Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Siyer

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI ile ilgili Benzer Konular
590 Kez Görüntülendi

Efendİmİz’İn (s.a.s.) Varlikla Ünsİyetİ Sünnet & Hadis
ABD, savaşlarda yalan makinesi kullanıyor Bilim&Teknoloji
İFTİHAR ABİDEMİZ EFENDİMİZ dinleyin CD alın Dini Videolar
EFENDİMİZ(s.a.s.)'İN KUR'ÂN OKUYUŞU Kuran'ı Kerim
ArkadaŞlar Bu Peygamber Efendİmİz(s.a.v)'a Yapilan Bİr Saldiri Peygamber Efendimiz (S.A.V)

M. Fethullah Gülen Hocaefendi Cevap Veriyor: Mehdi Kim? Mesih Nerede? | Bİlmeyen Bİldİremez Sevmeyen Sevdİremez Yanmayan Yandiramaz
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 31-08-2007   #1
Profil Bilgileri
Standart EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI



EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI başlıklı yazı Mumsema EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI Forum Alev


İslâm’da esas olan sulh, yani barıştır Savaş istisnai bir durumdur Çünkü İslâm kelimesi “sulh ve selamet” manasına gelmektedir Ama ne var ki, bir devletin tek taraflı olarak harp istememesi bir mana ifade etmez Karşı taraf size saldırmak için hazırlanıyor ve bu uğurda fırsat kolluyorsa sizin de her zaman buna hazır olmanız gerekir
İslâm’da savaş, kan dökmek, toprak kazanmak, ganimet elde etmek için yapılmaz Bu gayelerin hepsi merduttur İslâm’da savaş genelde müdafaa eksenlidir Cihad, Allah ile insanlar arasındaki engelleri bertaraf ederek, onların Allah ile buluşmalarını sağlama ameliyesidir Savaş büyük ve kutsal bir hareket olan cihadın bir parçasıdır Ama kaynaklarda cihad bazen savaş yerine de kullanılır Yani cihad, savaşı da içine alan bir harekettir Ama harb ve savaş kelimeleri, cihadın ihtiva ettiği manayı tamamen istiab edemez Cihad kıyamete kadar devam edecek olan bir harekettir; kesintisizdir İslâm’ın doğru anlatılması, anlaşılması, sevdirilmesi için ortaya konulan her türlü performans cihadın kapmasına girmektedir Savaş ise gerektiğinde İslâm düşmanları ile yapılan mücadelenin sadece bir kısmıdır
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), daima savaştan uzak durmuş, mecbur kaldığında ise ordu kumandanlarına verdiği emirlerde mealen şöyle buyurmuştur:
“Müşriklerden olan düşmanlarınızla karşılaştığınız zaman onları İslâm’a davet edin, kabul ederlerse onlar sizin kardeşlerinizdir Kabul etmezlerse, cizye vermeye davet edin; yani daimi vatandaş olmalarını teklif edin; onu da kabul etmezlerse Allah’tan yardım dileyerek onlarla harp edin ” (Müslim, Cihad 3)
Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki, asıl maksat insanları savaşla imha etmek değil onları İslâm’a kazandırmaktır; ihya etmektir İslâm’ın asıl hedefi bütün insanların dünya ve ahiretlerini mamur hale getirmektir
Peygamber Efendimiz (sas)’in savaş komutanlığı dünya tarihindeki diğer komutanlarla mukayese edilemez Çünkü O, rahmet peygamberidir Savaşlardaki komutanlığında bile rahmet peygamberi olduğunu göstermiş, düşman tarafının ölmesi ve imha edilmesi için değil, onların hem kendilerinin hem de kıyamete kadar gelen nesillerinin ihyası için gayret göstermiş ve bu uğurda üstün bir savaş hukuku ve stratejisi ortaya koymuştur
Allah Resulü, savaşlarda hiçbir zaman düşman birliklerini yok etmeyi hedeflememiştir Her zaman barışa önem vermiştir Hudeybiye barışı, O’nun hayatında büyük bir zaferdir O yüce Peygamber, kendisine her türlü kötülüğü yapmış, hicrete mecbur etmiş Mekkelilere şefkatle davranmış, Mekke’yi kan dökmeden fethetmiştir İsteseydi Mekkelilerin hepsini kılıçtan geçirebilirdi Ama bunu yapmadı Çünkü O, rahmet peygamberidir Mekkeliler bir yanlışlık yapıp İslâm ordusuna saldırmasınlar ve kan dökülmesin diye onlara mağlubiyeti peşinen kabul ettirdi ve şöyle haber gönderdi:
“Kim Kâbe’ye sığınırsa emniyettedir,
- Kim Ebu Süfyan’ın evine sığınırsa emniyettedir,
- Kim evinin kapısını kilitler ve kendi evinde oturursa emniyettedir, ona dokunulmayacaktır, o güven içindedir…” (Vakidi, I, 21)
Allah Resûlü (sas) bu şekilde üstün bir taktikle Mekkelilerin kuvvetlerini dağıttı ve kan dökülmesini önledi Daha sonra da affa uğrayan Mekkeliler bu iyilikler karşısında toptan Müslüman oldular
Bugünkü modern dünyada cereyan eden savaşlarda büyük bir problem halini alan “Savaş esnasında sivillerin ve çevrenin korunması” prensibi, kıyamete kadar bütün Müslümanlara ve insanlığa örnek olmak üzere, Hz Peygamber’in komutanlığı döneminde çok güzel halledilmişti O, Bedir ve Uhud gazalarını şehir dışında yaparak, Hendek savaşında da şehrin etrafını hendeklerle çevreleyerek sivil halkı koruma altına almıştır Yukarıda zikrettiğimiz gibi Mekke fethinde de ayrı bir taktik uygulayarak düşman tarafındaki sivillerin korunmasını göz önünde bulundurmuş ve bunu başarmıştır
Öteden beri insanlık tarihinde cereyan eden savaşlarda ve bugünkü modern dünyanın savaşlarında gaye ve hedef düşmanı bütün varlığı ile yok etmektir Rahmet Peygamberi bu yanlış anlayışa dur demiş, savaşlarda gaye ve hedefin insanları öldürmek değil, yaşatmak olduğunu hem sözü hem de tatbikatı ile göstermiştir Kendisinin katılmadığı savaşlarda da orduya tayin ettiği komutanlara verdiği emirlerde çocukların, kadınların, din adamlarının öldürülmesini yasaklamış, arazinin ve mamur yerlerin harap edilmesini nehyetmiştir (Buhari, Cihad 146)
Yüce Peygamberimiz savaşlarda Müslümanlara, muharip statüsünde olanlarla savaşmalarını hedef göstermiştir Bu konuda Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “İnsanların savaşmaktan en çok çekineni, savaşmak mecburiyetinde kaldığında bile insan onur ve nezaketini zedelemeden savaşan (müsle, işkence gibi şeylerden uzak duran) ehl-i imandır” (Ebu Davud, Cihad 110) Müslümanların savaşmak mecburiyetinde kaldığında bile Peygamberimizin çizdiği bu çerçeveyi ve bu tavrı koruması gerekir

