bu talepleri reddetti; zîrâ onun gözünde Ebu Seleme’nin yerini dolduracak insan yoktu
Nihayet, izdivaç teklifiyle Allah Resûlü (sav) ona el uzattı
Bu izdivaç da gayet tabiiydi, zira İslâm ve îman uğrunda hiçbir fedâkârlıktan dûr olmayan bu muallâ kadın, Arabın en soylu oymağı içinde uzun zaman yaşadıktan sonra yapayalnız kalmıştı ve dilenciliğe terk edilemezdi
Hele ihlâs, samimiyet ve İslâm için katlandığı şeyler düşünülünce, ona muhakkak ki el uzatılmalıydı
Dantel
Mumsema
Frmacil
02-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Evlilik Ve Efendimiz’in Evlilikleri
Ve, işte
kâinat’ın Fahrı, onu nikâhı altına alırken bu inâyet elini uzatmıştı
Evet, gençliğinden beri yaptığı; kimsesizleri görüp gözetme ve yetimlere el uzatma iş ve vazîfesini, o günkü şartların iktizasına göre bu şekilde yerine getiriyordu
Ümmü Seleme de Hz
Âişe gibi dirâyet ve fetâneti olan bir kadındı
Bir mürşide ve mübelliğe olma istidâdındaydı
Onun için bir taraftan şefkat eli onu, himâyeye alırken, diğer taraftan da, bilhassa kadınlık âleminin medyûn-u şükran olabileceği bir talebe daha ilim ve irşad medresesine kabul ediliyordu
Yoksa, altmış yaşına yaklaşmış Fahr-i Kâinat Efendimiz (sav)’in, bir sürü çocuğu olan, bir dul kadınla evlenmesini ve evlenip bir sürü külfet altına girmesini, başka hiçbir şeyle îzah edemeyiz
Hele şehevîlik ve kadınlara düşkünlükle aslâ ve kat’â!
IV
Bir diğer zevceleri de Remle bint-i Ebi Süfyan’dır (Ümmü Habîbe)
Peygamber (sav) ve peygamberlik karşısında bir müddet küfrü temsil eden birinin kızı
Bu da ilk müslüman olanlardan ve birinci safda yerini alanlardandı
Çile devrinde Habeşistan’a hicreti, orada kocasının önce tenassur etmesini, sonra da vefâtını görmüş muzdarip bir kadın
O gün Sahâbe, sayı itibariyle az; mal yönünden fakirdi
Herhangi birine bakacak, medar-ı maîşetini temin edecek durumları yoktu
Buna göre, Ümmü Habîbe ne yapacaktı? Ya tenassur edip, hristiyanların yardımına mazhar olacak; ya küfür yuvası olan baba evine dönecek veya kapı kapı dolaşıp dilenecekti
Bu en dindar, en soylu, aile itibariyle en zengin kadının bunlardan hiçbirini yapması mümkün değildi
Birtek şey kalıyordu; o da Efendimiz (sav)’in müdâhalesi ve muâlecesi
İşte, Ümmü Habîbe ile izdivaçta da bu yapılıyordu
Dini için her türlü fedakârlığa katlanmış bu kadın, yurdundan yuvasından uzak; zenciler arasında; kocasının irtidat ve vefâtı kendisini dilgîr ettiği günlerde; Necâşi’nin huzuruna çağırılıp, Peygamberimiz (sav)’le nikâhının kıyılması gibi en tabiî birşey yapılıyordu
Bunu değil kınamak “Rahmeten li’l-âlemîn” olmanın gerektirdiği bir hususun îfâsı sayarak alkışlamak lâzımdır
Kaldı ki; bu büyük kadının da, emsâli gibi kadın-erkek müslümanların irfan hayatına getireceği çok şey vardı
O da bu suretle hem bir zevce hem de bir talebe olarak, o saadethâneye intisab ediyordu
