FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Siyer
EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI ile ilgili Benzer Konular
590 Kez Görüntülendi
Efendİmİz’İn (s.a.s.) Varlikla Ünsİyetİ
Sünnet & Hadis
ABD, savaşlarda yalan makinesi kullanıyor
Bilim&Teknoloji
İFTİHAR ABİDEMİZ EFENDİMİZ dinleyin CD alın
Dini Videolar
EFENDİMİZ(s.a.s.)'İN KUR'ÂN OKUYUŞU
Kuran'ı Kerim
ArkadaŞlar Bu Peygamber Efendİmİz(s.a.v)'a Yapilan Bİr Saldiri
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
M. Fethullah Gülen Hocaefendi Cevap Veriyor: Mehdi Kim? Mesih Nerede?
|
Bİlmeyen Bİldİremez Sevmeyen Sevdİremez Yanmayan Yandiramaz
Konu Araçları
31-08-2007
#
1
Profil Bilgileri
P.Alemdar
EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI
EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI başlıklı yazı Mumsema EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI Forum Alev
İslâm’da esas olan sulh, yani barıştır
Savaş istisnai bir durumdur
Çünkü İslâm kelimesi “sulh ve selamet” manasına gelmektedir
Ama ne var ki, bir devletin tek taraflı olarak harp istememesi bir mana ifade etmez
Karşı taraf size saldırmak için hazırlanıyor ve bu uğurda fırsat kolluyorsa sizin de her zaman buna hazır olmanız gerekir
İslâm’da savaş, kan dökmek, toprak kazanmak, ganimet elde etmek için yapılmaz
Bu gayelerin hepsi merduttur
İslâm’da savaş genelde müdafaa eksenlidir
Cihad, Allah ile insanlar arasındaki engelleri bertaraf ederek, onların Allah ile buluşmalarını sağlama ameliyesidir
Savaş büyük ve kutsal bir hareket olan cihadın bir parçasıdır
Ama kaynaklarda cihad bazen savaş yerine de kullanılır
Yani cihad, savaşı da içine alan bir harekettir
Ama harb ve savaş kelimeleri, cihadın ihtiva ettiği manayı tamamen istiab edemez
Cihad kıyamete kadar devam edecek olan bir harekettir; kesintisizdir
İslâm’ın doğru anlatılması, anlaşılması, sevdirilmesi için ortaya konulan her türlü performans cihadın kapmasına girmektedir
Savaş ise gerektiğinde İslâm düşmanları ile yapılan mücadelenin sadece bir kısmıdır
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), daima savaştan uzak durmuş, mecbur kaldığında ise ordu kumandanlarına verdiği emirlerde mealen şöyle buyurmuştur:
“Müşriklerden olan düşmanlarınızla karşılaştığınız zaman onları İslâm’a davet edin, kabul ederlerse onlar sizin kardeşlerinizdir
Kabul etmezlerse, cizye vermeye davet edin; yani daimi vatandaş olmalarını teklif edin; onu da kabul etmezlerse Allah’tan yardım dileyerek onlarla harp edin
” (Müslim, Cihad 3)
Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, asıl maksat insanları savaşla imha etmek değil onları İslâm’a kazandırmaktır; ihya etmektir
İslâm’ın asıl hedefi bütün insanların dünya ve ahiretlerini mamur hale getirmektir
Peygamber Efendimiz (s
a
s
)’in savaş komutanlığı dünya tarihindeki diğer komutanlarla mukayese edilemez
Çünkü O, rahmet peygamberidir
Savaşlardaki komutanlığında bile rahmet peygamberi olduğunu göstermiş, düşman tarafının ölmesi ve imha edilmesi için değil, onların hem kendilerinin hem de kıyamete kadar gelen nesillerinin ihyası için gayret göstermiş ve bu uğurda üstün bir savaş hukuku ve stratejisi ortaya koymuştur
Allah Resulü, savaşlarda hiçbir zaman düşman birliklerini yok etmeyi hedeflememiştir
Her zaman barışa önem vermiştir