SİVİLLERİN KORUNMASI
Hz Peygamber bir hadis-i şerifinde rahmet ve savaş kelimelerini bir arada kullanarak şöyle buyurmaktadır:
“Ben rahmet peygamberiyim, ben savaş peygamberiyim”(Müsned, IV, 395)
Bu iki kelimeyi bir arada kullanması O’nun savaşlarının bile bir rahmet olacağına işarettir O’nun katıldığı savaşlar “Adil savaş”, insanlık tarihindeki diğer savaşlar ise yıkımdır, ölümdür ve felakettir
Hz Peygamber, her şeye olduğu gibi savaşa da ayrı bir mana kazandırmıştır İnsanlar ölmeden, mamur yerler harap olmadan, dünya ateşe verilmeden de savaşın olabileceğini göstermiştir Savaş sonrası, düşman tarafına ve düşman ölülerine gösterdiği merhamet, eşi görülmemiş bir üstünlüktür O’nunla savaşan bazı kimselerin hemen savaş sonrasında Müslümanlığı kabul etmeleri, O’na kılıç çeken insanların biraz sonra O’na asker olmaları O’nun en büyük zaferlerindendir
On senelik Medine döneminde yirmiden fazla savaşa katılan Hz Peygamber, ortalama olarak senede iki sefer savaşa çıkmış oluyordu Vefatı esnasında Arap yarımadası tamamen İslâm Devletinin hâkimiyeti altındaydı Bu savaşlarda düşman tarafından ölen insanların sayısı yaklaşık olarak 250, Müslümanlardan şehid olanların sayısı da yaklaşık 150 civarındadır (Hamidullah, 14-15) Demek ki O, insanları imha etmek için savaşmamıştır O’nun savaşlarında sivil halkın canına ve malına dokunulmamıştır O’nun savaşlarda rahmet olmasını, sivilleri, insanları, insanlığı ve çevreyi korumasını üç ana başlık altında görelim

