FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sünnet & Hadis
Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl)
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) ile ilgili Benzer Konular
256 Kez Görüntülendi
CimriLik
Sünnet & Hadis
Israf Ve Cimrilik
Dini Sohbet
cömertlik nedir
Kıssalar & Hikayeler
Zulüm ve Cimrilik
Sünnet & Hadis
Cömertlik kalıtımsal mı?
Bilim&Teknoloji
gıybet
|
Cennet Hakkındaki Hadisler
Konu Araçları
27-10-2007
#
1
Profil Bilgileri
mum
Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl)
Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) başlıklı yazı Mumsema Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) Forum Alev
Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl)
Cimrilik, dünyaya bağlanmanın meyvesidir; cömertlik ise zühd'ün yani dünyaya kıymet vermemenin meyvesidir
Meyveye yapılan övgü, muhakkak ki meyveyi veren ağaca yapılmış olur
(Gazâlî)
1-
Hz
Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sehâvet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır
Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır
Câhil sehâvet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever
"
[Tirmizî, Birr 40, (1962)
]
AÇIKLAMA:
1- Sehâvet, Aynî'nin açıklamasına göre, "Uygun olanı uygun olana vermek, kendi kazancından, herhangi bir karşılık almadan harcamaktır
Bu, güzel ahlaklardan biridir, hatta en başta gelenlerden biridir
Buhl (cimrilik) bunun zıddıdır
"
Sehâvet dilimizde cömertlik olarak ifade edilir
Sahî de cömert demektir
2- Sahî'nin yani cömert kişinin Allah'a yakın olmasından maksad mesafe yönüyle yakınlık değildir
Allah'ın rahmetine ve sevabına yakınlıktır
Zîra Allah'a mekan ve cihet nisbet etmek Caiz değildir
İnsanlara yakın olması da onların muhabbeti, sevgi ve hürmet gibi manevi yakınlıklarını ifade eder, burada da mekan yakınlığı maksud değildir
Cennete yakınlık'tan murad mesafe yakınlığı olabilir, bu caizdir
Çünkü, malından Allah rızası için bol bol layık olan yerlerde sarfetmekle cennete götüren yola sülûk etmiş olmaktadır
Hadisler cennet ve cehennemin etrafını mekruhât ve şehevât perdelerinin sardığını belirtir
Kişi ameliyle birinden uzaklaşırken, diğerine yaklaşmaktadır
Kişinin cennete yaklaşması, cennetle kendi arasındaki perdeleri kaldırması demektir
ulema, hayırlı amellerin ve hususan Allah rızası için yapılan harcamaların bu perdeleri refedip kaldırdığını beyan etmiştir
Gazâlî der ki: "Cimrilik, dünyaya bağlanmanın meyvesidir; cömertlik ise zühd'ün yani dünyaya kıymet vermemenin meyvesidir
Meyveye yapılan övgü, muhakkak ki meyveyi veren ağaca yapılmış olur
Cömertlik, gerçek tevhid ve hakikî tevekküle ermenin sonucudur
Yani Allah'ın yaptığı vaade ve rızık hususunda verdiği garantiye samimi olarak inanmaktan neş'et eder
Bunlar ise, hadiste işaret edilen tevhid ağacının meyveleridir
Cimrilik ise şirkten neş'et eder
Bu da sebeplere bağlanıp kalmaktan ve Allah'ın vaadi hususunda düşülen şekk'ten neş'et eder
"
3- Tîbî, sahî ve bahîl kelimelerinin harf-i tarifli yani ma'rife olarak gelmesini ahd-i zihnî olarak yorumlar ve: "Burada kastedilen sahî ve bahl'den murad, şeriatça sahî ve bahil addedilen kimsedir (örfçe, insanlarca sahî ve bahil addedilen değil)" der
Bu mütalaayı yaptıktan sonra şu neticeyi beyan eder: "Öyleyse, zekâtını veren Allah'ın emrine uymuş, O'nu tazim etmiş ve mahlûkâtına olan şefkatini ortaya koyup, malından vererek yardım elini uzatmış olmaktadır
Bu kimse Allah'a da yakındır, insanlara da yakındır
Makamı da cennetten başka bir yer olamaz