Hudeybiye barışı, O’nun hayatında büyük bir zaferdir
O yüce Peygamber, kendisine her türlü kötülüğü yapmış, hicrete mecbur etmiş Mekkelilere şefkatle davranmış, Mekke’yi kan dökmeden fethetmiştir
İsteseydi Mekkelilerin hepsini kılıçtan geçirebilirdi
Ama bunu yapmadı
Çünkü O, rahmet peygamberidir
Mekkeliler bir yanlışlık yapıp İslâm ordusuna saldırmasınlar ve kan dökülmesin diye onlara mağlubiyeti peşinen kabul ettirdi ve şöyle haber gönderdi:
“Kim Kâbe’ye sığınırsa emniyettedir,
- Kim Ebu Süfyan’ın evine sığınırsa emniyettedir,
- Kim evinin kapısını kilitler ve kendi evinde oturursa emniyettedir, ona dokunulmayacaktır, o güven içindedir…” (Vakidi, I, 21)
Allah Resûlü (s
a
s
) bu şekilde üstün bir taktikle Mekkelilerin kuvvetlerini dağıttı ve kan dökülmesini önledi
Daha sonra da affa uğrayan Mekkeliler bu iyilikler karşısında toptan Müslüman oldular
Bugünkü modern dünyada cereyan eden savaşlarda büyük bir problem halini alan “Savaş esnasında sivillerin ve çevrenin korunması” prensibi, kıyamete kadar bütün Müslümanlara ve insanlığa örnek olmak üzere, Hz
Peygamber’in komutanlığı döneminde çok güzel halledilmişti
O, Bedir ve Uhud gazalarını şehir dışında yaparak, Hendek savaşında da şehrin etrafını hendeklerle çevreleyerek sivil halkı koruma altına almıştır
Yukarıda zikrettiğimiz gibi Mekke fethinde de ayrı bir taktik uygulayarak düşman tarafındaki sivillerin korunmasını göz önünde bulundurmuş ve bunu başarmıştır
Öteden beri insanlık tarihinde cereyan eden savaşlarda ve bugünkü modern dünyanın savaşlarında gaye ve hedef düşmanı bütün varlığı ile yok etmektir
Rahmet Peygamberi bu yanlış anlayışa dur demiş, savaşlarda gaye ve hedefin insanları öldürmek değil, yaşatmak olduğunu hem sözü hem de tatbikatı ile göstermiştir
Kendisinin katılmadığı savaşlarda da orduya tayin ettiği komutanlara verdiği emirlerde çocukların, kadınların, din adamlarının öldürülmesini yasaklamış, arazinin ve mamur yerlerin harap edilmesini nehyetmiştir
(Buhari, Cihad 146)
Yüce Peygamberimiz savaşlarda Müslümanlara, muharip statüsünde olanlarla savaşmalarını hedef göstermiştir
Bu konuda Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “İnsanların savaşmaktan en çok çekineni, savaşmak mecburiyetinde kaldığında bile insan onur ve nezaketini zedelemeden savaşan (müsle, işkence gibi şeylerden uzak duran) ehl-i imandır
” (Ebu Davud, Cihad 110) Müslümanların savaşmak mecburiyetinde kaldığında bile Peygamberimizin çizdiği bu çerçeveyi ve bu tavrı koruması gerekir
SİVİLLERİN KORUNMASI
Hz
Peygamber bir hadis-i şerifinde rahmet ve savaş kelimelerini bir arada kullanarak şöyle buyurmaktadır:
“Ben rahmet peygamberiyim, ben savaş peygamberiyim
”(Müsned, IV, 395)
Bu iki kelimeyi bir arada kullanması O’nun savaşlarının bile bir rahmet olacağına işarettir
O’nun katıldığı savaşlar “Adil savaş”, insanlık tarihindeki diğer savaşlar ise yıkımdır, ölümdür ve felakettir
Hz
Peygamber, her şeye olduğu gibi savaşa da ayrı bir mana kazandırmıştır
İnsanlar ölmeden, mamur yerler harap olmadan, dünya ateşe verilmeden de savaşın olabileceğini göstermiştir
Savaş sonrası, düşman tarafına ve düşman ölülerine gösterdiği merhamet, eşi görülmemiş bir üstünlüktür
O’nunla savaşan bazı kimselerin hemen savaş sonrasında Müslümanlığı kabul etmeleri, O’na kılıç çeken insanların biraz sonra O’na asker olmaları O’nun en büyük zaferlerindendir
