Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele


Geri git   Mumsema.NET >
İslamiyet
> İslami Konular > Sünnet & Hadis

Forum Kuralları İletiler Kayıt ol Yardım Üye Listesi Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) ile ilgili Benzer Konular
256 Kez Görüntülendi

CimriLik Sünnet & Hadis
Israf Ve Cimrilik Dini Sohbet
cömertlik nedir Kıssalar & Hikayeler
Zulüm ve Cimrilik Sünnet & Hadis
Cömertlik kalıtımsal mı? Bilim&Teknoloji

gıybet | Cennet Hakkındaki Hadisler
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 27-10-2007   #1
Profil Bilgileri
mum
Standart Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl)



Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) başlıklı yazı Mumsema Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) Forum Alev


Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) Cimrilik, dünyaya bağlanmanın meyvesidir; cömertlik ise zühd'ün yani dünyaya kıymet vermemenin meyvesidir Meyveye yapılan övgü, muhakkak ki meyveyi veren ağaca yapılmış olur (Gazâlî) 1- Hz Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Sehâvet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır Câhil sehâvet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever" [Tirmizî, Birr 40, (1962)] AÇIKLAMA: 1- Sehâvet, Aynî'nin açıklamasına göre, "Uygun olanı uygun olana vermek, kendi kazancından, herhangi bir karşılık almadan harcamaktır Bu, güzel ahlaklardan biridir, hatta en başta gelenlerden biridir Buhl (cimrilik) bunun zıddıdır" Sehâvet dilimizde cömertlik olarak ifade edilir Sahî de cömert demektir 2- Sahî'nin yani cömert kişinin Allah'a yakın olmasından maksad mesafe yönüyle yakınlık değildir Allah'ın rahmetine ve sevabına yakınlıktır Zîra Allah'a mekan ve cihet nisbet etmek Caiz değildir İnsanlara yakın olması da onların muhabbeti, sevgi ve hürmet gibi manevi yakınlıklarını ifade eder, burada da mekan yakınlığı maksud değildir Cennete yakınlık'tan murad mesafe yakınlığı olabilir, bu caizdir Çünkü, malından Allah rızası için bol bol layık olan yerlerde sarfetmekle cennete götüren yola sülûk etmiş olmaktadır Hadisler cennet ve cehennemin etrafını mekruhât ve şehevât perdelerinin sardığını belirtir Kişi ameliyle birinden uzaklaşırken, diğerine yaklaşmaktadır Kişinin cennete yaklaşması, cennetle kendi arasındaki perdeleri kaldırması demektir ulema, hayırlı amellerin ve hususan Allah rızası için yapılan harcamaların bu perdeleri refedip kaldırdığını beyan etmiştir Gazâlî der ki: "Cimrilik, dünyaya bağlanmanın meyvesidir; cömertlik ise zühd'ün yani dünyaya kıymet vermemenin meyvesidir Meyveye yapılan övgü, muhakkak ki meyveyi veren ağaca yapılmış olur Cömertlik, gerçek tevhid ve hakikî tevekküle ermenin sonucudur Yani Allah'ın yaptığı vaade ve rızık hususunda verdiği garantiye samimi olarak inanmaktan neş'et eder Bunlar ise, hadiste işaret edilen tevhid ağacının meyveleridir Cimrilik ise şirkten neş'et eder Bu da sebeplere bağlanıp kalmaktan ve Allah'ın vaadi hususunda düşülen şekk'ten neş'et eder" 3- Tîbî, sahî ve bahîl kelimelerinin harf-i tarifli yani ma'rife olarak gelmesini ahd-i zihnî olarak yorumlar ve: "Burada kastedilen sahî ve bahl'den murad, şeriatça sahî ve bahil addedilen kimsedir (örfçe, insanlarca sahî ve bahil addedilen değil)" der Bu mütalaayı yaptıktan sonra şu neticeyi beyan eder: "Öyleyse, zekâtını veren Allah'ın emrine uymuş, O'nu tazim etmiş ve mahlûkâtına olan şefkatini ortaya koyup, malından vererek yardım elini uzatmış olmaktadır Bu kimse Allah'a da yakındır, insanlara da yakındır Makamı da