Böyle yapmayanın durumu da bunun aksidir
İşte bu sebeple, hadiste söylendiği üzere, cahil olan cömerti Allah, âbid olan cimri'den daha çok sever
2-
Yine Ebû Hüreyre hazretleri (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hadis-i kudsîde, Allah Teala hazretlerinin şöyle söylediğini haber verdi: "Sen infak et, ben de sana infak edeyim
" Efendimiz devamla dedi ki: "Allah'ın eli (yedullah) doludur
Gece ve gündüz (boyu yapılan) arkası kesilmez infaklar onu azaltmaz
Arz ve semâvâtın yaratılaşından beri Allah'ın infak ettiklerini düşünün! Bunlar, O'nun elindekinden hiçbir şey eksiltmemiştir
O'nun Arş'ı suyun üzerindeydi
Elinde mîzan da var, alçaltır, yükseltir
"
[Buhârî, Tevhîd 22, 35, Tefsir, Hûd 2, Nafakât 1; Müslim, Zekât 37, (993); Tirmizî, Tefsîr, (3048)
]
AÇIKLAMA:
1- Bu hadisin baş kısmı hadis-i kudsîdir, yani mânası Allah'tan, lafzı Hz
Peygamber'dendir
Bu çeşit hadisler "Rabbim buyuruyor ki" diyerek Resûlullah'ın Allah'tan rivayeti şeklinde başlar
Her ne kadar bütün hadisler
وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى
"O nefsinden konuşmaz, O'nun konuştuğu vahiyden başka bir şey değildir" (Necm 3-4) ayetiyle ilâhî garantiye mazhar ise de, bazıları nebevî içtihad olabilmektedir
Şu halde içtihad ihtimalinden uzak olmak kudsi hadisin imtiyazlarından biridir
2- Hadiste geçen, "Allah'ın eli" diye çevirdiğimiz yedullah tabiri bazı tariklerde yeminullah yani Allah'ın sağ eli diye gelmiştir
Ulema bunu nimet, hazineler diye anlamıştır
Öyle ise Allah'ın eli, Allah'ın hazineleri demektir
Hazine diye ifade edilen her çeşit malmülkteki tasarruf sağ elle yapılması sebebiyle, Cenâb-ı Hakk'ın zenginliğini (hazinelerini) ifade için yemînullah (Allah'ın sağ eli) tabiri kullanılmıştır
Dolu olmak'la Allah'ın nihayetsiz olan zenginliği ifade edilir, zîra O'nun nezdinde insan ilminin ihâtâdan aciz kalacağı zenginlikte rızık vardır
3- Hadiste birdenbire "O'nun arşı suyun üzerindeydi" cümlesinin yer almasını, bazı şârihler, Allah'ın zenginliğinin derecesinin ifade zımnında, Resulullah tarafından Arz ve semâvâtın yaratılışından beri Allah'ın infak ettikleri zikredilince, zihne kendiliğinden gelecek, "Bundan önce ne vardı?" sorusuna cevap olarak açıklarlar
Çünkü, yine Buhârî'de kaydedilen bir hadis arz ve sema'nın yaratılmasından önce Arş'ın su üstünde olduğunu belirtir:
كَانَ اللّهُ وَلَمْ يَكُنْ شَىْءٌ قَبْلَهُ وَكَانَ عَرْشُهُ على الْمَاءِ ثُمَّ خَلَقَ السَّمَواتِ وَاَرْضَ
"Allah vardı, O'ndan önce hiçbir şey yoktu
Arş'ı da su üstünde idi
Sonra semâvât ve arzı yarattı
" İlk yaratılanın Arş olduğu anlaşılmıştır
4- "Elinde mîzan vardı" cümlesi rivayetlerde "Diğer elinde mîzan vardı" şeklinde gelmiştir
Müteakip cümle: "Mîzanı kâh alçaltır kâh yükseltir" demektir
Hattâbî der ki: "Mîzan bir temsildir
Ondan maksad mahlûkât arasında yapılan taksimattır
Nitekim "alçaltır, yükseltir" ibaresi buna işaret eder
" Müslim'de gelen bir başka hadis burada kastedileni anlamamızda yardımcıdır:
الْمِيزَانُ بِيَدِ الرَّحْمنِ يَرْفَعُ اَقْوَاماً وَيَضَعُ آخَرِينَ
"Mîzan (terazi), Rahmân'ın elindedir
Bazı kavimleri yükseltir, bazı kavimleri de alçaltır
"
Şu halde alçalan ve yükselen'in, Allah'ın iradesi altında olmak kaydıyla milletler olduğu anlaşılmaktadır
Mamafih, hadis başkaca anlamlara imkan tanıyacak vecizliktedir
5- Hadis, Resûlullah'ın ilâhî hakikatleri, insanların anlayacağı bir üsluba dökerek ifade ettiğinin güzel bir örneğini teşkil eder
Bildiğimiz ve gördüğümüz mefhum ve eşyalara benzetme sûretiyle görülmeyen hakikatler, temsiller şekli altında ifadeye dökülmektedir