A) Savaşa Katılmayanların Dokunulmazlığı
Hz Peygamber, hiçbir savaşta sivil halka saldırma yoluna gitmemiştir Onların canlarının ve mallarının koruma altına alınmasına azami derecede dikkat göstermiştir (Hattab, 476) O’nun savaşta öldürülmesini yasak ettiği kişileri şu şekilde sıralayabiliriz (bkz Elmalılı, II, 687 vd)

1 Kadınlar ve Çocuklar
Hz Peygamber’in savaşlarında bu iki sınıfın öldürülmesi yasaktır Abdullah b Ömer (ra)’dan rivayet edildiğine göre:
Allah Resûlü (sallalahu aleyhi ve sellem)’in katıldığı savaşlardan birisinde, bir kadın öldürülmüş olarak bulundu Bunun üzerine Rasulullah (sas) savaşlarda kadınların ve çocukların öldürülmesini yasakladı” (Buhari, Cihad 146)

2 İhtiyarlar
Şeyh-i fani denilen ihtiyarların öldürülmesi de yasaktır Çünkü onlar da muharip statüsünde değildir Enes b Malik (ra)’dan:
Hz Rasulullah (sas) bir askeri birlik veya bir orduyu uğurlarken şöyle derdi:
“Allah’ın adı ile yola çıkın Allah’ın dini için Allah adına savaşın İhtiyarları (pir-i fani veya şeyh-i fani) öldürmeyin” (Ebu Dâvud, Cihad 90) Sadece, savaşa fikri ve fiili olarak destek vermeleri istisna edilmiştir Huneyn savaşında, yaşlı Dureyd b Sımme’nin öldürülmesi işte bundan dolayıdır (İbn Hişam, IV, 95)

3 Din Adamları
Abdullah b Abbas (ra)’dan: “Rasulullah (sas), ordusunu gönderdiği zaman, onlara şöyle emir verirdi: “ Çocukları ve manastır ehlini öldürmeyin” (Müsned, I, 300) Hadis-i şerifteki ifadesi ile “Manastır ehli = Mabed ehli” olan bu insanlar da Müslümanlarla savaşmayıp, kendilerini ibadete verdikleri müddetçe öldürülmezler

4 İşçi ve Hizmetçiler
Bu iki sınıf, savaşmak niyetinde olmayan mustaz’af zümredendirler Düşmanla beraber olmaları öldürülmelerini gerektirmez
“Rasulullah (sas), gönderdiği seriyyelere emir verirken şöyle buyururdu: “İşçileri ve hizmetçileri öldürmeyin…” (Müsned, III, 413)
Bu saydığımız insanlar savaşa iştirak etmedikleri müddetçe canları koruma altındadır