cennetten başka bir yer olamaz Böyle yapmayanın durumu da bunun aksidir İşte bu sebeple, hadiste söylendiği üzere, cahil olan cömerti Allah, âbid olan cimri'den daha çok sever 2- Yine Ebû Hüreyre hazretleri (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir hadis-i kudsîde, Allah Teala hazretlerinin şöyle söylediğini haber verdi: "Sen infak et, ben de sana infak edeyim" Efendimiz devamla dedi ki: "Allah'ın eli (yedullah) doludur Gece ve gündüz (boyu yapılan) arkası kesilmez infaklar onu azaltmaz Arz ve semâvâtın yaratılaşından beri Allah'ın infak ettiklerini düşünün! Bunlar, O'nun elindekinden hiçbir şey eksiltmemiştir O'nun Arş'ı suyun üzerindeydi Elinde mîzan da var, alçaltır, yükseltir" [Buhârî, Tevhîd 22, 35, Tefsir, Hûd 2, Nafakât 1; Müslim, Zekât 37, (993); Tirmizî, Tefsîr, (3048)] AÇIKLAMA: 1- Bu hadisin baş kısmı hadis-i kudsîdir, yani mânası Allah'tan, lafzı Hz Peygamber'dendir Bu çeşit hadisler "Rabbim buyuruyor ki" diyerek Resûlullah'ın Allah'tan rivayeti şeklinde başlar Her ne kadar bütün hadisler وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوَى "O nefsinden konuşmaz, O'nun konuştuğu vahiyden başka bir şey değildir" (Necm 3-4) ayetiyle ilâhî garantiye mazhar ise de, bazıları nebevî içtihad olabilmektedir Şu halde içtihad ihtimalinden uzak olmak kudsi hadisin imtiyazlarından biridir 2- Hadiste geçen, "Allah'ın eli" diye çevirdiğimiz yedullah tabiri bazı tariklerde yeminullah yani Allah'ın sağ eli diye gelmiştir Ulema bunu nimet, hazineler diye anlamıştır Öyle ise Allah'ın eli, Allah'ın hazineleri demektir Hazine diye ifade edilen her çeşit malmülkteki tasarruf sağ elle yapılması sebebiyle, Cenâb-ı Hakk'ın zenginliğini (hazinelerini) ifade için yemînullah (Allah'ın sağ eli) tabiri kullanılmıştır Dolu olmak'la Allah'ın nihayetsiz olan zenginliği ifade edilir, zîra O'nun nezdinde insan ilminin ihâtâdan aciz kalacağı zenginlikte rızık vardır 3- Hadiste birdenbire "O'nun arşı suyun üzerindeydi" cümlesinin yer almasını, bazı şârihler, Allah'ın zenginliğinin derecesinin ifade zımnında, Resulullah tarafından Arz ve semâvâtın yaratılışından beri Allah'ın infak ettikleri zikredilince, zihne kendiliğinden gelecek, "Bundan önce ne vardı?" sorusuna cevap olarak açıklarlar Çünkü, yine Buhârî'de kaydedilen bir hadis arz ve sema'nın yaratılmasından önce Arş'ın su üstünde olduğunu belirtir:
كَانَ اللّهُ وَلَمْ يَكُنْ شَىْءٌ قَبْلَهُ وَكَانَ عَرْشُهُ على الْمَاءِ ثُمَّ خَلَقَ السَّمَواتِ وَاَرْضَ
"Allah vardı, O'ndan önce hiçbir şey yoktu Arş'ı da su üstünde idi Sonra semâvât ve arzı yarattı" İlk yaratılanın Arş olduğu anlaşılmıştır 4- "Elinde mîzan vardı" cümlesi rivayetlerde "Diğer elinde mîzan vardı" şeklinde gelmiştir Müteakip cümle: "Mîzanı kâh alçaltır kâh yükseltir" demektir Hattâbî der ki: "Mîzan bir temsildir Ondan maksad mahlûkât arasında yapılan taksimattır Nitekim "alçaltır, yükseltir" ibaresi buna işaret eder" Müslim'de gelen bir başka hadis burada kastedileni anlamamızda yardımcıdır: الْمِيزَانُ بِيَدِ الرَّحْمنِ يَرْفَعُ اَقْوَاماً وَيَضَعُ آخَرِينَ "Mîzan (terazi), Rahmân'ın elindedir Bazı kavimleri yükseltir, bazı kavimleri de alçaltır" Şu halde alçalan ve yükselen'in, Allah'ın iradesi altında olmak kaydıyla milletler olduğu anlaşılmaktadır Mamafih, hadis başkaca anlamlara imkan tanıyacak vecizliktedir 5- Hadis, Resûlullah'ın ilâhî hakikatleri, insanların anlayacağı bir üsluba dökerek ifade ettiğinin güzel bir örneğini teşkil eder Bildiğimiz ve gördüğümüz mefhum ve eşyalara benzetme sûretiyle görülmeyen hakikatler, temsiller şekli