Bu, hadislerde sıkça görülen bir metoddur
3-
Hz
Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yarın için hiçbir şey biriktirmezdi
"
[Tirmizî, Zühd 38, (2363)
]
AÇIKLAMA:
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mümtaz vasıflarından biri, yarın endişesi taşımaması idi
Bu sebeple kendisine ganimetlerden ayrılan payları ertesi güne bırakmadan dağıtırdı
Şarihler, Efendimiz'in bu hasletini, O'nun Cenâb-ı Hakk'ın "rezzâk" vasfına olan güveninin tamlığı ile îzah ederler
Şunu da belirtelim ki, bazı rivayetler ailesi için bir yıllık nafaka ayırdığını haber verir
Şârihler bu iki rivayet arasında tearuz olmadığını belirtirler
Çünkü, Efendimiz, haznedâr ve taksim edici durumundaydı
Eline ganimet vs
'den herhangi bir mal ulaşınca derhal hak sahiplerine dağıtırdı
Bu esnada, başkalarına olduğu şekilde ailesine de haklarını verir idi, zîra fey'de onların da hakları vardı
İbnu Dakîkul-Îd der ki: "Yarın için hiçbir şey biriktirmezdi
" hadisi: "Kendi nefsi için biriktirmezdi
" şeklinde te'vil edilmelidir , "Ehli için bir yıllık yiyeceklerini ayırırdı" hadisi de her ne kadar onlarda iştiraki olsa da başkası için yapılan biriktirmeye hamledilmelidir
" Münâvî şu açıklamada bulunur: "Ailesinin de, diğerleri gibi Allah'ın fey olarak verdiğinde hakları vardı
Onların nefisleri, haklarını yanlarında bulundurmadıkça mutmain olmuyordu
Resûlullah da onları, takatları haricinde bir şeye zorlamıyordu
"
Yine Münâvî, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı yiyecek biriktirmekten alıkoyan mahzuru "dağarcıkta olana güvenip Cenâb-ı Hakk'ın feyzinden talepten geri kalmak" olarak açıklar
4-
Cübeyr İbnu Mut'im (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Huneyn dönüşü yol alırken bedevîler ısrarla (ganimetin taksimini) taleb ediyorlardı
Öyle ki bir ara, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı bir semure ağacına doğru sıkıştırdılar ve ridasını kaptılar
Bunun üzerine durup şunu söyledi: "Ridâmı verin, şu taşlar sayısınca koyun olsa, ben yine de onu aranızda taksim ederdim
Ve sonra görürdünüz ki, ben ne cimriyim, ne yalancıyım, ne de korkağım
"
[Buhârî, Cihâd 24, Humus 19
]
AÇIKLAMA:
1- Hâdise, rivayetten de anlaşılacağı üzere Huneyn sırasında cereyan etmiştir
Müslümanlar, Huneyn'de Havazinlilerle savaşmış, neticede Cenâb-ı Hakk'ın lütfu ile zafer kazanılmış, bol miktarda ganimet elde edilmiş idi
Çoksayıda esir (altı bin) ve sayısız deve ve koyun sürüleri ele geçirilmişti
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu ganimeti dağıtmakta acele etmek istemiyor, savaşılan yerden uzaklaşmak üzere durmadan yürüyüş emri veriyordu
Öncelikle bedeviler olmak üzere, savaşa katılan bazı gruplar ganimet dağıtımının gecikmesinden memnun değillerdi
Havazinlilerin mağlup lîderi Mâlik İbnu Avf'a, Resûlullah'ın, müslüman olduğu takdirde ailesini ve malını geri vereceğine dair saldığı haber üzerine Mâlik gelmiş, ona, kendi ailesi ve malından başka fazladan yüz deve verilmişti
Bilahare, mal ve adamlarının iadesi için gelen heyete Hz
Peygamber, geciktiklerini söyleyecek ve kendilerini daha önce beklediğini, bu yüzden taksim işini de te'hir ettiğini anlatacaktır
Şu halde, bedevîler, Resûlullah'ın bu niyetini sezmiş olacaklar ki, ganimetin bir an önce taksimi için müracaatlarını sıklaştırıp, tazyiklerini artırmış olmalıdırlar
Sadedinde olduğumuz rivayet, Hz
Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i taksim yapmak üzere karar verip mola emrini vermeye sevkeden son sahneyi tasvir etmektedir