Aynı zamanda bu evlilik sayesinde, Ebu Süfyan ailesi de, Hâne-i Nübüvvete teklifsiz girip çıkma imkânını elde ediyor ve değişik bir bakış kazanarak yumuşamış oluyordu
hem değil sadece Ebu Süfyan ailesi, belki bütün Emevîlerde te’sir icrâ edebilecek bir hâdise olma karakterinde
Hatta denebilir ki; alabildiğine sert ve bağnaz olan bu aile, Ümmü Habîbe’nin nikâhı sayesinde oldukça yumuşadı ve her türlü hayrı kabul etmeye hazır hâle geldi
V
Saâdet-hânesine girenlerden biri de Zeyneb bint-i Cahş (r
anha)’dır
Alabildiğine asîl ve o kadar da ince, iç derinliğine sâhip Hz
Zeyneb, Sultân-ı Enbiyânın yakın akrabası ve yanıbaşında büyüyen, gelişen bir kadındı
Efendimiz (sav) Zeyd (r
a
) için onu talep ettiği zaman, ailesi biraz çekimser kalmış ve bu arada Efendimiz (sav)’e verme temâyülünü göstermişlerdi
Sonunda Peygamberimiz (sav)’in ısrarıyla Zeyd b
Hârise’ye vermeye râzı olmuşlardı
Zeyd, bir zamanlar hürriyetini yitirmiş; esirler arasına girmiş ve sonra Kâinatın Efendisi (sav) tarafından hürriyetine kavuşturulmuş bir âzâtlı idi
Peygamber Efendimiz (sav) bu izdivaçtaki ısrârıyla, insanlar arasındaki müsâvâtı te’sis, tahkîm ve tersîn etmek istiyor ve bu çetin işe de, yine yakinlariyla başliyordu
Ne var ki, Zeyneb gibi çok yüce fitratli bir kadin, emre imtisâlden ibâret olan bir evliligi, uzun sürdüremeyecek gibiydi
Bu evlilik, Zeyd için de bir şey getirmemiş ve sadece bir izdirab ve hasret olmuştu
Nihayet boşama hâdisesi oldu; fakat Efendimiz (sav) Zeyd’i vazgeçirmeye ve evliliğin devam ettirilmesine çalışıyordu
Tam o esnâda, Cibrîl (as) geldi ve semâvî fermanla, Zeyneb’in Efendimiz (sav)’le izdivaç etmesi emrini getirdi
Efendimiz (sav)’in ma’ruz kaldığı imtihan oldukça ağırdı, zira, o güne kadar, kimsenin cesaret edemediği birşey yapılıyor ve yerleşmiş, kök salmış âdetlere karşı, ilân-ı harp ediliyordu
Bu çok çeşit bir mücâdeleydi
Ancak Allah (cc) emrettiği için yapılabilirdi
Ve işte Efendimiz (sav), derin bir kulluk şuûruyla, nezîh şahsiyetine karşı çok ağır gelen bu işi yaptı
Hz
Âişe (r
anha)’nin dediği gibi, muhâl-farz, Peygamberimiz (sav)’in, Vahy-i Münzel’den bir şeyi ketmetmesi câiz olsaydi Zeyneb’le izdivâcını emreden âyetleri ketmederdi
Evet, Zât-ı Risâlet Penâhi’ye o kadar ağır gelmişti
İlâhi hikmet ise, bu temiz ve yüce varlığı, peygamber hânesine sokmak, ilim ve irfan yönüyle hazırlamak, irşad ve tebliğle vazifeli kılmak istiyordu
Nihayet, öyle de oldu
Ve daha sonraki nezîh hayatı boyunca, peygamber zevceliğinin iktizâ ettiği inceliklere riâyet etti
Ayrıca, câhiliye devrinde, evlâtlıklara evlât deniyor ve onların eşleri de aynen evlâdın eşi gibi kabul ediliyordu
Câhiliyeye ait bu âdet, kaldırılmak murad buyurulunca, yine tatbikata Efendimiz(sav)’le başlanildi
Herhangi bir kimseye “evlâdım” demekle evlâdınız olamayacağı gibi, “evlâdım” dediğinizin zevcesi de gelininiz olamaz