B) Esirlere Yapılan Muamele
Hz Peygamber, esirlere çok iyi muamele yapmıştır Esirlerin hemen hepsi Rasulullah’ın (sas) af ve kereminden istifade etmişlerdir
“İslâm’dan önce, Arap yarımadasında harp esirlerine ait hususi ve muayyen bir muamele tarzı yoktu Bazen öldürülürler, bazen köle haline getirilirler (özellikle kadın ve çocuklar), bazen kurtuluş fidyesi alınarak ve bazen hiçbir karşılık alınmadan serbest bırakılırlar ve nihayet bazen de karşı tarafın elinde bulunan esirlerle karşılıklı değiştirilirlerdi” (Hamidullah, 66)
Peygamber Efendimiz (sas) esirler konusunda ve özellikle bedir esirleri konusunda çok merhametli davranmıştır “Hz Peygamber bu esirleri en emin bir tarzda gözaltında bulundurmak için bunları kendi askerleri arasında taksim etmiş ve onlara iyi davranmalarını askerlerine tembih etmiştir Bu emir icapsız kalmadı Bu esirlerden elbisesi olmayanlara elbise temin edildi Müslümanlarla eşit şekilde karınları doyuruldu Bazı Müslümanlar bunlara ekmeklerini verip kendileri sadece hurma ile yetindiler Gayeleri, sadece verilen emirden dışarı çıkmamak ve bu emre itaat etmekti” (Hamidullah, 65-66) Hz Peygamber’in esirlere yaptığı muameleyi şu şekilde maddeleştirilebiliriz:

1 Fidye Karşılığı Serbest Bırakma
Bu durum Bedir’de olmuştur Müslümanların ilk zaferi olan bu savaşta müşrikler yetmiş ölü, yetmiş de esir bırakarak savaş meydanını terk ettiler (Müslim, Cihad 18) Medine’ye götürülen esirlere çok iyi muamele yapıldı Zira, Rasulullah (sas) “esirlere iyi davranın” (Hattab, 125) diye emir vermişti Bunlardan zengin olanlar fidye karşılığında serbest bırakılırken, yoksul olanlar ise karşılıksız serbest bırakıldı Diğer bir kısmı da Müslüman çocuklara okuma-yazma öğretmek şartıyla serbest bırakıldılar (İbn Kesir, II, 512)

2 Karşılıklı Mübadele
Hz Peygamber, müşriklerden aldığı esirleri bazen de, müşriklerin elinde bulunan esirleri hürriyete kavuşturma karşılığında serbest bırakırdı Yani karşılıklı esir mübadelesi yapardı
3 Karşılıksız Serbest Bırakma
Rasulullah (sas) döneminde esirlere yapılan muamelenin en güzeli budur; en fazla uygulanan da budur Bedir esirlerinden bir kısmı karşılıksız serbest bırakılmışlardır Müreysi, Mekke fethi ve Huneyn Savaşlarında böyle yapılmıştır Serbest bırakılan esirlerin hemen hepsi de neticede Müslüman olmuşlardır
Enes bin Malik (ra)’dan:
“Mekkelilerden seksen kişi silahlı olarak Ten’im dağında Rasulullah (sas)’in üzerine hücum etmişler Peygamber ve ashabını gafil avlamak istiyorlarmış Fakat O, onları esir almış ve serbest bırakmış” (Müslim, Cihad 133)
Bu hadise Hudeybiye seferi esnasında olmuştur Rasulullah (sas) isteseydi onları serbest bırakmaz, Mekkelileri zor durumda bırakırdı Ama O, insanlara merhametli davranıp İslâm’ı sevdirmek istiyordu
Fetih sonrası Efendimiz (sas)’in, Mekkelilere yaptığı büyük bir âlicenaplıktır Tarih böyle bir büyüklüğe şahit olmamıştır O, sadece Mekkelilere değil, aslında herkese karşı merhametliydi Mühim olan şirkin ve küfrün yok olmasıydı O’nun hedefi insanları yok etmek değil, şirki ve küfrü yok etmekti
Rasulullah (sas), Mekke fethinden sonra müşriklere şöyle seslendi:
“Ey Kureyş topluluğu, şimdi size ne yapacağımı tahmin ediyorsunuz?”:
Kureyş hep bir ağızdan:
“Biz Senden hayırla davranmanı bekliyoruz Çünkü Sen kerim bir kişinin oğlu olan kerim bir insansın
Bunun üzerine Rasu1ul1ah (sas) şöyle buyurdu:
“Ben de Yusuf’un (as) kardeşlerine dediği gibi şöyle diyorum; “Bugün size bir kınama yok, haydi gidin, serbestsiniz” (Yusuf, 12/92) (Vakidi, II, 835)
4 Esirlerin Öldürülmesi
Asrı Saadette, savaşlarda esir alınanlar asla öldürülmemiştir Böyle bir durum sadece bir kere vuku bulmuştur Bu da sadece Bedir savaşı sonrası olmuştur Bedir’de alınan esirlerden Nadr bin Haris ve Ukbe b Ebi Muayt (Vakidi, I, 49) öldürülmüştür Bu iki esir de, esir oldukları için değil daha önceden işledikleri suçlardan dolayı cezalandırılmıştır