On senelik Medine döneminde yirmiden fazla savaşa katılan Hz
Peygamber, ortalama olarak senede iki sefer savaşa çıkmış oluyordu
Vefatı esnasında Arap yarımadası tamamen İslâm Devletinin hâkimiyeti altındaydı
Bu savaşlarda düşman tarafından ölen insanların sayısı yaklaşık olarak 250, Müslümanlardan şehid olanların sayısı da yaklaşık 150 civarındadır
(Hamidullah, 14-15) Demek ki O, insanları imha etmek için savaşmamıştır
O’nun savaşlarında sivil halkın canına ve malına dokunulmamıştır
O’nun savaşlarda rahmet olmasını, sivilleri, insanları, insanlığı ve çevreyi korumasını üç ana başlık altında görelim
A) Savaşa Katılmayanların Dokunulmazlığı
Hz
Peygamber, hiçbir savaşta sivil halka saldırma yoluna gitmemiştir
Onların canlarının ve mallarının koruma altına alınmasına azami derecede dikkat göstermiştir
(Hattab, 476) O’nun savaşta öldürülmesini yasak ettiği kişileri şu şekilde sıralayabiliriz
(bkz
Elmalılı, II, 687 vd
)
1
Kadınlar ve Çocuklar
Hz
Peygamber’in savaşlarında bu iki sınıfın öldürülmesi yasaktır
Abdullah b
Ömer (r
a)’dan rivayet edildiğine göre:
Allah Resûlü (sallalahu aleyhi ve sellem)’in katıldığı savaşlardan birisinde, bir kadın öldürülmüş olarak bulundu
Bunun üzerine Rasulullah (s
a
s
) savaşlarda kadınların ve çocukların öldürülmesini yasakladı
” (Buhari, Cihad 146)
2
İhtiyarlar
Şeyh-i fani denilen ihtiyarların öldürülmesi de yasaktır
Çünkü onlar da muharip statüsünde değildir
Enes b
Malik (r
a)’dan:
Hz
Rasulullah (s
a
s
) bir askeri birlik veya bir orduyu uğurlarken şöyle derdi:
“Allah’ın adı ile yola çıkın
Allah’ın dini için Allah adına savaşın
İhtiyarları (pir-i fani veya şeyh-i fani) öldürmeyin
” (Ebu Dâvud, Cihad 90) Sadece, savaşa fikri ve fiili olarak destek vermeleri istisna edilmiştir
Huneyn savaşında, yaşlı Dureyd b
Sımme’nin öldürülmesi işte bundan dolayıdır
(İbn Hişam, IV, 95)
3
Din Adamları
Abdullah b
Abbas (r
a
)’dan: “Rasulullah (s
a
s
), ordusunu gönderdiği zaman, onlara şöyle emir verirdi: “
Çocukları ve manastır ehlini öldürmeyin” (Müsned, I, 300) Hadis-i şerifteki ifadesi ile “Manastır ehli = Mabed ehli” olan bu insanlar da Müslümanlarla savaşmayıp, kendilerini ibadete verdikleri müddetçe öldürülmezler
4
İşçi ve Hizmetçiler
Bu iki sınıf, savaşmak niyetinde olmayan mustaz’af zümredendirler
Düşmanla beraber olmaları öldürülmelerini gerektirmez
“Rasulullah (s
a
s
), gönderdiği seriyyelere emir verirken şöyle buyururdu: “İşçileri ve hizmetçileri öldürmeyin…” (Müsned, III, 413)
Bu saydığımız insanlar savaşa iştirak etmedikleri müddetçe canları koruma altındadır
B) Esirlere Yapılan Muamele
Hz
Peygamber, esirlere çok iyi muamele yapmıştır
Esirlerin hemen hepsi Rasulullah’ın (s
a
s
) af ve kereminden istifade etmişlerdir
“İslâm’dan önce, Arap yarımadasında harp esirlerine ait hususi ve muayyen bir muamele tarzı yoktu
Bazen öldürülürler, bazen köle haline getirilirler (özellikle kadın ve çocuklar), bazen kurtuluş fidyesi alınarak ve bazen hiçbir karşılık alınmadan serbest bırakılırlar ve nihayet bazen de karşı tarafın elinde bulunan esirlerle karşılıklı değiştirilirlerdi
” (Hamidullah, 66)
Peygamber Efendimiz (s
a
s
) esirler konusunda ve özellikle bedir esirleri konusunda çok merhametli davranmıştır
“Hz