Zeyneb’le izdivaç hususunda söylenecek daha çok şey olmakla beraber, sual-cevap mevzuunun istiâb haddini aşacagi için, şimdilik tek başina tahlil edilecegi âna havale ediyor ve kisa kesiyorum
VI
Saâdet hânesiyle şerefyâb olanlardan biri de, Cüveyriye bintü’l-Hâris’dir
Gayr-i müslim olan kabîlesine karşi harb edilmiş ve kadin erkek esârete dûçar olmuşlardi
Hissiyati alt-üst olmuş, gururu kirilmiş bu saray mensubu kadin, huzûr-u risâlete getirildiğinde, kin ve nefretle doluydu
İşte o zaman Fetânet-i A’zam, yağdan kıl çekme kolaylığı içinde mes’eleyi bir hamlede halletti
Hz
Cüveyriye (r
anha) ile nikâh akdedince Cüveyriye, mü’minlerin anası mevkiine yükseldi ve sahâbenin bakışında bir ihtirâm âbidesi hâline geldi
Hele Ashâb-ı Resûlullah’ın “Peygamberin akrabaları esir edilmez” deyip, ellerindeki esirleri bırakınca, hem Cüveyriye (r
anha) hem de aşîretin gönlü fethediliverdi
Görülüyor ki, Peygamberimiz (sav) altmış yaşları dolaylarında yaptıkları bu izdivaçta dahi pek çok mes’eleyi bir çırpıda hâllediyor; kızıl kıyamet hâdiselerin içinde, sulh ve sükûn meltemleri estiriyordu
VII
Talihliler arasına karışanlardan birisi de, Safiyye bint-i Huyey (r
anha)’dir
Hayber emirlerinden birinin kızı
Meşhur, Hayber Vak’ası’nda, babası, kardeşi ve kocası öldürülmüş, kavim kabilesi de esir edilmişti
Safiyye (r
anha) büyük bir öfke ve intikâm hırsıyla yanıp tutuşuyordu
Nikâh akdedilip, mü’minlerin hürmet duyacağı, Efendimiz (sav)’e zevce olma muallâ mevkîine yükselince, ashabın“anam-anam” ta’zimleri ve Efendimiz (sav)’in eritici ve tüketici yüceliği karşısında, Safiyye de olup biten herşeyi unuttu ve Peygamberimiz (sav)’e zevce olmakla iftihar etmeye başladi
Ayrica, Hz
Safiyye (r
anha) vasitasiyla pek çok yahudinin, Efendimiz (sav)’i yakından görüp tanıma ve yumuşama imkânı da doğuyordu
Bir şeyle her şey yapan ve bir fiilinde binler hikmet bulunan Hazreti Allah (cc), bütün izdivaçlarda olduğu gibi, bunda da pek çok hayır ve bereket yaratmıştı
Bundan başka, düşmanlarının iç âlemine muttalî olma bakımından, ümmetine bir ders vermiş olabileceğini zikretmek de muvafık olur zannederim
Hele hele yahudilere karşı
Hazreti Safiyye (r
anha) ve emsâli ayrı milletlerden olan kadınların, o milletlerin iç durumlarına nüfûz bakımından büyük ehemmiyeti vardır; elverir ki insan onların hâin olanlarıyla kendi sırlarını düşmanlara kaptırmasın
VIII
Bu bahtiyarlardan biri de Sevde’dir
İlk safta yerini alanlardan; kocasıyla Habeşistan’a hicret edenlerden ve Ümmü Habibe’nin kaderine benzer şekilde, kocasinin vefatiyla ortada kalanlardan
Efendimiz (sav), bu kalbi kirigin da, yarasini sardi; onu perişan olmaktan kurtardi ve ona enîs oldu
Zaten sadece Efendimiz (sav)’in nikâhı altında bulunmayı düşünen bu büyük kadının, dünya adına istediği başka hiçbirşey de yoktu