İbnu Hacer'in kaydettiği bir başka veche göre, bedevîlerin tazyiki ile Hz
Peygamber'in devesi yoldan çıkar, bir semure ağacına sıkışır, bu fırsatta ridasını kaparlar
Rivayetin devamında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın orada indiği ve müslümanların da indiği vs
belirtilir
2- HADİSTEN ELDE EDİLEN FÂİDELER
* Hadis, cimrilik, yalan ve korkaklığı zemmetmektedir
* Müslümanların imamında bu vasıflardan hiçbiri olmamalıdır
* Hz
Peygamber aleyhissalâtu vesselam bedevîlerin kabalık ve anlayışsızlıklarına karşı sabır ve tahammül göstermiş, onları anlayışla karşılamıştır
* Kişinin, yeri gelince nefsindeki güzel hasletleri söylemesi câizdir
Kendisini korkak zannneden cahillere böyle olmadığını söylemek gibi
Bu mezmum olan fahr (övünme) değildir
* Hak taleb eden kimse, vaade razı olmalıdır, yeter ki vaad eden kimse sözünü yerine getirecek durumda olsun
* İmam muhayyerdir, ganimeti dilerse savaş biter bitmez dağıtır, dilerse daha sonra dağıtır
5-
Ukbe İbnu'l-Hâris (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize ikindi namazı kıldırmış idi
(Selam verince) acele ile cemaati yarıp evine girdi
Halk onun bu telaşesinde hayrete düşmüştü
Ancak geri dönmesi gecikmedi
Gelince, (halkın merakını yüzlerinden anlayan Hz
Peygamber şu açıklamayı yaptı): "Yanımda kalan birkısım altın vardı (namazda) onu hatırladım
Beni alıkoyacağından korktum ve hemen gidip dağıttım
"
[Buhârî, Ezân155, amel fi's-Salât 18, Zekât 20, İsti'zân 36; Nesâî, 104 (3, 84)
]
AÇIKLAMA:
1- Parantez içerisine koyduğumuz açıklayıcı ziyadeler, rivâyetin Buhârî'de ki bir başka vechinden alınmadır
2- Hz
Peygamber'in hâne-i saadetleri mescidin geri tarafındaki avlunun kenarlarında olduğu için gidip gelmesi çabuk olmuştur
Üstelik, Hz
Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) namazda hatırlamış olduğu dağıtılmamış altından bir an önce halas bulmak için, çok sür'atli ve telaşlı hareket etmiş, bu hal "ne oldu?" diye cemaatin merak ve endişesini takrik etmiştir
Resûlullah halkın merakını yüzlerinden okuduğu için hem bu meselede ders vermek ve hem de endişelerini gidermek için, daha onlar sormadan açıklama yapmıştır
3- Hadis namazda, namazla ilgisi olmayan dünyevî ve uhrevî şeyler tefekkür etmenin namazın sıhhatine mâni olmadığını göstermektedir
Ulema, "Dînî şeyler düşünmenin mahzuru, dünyevî şeyler düşünmekten daha hafiftir" demiştir
Esasen namazda zihnin, dünyevi şeylerle meşgul olmaması temenni edilen en güzel durumdur
Ancak bunu gerçekleştirmek zordur
Bu sebeple dinimiz, zihnî meşguliyetlerin, erkâna giren bir şeyin terkine sebep olmadıkça namazın sıhhatini bozmayacağını bildirmiştir
4- Ulemâ, bu hadisten, ayrıca selamdan sonra dua için beklemenin vacib olmadığı hükmünü çıkarmıştır
Keza: "İhtiyaç halinde cemaati yarıp çıkmak mübahtır, namazın içinde mübah bir işe azmetmek câizdir" denmiştir
5- Hadisin sonunda Resûlullâh'ın "Beni alıkoyacağından korktum] ibaresi, "Evde duran paranın, zihnimi kendisiyle meşgul ederek, Allah'a teveccüh edip O'na yönelmekten beni alıkoymasından korktum" demektir
6-
Hz
Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Muhâcirler Medîne'ye geldikleri vakit ellerinde hiçbir şey yoktu
Ensar ise arazi ve akar sahibi kimselerdi
Her yıl mallarını, ürünlerinin yarısını onlara vermek, bunlar da çalışma ve bakım işlerini üzerlerine almak şartıyla anlaştılar
Enes'in annesi kendine ait olan bir hurmalığı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a verdi