Peygamber bu esirleri en emin bir tarzda gözaltında bulundurmak için bunları kendi askerleri arasında taksim etmiş ve onlara iyi davranmalarını askerlerine tembih etmiştir
Bu emir icapsız kalmadı
Bu esirlerden elbisesi olmayanlara elbise temin edildi
Müslümanlarla eşit şekilde karınları doyuruldu
Bazı Müslümanlar bunlara ekmeklerini verip kendileri sadece hurma ile yetindiler
Gayeleri, sadece verilen emirden dışarı çıkmamak ve bu emre itaat etmekti
” (Hamidullah, 65-66) Hz
Peygamber’in esirlere yaptığı muameleyi şu şekilde maddeleştirilebiliriz:
1
Fidye Karşılığı Serbest Bırakma
Bu durum Bedir’de olmuştur
Müslümanların ilk zaferi olan bu savaşta müşrikler yetmiş ölü, yetmiş de esir bırakarak savaş meydanını terk ettiler
(Müslim, Cihad 18) Medine’ye götürülen esirlere çok iyi muamele yapıldı
Zira, Rasulullah (s
a
s
) “esirlere iyi davranın” (Hattab, 125) diye emir vermişti
Bunlardan zengin olanlar fidye karşılığında serbest bırakılırken, yoksul olanlar ise karşılıksız serbest bırakıldı
Diğer bir kısmı da Müslüman çocuklara okuma-yazma öğretmek şartıyla serbest bırakıldılar
(İbn Kesir, II, 512)
2
Karşılıklı Mübadele
Hz
Peygamber, müşriklerden aldığı esirleri bazen de, müşriklerin elinde bulunan esirleri hürriyete kavuşturma karşılığında serbest bırakırdı
Yani karşılıklı esir mübadelesi yapardı
3
Karşılıksız Serbest Bırakma
Rasulullah (s
a
s
) döneminde esirlere yapılan muamelenin en güzeli budur; en fazla uygulanan da budur
Bedir esirlerinden bir kısmı karşılıksız serbest bırakılmışlardır
Müreysi, Mekke fethi ve Huneyn Savaşlarında böyle yapılmıştır
Serbest bırakılan esirlerin hemen hepsi de neticede Müslüman olmuşlardır
Enes bin Malik (r
a)’dan:
“Mekkelilerden seksen kişi silahlı olarak Ten’im dağında Rasulullah (s
a
s
)’in üzerine hücum etmişler
Peygamber ve ashabını gafil avlamak istiyorlarmış
Fakat O, onları esir almış ve serbest bırakmış
” (Müslim, Cihad 133)
Bu hadise Hudeybiye seferi esnasında olmuştur
Rasulullah (s
a
s
) isteseydi onları serbest bırakmaz, Mekkelileri zor durumda bırakırdı
Ama O, insanlara merhametli davranıp İslâm’ı sevdirmek istiyordu
Fetih sonrası Efendimiz (s
a
s
)’in, Mekkelilere yaptığı büyük bir âlicenaplıktır
Tarih böyle bir büyüklüğe şahit olmamıştır
O, sadece Mekkelilere değil, aslında herkese karşı merhametliydi
Mühim olan şirkin ve küfrün yok olmasıydı
O’nun hedefi insanları yok etmek değil, şirki ve küfrü yok etmekti
Rasulullah (s
a
s
), Mekke fethinden sonra müşriklere şöyle seslendi:
“Ey Kureyş topluluğu, şimdi size ne yapacağımı tahmin ediyorsunuz?”:
Kureyş hep bir ağızdan:
“Biz Senden hayırla davranmanı bekliyoruz
Çünkü Sen kerim bir kişinin oğlu olan kerim bir insansın
”
Bunun üzerine Rasu1ul1ah (s
a
s
) şöyle buyurdu:
“Ben de Yusuf’un (a
s
) kardeşlerine dediği gibi şöyle diyorum; “Bugün size bir kınama yok, haydi gidin, serbestsiniz
” (Yusuf, 12/92) (Vakidi, II, 835)
4
Esirlerin Öldürülmesi
Asrı Saadette, savaşlarda esir alınanlar asla öldürülmemiştir
Böyle bir durum sadece bir kere vuku bulmuştur
Bu da sadece Bedir savaşı sonrası olmuştur
Bedir’de alınan esirlerden Nadr bin Haris ve Ukbe b
Ebi Muayt (Vakidi, I, 49) öldürülmüştür
Bu iki esir de, esir oldukları için değil daha önceden işledikleri suçlardan dolayı cezalandırılmıştır
C) Ölü ve Yaralılara Yapılan Muamele
Savaş denilince akla kan gelir