İşte bütün evliliklerinde bu türlü hikmet ve maslahatlar bulunan Peygamber Efendimiz (sav) hiç mi hiç nefsânî duygularyla bu işin içine girmemiştir
Ya Râşid Halîfeler’in ilk ikisine karşi oldugu gibi, vezirleriyle bir yakinlik te’sisi ve zevcesi olacak kadındaki istidat ve kabiliyet veya teker teker, diğerlerinde gördüğümüz gibi, başka hikmet ve maslahatlarla evlenmiş ve büyük yük ve sıkıntıların altına girmiştir
Bunlardan başka, bu kadar kadının, mesken, nafaka, elbise gibi ihtiyaçlarını, en âdil şekilde temin etmesi ve onlara karşı muâmelesinde kılı kırk yararcasna, adâlet ve hakkâniyete riâyette bulunması; aralarında meydana gelmesi muhtemel huzursuzlukları peşinen önlemesi, vârid olan geçimsizlikleri yağdan kıl çekme rahatlığı içinde hâlletmesi, Bernard Shaw’n ifadesiyle “En büyük problemleri kahve içme kolaylığı içinde hâlleden” O müstesnâ Zât’ın peygamberliğine delâlet eder
Bir kadın ve bir-iki çocuğun dahi, idaresinin ne kadar müşküll olduğunu gören ve bilen bizler; daha evvel başka yuvalar kurmuş; başka âile yapılarına şahid olmuş, girdiği yuvalarda farkl mîzaclar kazanmış pek çok kadını, bir şiir âhengi ve ritmi içinde idare eden, o muallâ ve mübeccel Varlık (sav) karşısında iki büklüm oluyoruz
Bir husus kaldı ki o da, zevcelerin adedinin, ümmetine meşru kılınan adedin üstünde olma keyfiyetidir
Bu bir hususî uygulamadır
Evet, bildiğimiz ve bilemediğimiz pek çok maslahat ve hikmetleri hâvi bir hususî kanundur
Bir müddet bu mevzuda mutlak izin verilmiş; belli bir müddet sonra ise sınır konmuş ve evlenmesi yasak edilmiştir
(*) Asrın getirdiği tereddütlerden alınmıştır
1, 84/97)
(1) Magâzi ve Siyer: Peygamberimiz (sav)’in savaşlarini ve hayatini anlatan kitaplar
(2) Fetanet-i Azam: Peygamber mantigi, akli aşan akil
(3) Serrişte: Dile dolama, alaya alma
Kisaca ifade edecek olursak, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in çok evliliğini; 1- Dini anlatma, 2- Yakınlık kurma ve böylece yine bazı kabile ve milletlerin hidayetlerine vesile olma,(Ümmü Habibe vasıtasıyla Emevilerle, Ümmü Seleme vasıtasıyla Mahzum Oymağı ile, Hazreti Safiyye vasıtasıyla Hayber yahudileriyle, Cüveyriye vasıtasıyla Beni Müstalik ile yakınlık sağlanmıştır
) 3- Dul ve sahipsiz kalan kadınlara şefkatinin gereği sahip çıkma ve onlara bir şeref kazandırma (Dul kalan Sevde Validemizle olan evliliği gibi) 4- Bazı dostlarının kalbini kırmama, mesela Hazreti Ömer’in kızı Hafsa’yla evliliği bu şekilde cereyan etti
4- Hazreti Aişe gibi kendisine eş olabilecek kabiliyette olan kadınların kabiliyetlerini görmesi ve sırf tebliğde kullanabilme düşüncesiyle nikahlaması (ki, Hazreti Aişe ve Ümmü Seleme Validelerimiz’in dine ne kadar hizmet ettikleri açıktır
) şeklinde temellendirebiliriz
Dört Evlilik Konusunda Yanlış Anlayışlar: Bugün İslam deyince bazı çevrelerde maalesef hemen akla dört evlilik geliyor