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hayberlilerle savaşıp orayı fethettikten sonra muhâcirler, bağlarını ensar'a iade ettiler
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da zikri geçen hurmalığı Enes'in annesine iâde etti
"
[Buhârî, Hibe 35; Müslim, Cihâd 70, (1771)
]
AÇIKLAMA:
1- Muhacirler mal ve mülklerini bırakarak, kuru canlarıyla Medîne'ye geliyorlardı
Resûlullah (alehissalâtu vesselâm) onların geçim meseleleriyle yakından ilgilenmiştir
Bu maksadla ensarla aralarında kardeşleşme yaparak herbirini ensardan birinin varis olma hümüyle de kuvvetlendirilmişti
Muhâcir ve ensarî kardeşlerin ortaklığı farklı şekillerde tezahür etmiştir
Mesela Hz
Ömer, (radıyallâhu anh) ensarî kardeşiyle aynı tarlada münavebe ile birgün biri, bir gün diğeri çalıştıklarını anlatır
Sadedinde olduğumuz hadis, ensarîlerden bir kısmının, bağbahçenin ürününden yarısını almak kaydıyla muhâcire işletme hakkını verdiklerini ifade ediyor
Buhârî'nin bir rivayeti, Ensarîlerin, mallarının bir kısmını, muhâcirlere tamamen bağışlamayı teklif ettiklerini, ancak Resûlullah'ın malın aslını temlik mânasına gelen böylesi bir bağışı kabul etmediğini ifade eder
Şu halde, sadedinde olduğumuz hadiste, akarın aslına değil, işletmesine, bir başka ifade ile ondan elde edilecek ürüne ortaklığı esas alan bağış çeşidinin mevzubahis edildiğini görmekteyiz
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) fetihlerle birlikte Medîne ve yakın civarında araziler elde edilmeye başlandıkça, muhâcirlere verilen akarlar, eski sahiplerine iade edilmiştir
Benî'n Nadîr, Benî Kureyza ve Hayber yahudîlerinden alınan arazilerden sonra muhacirlerin ellerinde ensâr'ın menîha(1) olarak verdiği arazi kalmamıştır
Hadisten, Hz
Enes'in muhterem valideleri Ümmü Süleym hâtunun (radıyallâhu anhâ), Resûlullah'a tıpkı Enes'i hizmet için bağışladığı gibi, hurmalık da bağışladığını öğrenmekteyiz
Resûllullah, bu hurmalığı, azadlısı Ümmü Eymen'e vermiştir
Müslim'in bir rivayeti, bu hurmalığı Hz
Peygamber'in Ümmü Süleym'e iade ettiği zaman Ümmü Eymen'in vermek istemediğini, onu râzı edebilmek için Resûlullah'ın Ümmü Eymen (radıyallâhu anhâ)'e başka hurmalık gösterdiğinin, fakat öbürünün direndiğini, Resûlullah'ın miktarı artıra artıra on misline kadar çıkardığını,Ümmü Eymen'in, bundan sonra razı olduğunu belirtir
Bu rivayet, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kendisinin terbiyesinde emeği geçen bir kimsenin gönlünü kırmamak için ne kadar titiz, mütehammil ve keremkâr olduğunu gösterir
Ümmü Eymen (radıyallâhu anhâ)'in itirazı, herhalde, menîha'yı temlik zannetmiş olmasından ileri gelmiştir
1) Meniha: Koyun, keçi, sığır, deve, at gibi hayvanların süt, yün taşıma gibi menfaatlerinin, herhangi bir karşılık almadan bağışlanması
Kişi hayvan besler, menfaatlerinden faydalanır, karşılık ödemez
Bağ-bahçenin meniha olması demek, aslî mülkiyeti sahibinde mahfuz kalmak şartıyla, ürünlerinden istifade etmek üzere bağışlanması demektir
Mal sâhibinin menîha'da herhangi bir ücret taleb etmesi mevzubahis değildir
Kaynak: Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi
Dantel
Mumsema
Frmacil
Tags
:
buhl
,
cimrilik
,
comertlik
,
sehvet
Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) ile ilgili Benzer Konular
256 Kez Görüntülendi
CimriLik
Sünnet & Hadis
Israf Ve Cimrilik
Dini Sohbet
cömertlik nedir
Kıssalar & Hikayeler
Zulüm ve Cimrilik
Sünnet & Hadis
Cömertlik kalıtımsal mı?
Bilim&Teknoloji
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:47
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552