İnsanların ölmesi ve yaralanması, savaşların kaçınılmaz neticesidir
Tarihte ve hatta günümüzde bazı savaşlarda esirler öldürülmekte ve işkenceye maruz bırakılmaktadır
Tarih boyunca düşman tarafının ölülerine ve yaralılarına hunharca muameleler yapılmış, esirler ise hayvan muamelesine tabi tutulmuşlardır
(Hamidullah, 66)
“Hz
Peygamber, bütün savaşlarında düşman yaralılarını asla ihmal etmemiş ve onlara en iyi şekilde muamele etmiştir
Çünkü böyle bir muamele insanlık adına yapılan muameledir
İslâm da bütün insanlığın dinidir
” (Hattab, 478)
Peygamber Efendimiz, düşmanların savaş meydanlarında terk ettikleri ölülerini de insanca bir muameleye tabi tutarak gömülmesini emretmiştir
(Taberi, III, 62) Uhud savaşında, müşriklerin, Müslüman şehitlere müsle (düşman ölülerinin burun, kulak ve sair organlarını kesme) yapmalarına karşılık, Allah Resûlü aynısının müşriklere yapılmasını yasaklamıştır
(İbn Hişam, III, 102) Müslümanlar hiçbir zaman düşman ölülerine gayr-i insani muamele yapmamışlardır
Rasulullah (s
a
s
), müşriklerin ölülerini, kazılan kuyulara defnettirerek, cesetlerin açıkta kalmasını önlemiştir
(Taberi, III, 62) Nitekim günümüzde modern harp beyannamesi aynı çizgide meseleye yaklaşmaktadır
“Müslümanlar esirlere iyi muamele ettikleri gibi, yaralı müşriklere de iyi davranıp, onları Müslüman yaralılarla eşit tedavi etmişlerdir
Hiçbir zaman düşman yaralıları ihmal edilmemişlerdir
” (Hattab, 478)
Sonuç
Bir ordu komutanı olarak Hz
Peygamber’in hedefi, İslâm prensiplerini yaşatmak ve sulh için gerekli olan şartları yerleştirip, perçinlemektir
O’nun katıldığı savaşlarda sivil halkın canına ve malına dokunulmamıştır
Esirler en iyi muameleyi görmüşlerdir
Yaralı ve hasta olanlara gereken ilgi gösterilmiş, ölüler defnedilmiştir
Ölülerin uzuvları kesilmemiş, müsle yapılmamıştır
Savaş öncesi ve sonrası yağma ve talana tenezzül edilmemiştir
O’nun katıldığı savaşlarda şahsi çıkar, ırk asabiyeti, maddi menfaat, öç alma duygusu, sömürü vb
gibi cahili duygular kesinlikle yoktur
Bir ordu komutanı olarak Hz
Peygamber, şehirlere ve kalelere sahip olmadan önce kendi askerlerini yüksek bir maneviyata ulaştırarak onların ruh dünyalarına hâkim olmuştur
Bu komutanın ve askerlerin yaptıkları savaşlarda zulüm yoktur
Çünkü onlar zulmü ortadan kaldırmak için savaşıyorlardı
Onların hedefi ilahi mesaj ile insanları buluşturmak; insani değerleri, sulhu, barışı temin etmekti
Neticede bunu başardı, her devir insanının istifade edebebileceği bir hukuk modelini Allah’ın izin ve inayetiyle ortaya koydular
Dantel
Mumsema
Frmacil
29-10-2007
#
2
Profil Bilgileri
ali_bursal92
--->: EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI
eskisi gibi gene cok yazmissin abi
Tags
:
efendimiz8217in
,
katildigi
,
korunmasi
,
sas
,
savaslarda
,
sivillerin
EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI ile ilgili Benzer Konular
590 Kez Görüntülendi
Efendİmİz’İn (s.a.s.) Varlikla Ünsİyetİ
Sünnet & Hadis
ABD, savaşlarda yalan makinesi kullanıyor
Bilim&Teknoloji
İFTİHAR ABİDEMİZ EFENDİMİZ dinleyin CD alın
Dini Videolar
EFENDİMİZ(s.a.s.)'İN KUR'ÂN OKUYUŞU
Kuran'ı Kerim
ArkadaŞlar Bu Peygamber Efendİmİz(s.a.v)'a Yapilan Bİr Saldiri
Peygamber Efendimiz (S.A.V)
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
22:46
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545