Sanki İslam sadece evlilikten ibaret bir dinmiş gibi
Tabi öncelikle bu mesele, İslam’ı hazmedemeyenlerin ortaya attığı bir şeydir
Evliliğin yanında, el kesme, taşlama, cihad gibi konular da ileri sürülen İslam imajları oluyor
Diğerlerini başka zamana bırakarak şimdilik sadece dört evlilik meselesine temas etmek istiyoruz
Bir defa
dört evlilik, ne farzdır, ne vaciptir, ne sünnettir, ne de örf açısından bugün hoş görülen bir şeydir
Hayır bunların hiçbiri değildir
Dört evlilik meselesi, mecbur kalanlar ve imkanı olanlar için sadece ve sadece bir ruhsattır
Bir insan dört evliliğe nasıl mecbur kalır ve nasıl imkan bulur? Bir kadınla iktifa edemez, harama düşme ihtimali vardır
Harama düşmektense bir kadınla daha evlenir
İkinci eşine bakacak geliri de vardır
Hiç birini mahrum etmeyecektir
Asli ihtiyaç olan ev, yeme içme gibi şeyleri temin edecektir
Bu imkanlara sahipse ikinci evliliğini yapabilir
Yine aynı tehlike söz konusu olursa, bir evlilik daha yapar
Bu konuda Cenabı Hakk dörde kadar izin vermiştir
Fakat Allah bu ruhsatı verirken, şu önemli hakikati hatırlatır: “Gerçi, ne kadar isteseniz de kadınlar arasında adaleti sağlayamazsınız
!”
Evet ruhsat var ama, adalet nasıl sağlanacak? Bakım görüm işlerini, kendilerine vakit ayırmayı çok iyi ayarlaması lazımdır
Birini daha fazla sevme, birini az sevme meselesi insanın elinde olan bir şey değildir ve mesul de değildir
Ancak acaba bu fıtri olan fazla sevmelerde-sevmemelerde dengeyi koruyamazsa nasıl bir manzara ortaya çıkar
Bugünün dünyasında bu dengeye hassasiyetle dikkat edilir mi
? İnsafla düşünmeli
Allah insanın fıtratını biliyor ve ona göre konuşuyor
Adaleti sağlayamazsınız diyor
Evet bu bir hakikattır
Kaldı ki bugün, bir erkeğin bir eşini memnun etmesi bile çoğu zaman zor olmaktadır
Hele hele Amerika gibi bir toplumda, erkek biraz eve geç gelse, hanımı şüpheye düşmektedir
İnsan çok çok mazbut olmalı, dine çok bağlı yaşamalı ki, eşler
kocasından şüphe etmesin
Ancak, Sahabe Asrında yaşamıyoruz
Şu zamanda zihinler, motivasyonlar çok dağınık, değerler alt-üst olmuş, her şey birbirine karışmış ve anne-babadan öğrenme bir dinimiz var
Bu halimizle biz örnek bir dünya kurmaya çalışıyoruz
Örnek bir dünya da örnek insanlarla kurulur
Ve bizler bugün şahsî, ailevî, ictimaî ve ticarî hayatımızla böyle bir dünyayı kurma çabasındayız
Eşlerin birbirlerinden gayet emin olduğu, mutlu ailelerin kurulduğu, örnek bir neslin yetiştiği örnek bir dünyayı
Burada önemli bir mesele daha var ki, bütün şartlar müsait olsa bile, bu mesele hepsine mani olmaktadır
O da şudur: İslam’a karşi dört evlilik noktasinda bir sürü saldiri yapilirken, hele örf ve adetlerde dört evlilige neredeyse zina gibi bakilirken ve hatta Islam toplumunda bile bu mesele yadirganirken, Islam’ı temsil etme konumunda olan insanların kesinlikle bu işe teşebbüs etmemeleri gerekir