C) Ölü ve Yaralılara Yapılan Muamele
Savaş denilince akla kan gelir İnsanların ölmesi ve yaralanması, savaşların kaçınılmaz neticesidir Tarihte ve hatta günümüzde bazı savaşlarda esirler öldürülmekte ve işkenceye maruz bırakılmaktadır Tarih boyunca düşman tarafının ölülerine ve yaralılarına hunharca muameleler yapılmış, esirler ise hayvan muamelesine tabi tutulmuşlardır (Hamidullah, 66)
“Hz Peygamber, bütün savaşlarında düşman yaralılarını asla ihmal etmemiş ve onlara en iyi şekilde muamele etmiştir Çünkü böyle bir muamele insanlık adına yapılan muameledir İslâm da bütün insanlığın dinidir” (Hattab, 478)
Peygamber Efendimiz, düşmanların savaş meydanlarında terk ettikleri ölülerini de insanca bir muameleye tabi tutarak gömülmesini emretmiştir (Taberi, III, 62) Uhud savaşında, müşriklerin, Müslüman şehitlere müsle (düşman ölülerinin burun, kulak ve sair organlarını kesme) yapmalarına karşılık, Allah Resûlü aynısının müşriklere yapılmasını yasaklamıştır (İbn Hişam, III, 102) Müslümanlar hiçbir zaman düşman ölülerine gayr-i insani muamele yapmamışlardır
Rasulullah (sas), müşriklerin ölülerini, kazılan kuyulara defnettirerek, cesetlerin açıkta kalmasını önlemiştir (Taberi, III, 62) Nitekim günümüzde modern harp beyannamesi aynı çizgide meseleye yaklaşmaktadır
“Müslümanlar esirlere iyi muamele ettikleri gibi, yaralı müşriklere de iyi davranıp, onları Müslüman yaralılarla eşit tedavi etmişlerdir Hiçbir zaman düşman yaralıları ihmal edilmemişlerdir” (Hattab, 478)

Sonuç
Bir ordu komutanı olarak Hz Peygamber’in hedefi, İslâm prensiplerini yaşatmak ve sulh için gerekli olan şartları yerleştirip, perçinlemektir O’nun katıldığı savaşlarda sivil halkın canına ve malına dokunulmamıştır Esirler en iyi muameleyi görmüşlerdir Yaralı ve hasta olanlara gereken ilgi gösterilmiş, ölüler defnedilmiştir Ölülerin uzuvları kesilmemiş, müsle yapılmamıştır Savaş öncesi ve sonrası yağma ve talana tenezzül edilmemiştir O’nun katıldığı savaşlarda şahsi çıkar, ırk asabiyeti, maddi menfaat, öç alma duygusu, sömürü vb gibi cahili duygular kesinlikle yoktur
Bir ordu komutanı olarak Hz Peygamber, şehirlere ve kalelere sahip olmadan önce kendi askerlerini yüksek bir maneviyata ulaştırarak onların ruh dünyalarına hâkim olmuştur Bu komutanın ve askerlerin yaptıkları savaşlarda zulüm yoktur Çünkü onlar zulmü ortadan kaldırmak için savaşıyorlardı Onların hedefi ilahi mesaj ile insanları buluşturmak; insani değerleri, sulhu, barışı temin etmekti Neticede bunu başardı, her devir insanının istifade edebebileceği bir hukuk modelini Allah’ın izin ve inayetiyle ortaya koydular

 

P.Alemdar is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 29-10-2007   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: EFENDİMİZ’İN (s.a.s.) KATILDIĞI SAVAŞLARDA SİVİLLERİN KORUNMASI



eskisi gibi gene cok yazmissin abi

 

ali_bursal92 is offline  
Saat 22:46.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545