Yoksa dine karşı bir ihanet sözkonusu olur
Bugün, bu ve benzeri meselelerden dolayı tenkid edilen müslümanların bu işe teşebbüsleri, o tenkid edenlere hazır malzeme sunma manasına gelir
Bir de birinci
hanımının haberi yokken ikinci bir evlilik caiz mi şeklinde bir soru var
Bu kesinlikle caiz değildir
Dinen, vicdanen, mantıken ve örfen böyle bir şeye cevaz vermek mümkün olamaz
Hele Amerika gibi gayet serbest bir toplumda, böyle bir şeye mümkün nazarıyla bakmak, vahim neticeleri doğurabilir
Bizler farklı insanlarız
Allah’ın lütfuyla önemli bir hizmetin içinde
bulunuyoruz
Dini adına herhangi bir gayesi olmayan insanlardan bir farkımız olmalı
Onlar çakırkeyf yaşayabilir
Hiç evlenmeyip bağışlayın flört yapabilir, metreslerle hayatını devam ettirebilirler
Ama bizler bunu yapamayız
Yapamamakla beraber, bunların yakınından bile geçemeyiz
Herkes bize bakarak hayatını düzene koymalı
Evlilik nasıl olur, cennet köşesi bir aile nasıl kurulur, aile nasıl mutlu olur
Bütün bunlarda ölçü biz olmalıyız
Çünkü, yeryüzünde şu an bu tabloyu aksettirecek örnek bir toplum görtermek mümkün değil
Belki Japonlar, aile konusunda mazbut olsalar da bizim kadar hassas olamazlar
Çünkü dayandıkları sağlam bir din yok
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem gibi önlerinde bir rehber yok
Sünnet gibi bir ölçüleri yok
Sünnet bizim için en önemli pratik kaynaktır
O Örnek İnsan’a bakar, hayatımızı ona göre şekillendiririz
Bu da en güzel ahlakı ortaya koymak demektir
Hasılı; bizler birer müslüman olarak, dinimizi yaşamak kadar dinimize söz getirmemekle de mükellefiz
İslam’a en ufak bir yan bakışa sebep olmamız, bizi ciddi mesuliyet altında bırakır
Önemli bir nokta da, her şey temelde imana bakar
İman noktasında evliliğe nazar eden biri, onu cennet köşelerinden birini tesis etme şeklinde görür
Onu yıkmanın da ne demek olduğunu elbette idrak eder
Evlendiği eşinin, kendisine ebedî eş olacağının şuuruna erer
Ona sahip çıkar,kesinlikle ihanet etmez
Ona geçici zevkler için değil, ebedi hayatını kurtulmasi için bir vesile olarak bakar
Güzel yönlerini kendine örnek alır
Mahsurlu olan yönlerini tadile çalışır
Ne mutlu, birbirlerinin güzel taraflarını örnek alan, güzel olmayan taraflarını da yumuşaklıkla ıslah eden eşlere!
Tags
:
efendimiz8217in
,
evlilik
,
evlilikleri
Evlilik Ve Efendimiz’in Evlilikleri ile ilgili Benzer Konular
151 Kez Görüntülendi
Efendimiz’in (sas) kullandığı 40 öğretme metodu
Dini Sohbet
Peygamber Efendimiz’in Cennetteki Komşusu
Kıssalar & Hikayeler
Peygamber Efendimiz (sav)’in sevdiği yemekler
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Peygamber Efendimiz (sav)’in Aileyle İlgili Sözleri
Dini Sohbet
Efendimiz’i hangi sûreler ihtiyarlattı?
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
04:41
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545