altında ifadeye dökülmektedir Bu, hadislerde sıkça görülen bir metoddur 3- Hz Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yarın için hiçbir şey biriktirmezdi" [Tirmizî, Zühd 38, (2363)] AÇIKLAMA: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın mümtaz vasıflarından biri, yarın endişesi taşımaması idi Bu sebeple kendisine ganimetlerden ayrılan payları ertesi güne bırakmadan dağıtırdı Şarihler, Efendimiz'in bu hasletini, O'nun Cenâb-ı Hakk'ın "rezzâk" vasfına olan güveninin tamlığı ile îzah ederler Şunu da belirtelim ki, bazı rivayetler ailesi için bir yıllık nafaka ayırdığını haber verir Şârihler bu iki rivayet arasında tearuz olmadığını belirtirler Çünkü, Efendimiz, haznedâr ve taksim edici durumundaydı Eline ganimet vs'den herhangi bir mal ulaşınca derhal hak sahiplerine dağıtırdı Bu esnada, başkalarına olduğu şekilde ailesine de haklarını verir idi, zîra fey'de onların da hakları vardı İbnu Dakîkul-Îd der ki: "Yarın için hiçbir şey biriktirmezdi" hadisi: "Kendi nefsi için biriktirmezdi" şeklinde te'vil edilmelidir , "Ehli için bir yıllık yiyeceklerini ayırırdı" hadisi de her ne kadar onlarda iştiraki olsa da başkası için yapılan biriktirmeye hamledilmelidir" Münâvî şu açıklamada bulunur: "Ailesinin de, diğerleri gibi Allah'ın fey olarak verdiğinde hakları vardı Onların nefisleri, haklarını yanlarında bulundurmadıkça mutmain olmuyordu Resûlullah da onları, takatları haricinde bir şeye zorlamıyordu" Yine Münâvî, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı yiyecek biriktirmekten alıkoyan mahzuru "dağarcıkta olana güvenip Cenâb-ı Hakk'ın feyzinden talepten geri kalmak" olarak açıklar 4- Cübeyr İbnu Mut'im (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Huneyn dönüşü yol alırken bedevîler ısrarla (ganimetin taksimini) taleb ediyorlardı Öyle ki bir ara, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı bir semure ağacına doğru sıkıştırdılar ve ridasını kaptılar Bunun üzerine durup şunu söyledi: "Ridâmı verin, şu taşlar sayısınca koyun olsa, ben yine de onu aranızda taksim ederdim Ve sonra görürdünüz ki, ben ne cimriyim, ne yalancıyım, ne de korkağım" [Buhârî, Cihâd 24, Humus 19] AÇIKLAMA: 1- Hâdise, rivayetten de anlaşılacağı üzere Huneyn sırasında cereyan etmiştir Müslümanlar, Huneyn'de Havazinlilerle savaşmış, neticede Cenâb-ı Hakk'ın lütfu ile zafer kazanılmış, bol miktarda ganimet elde edilmiş idi Çoksayıda esir (altı bin) ve sayısız deve ve koyun sürüleri ele geçirilmişti Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu ganimeti dağıtmakta acele etmek istemiyor, savaşılan yerden uzaklaşmak üzere durmadan yürüyüş emri veriyordu Öncelikle bedeviler olmak üzere, savaşa katılan bazı gruplar ganimet dağıtımının gecikmesinden memnun değillerdi Havazinlilerin mağlup lîderi Mâlik İbnu Avf'a, Resûlullah'ın, müslüman olduğu takdirde ailesini ve malını geri vereceğine dair saldığı haber üzerine Mâlik gelmiş, ona, kendi ailesi ve malından başka fazladan yüz deve verilmişti Bilahare, mal ve adamlarının iadesi için gelen heyete Hz Peygamber, geciktiklerini söyleyecek ve kendilerini daha önce beklediğini, bu yüzden taksim işini de te'hir ettiğini anlatacaktır Şu halde, bedevîler, Resûlullah'ın bu niyetini sezmiş olacaklar ki, ganimetin bir an önce taksimi için müracaatlarını sıklaştırıp, tazyiklerini artırmış olmalıdırlar Sadedinde olduğumuz rivayet, Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'i taksim yapmak üzere karar verip mola emrini vermeye sevkeden son sahneyi tasvir etmektedir İbnu Hacer'in kaydettiği bir başka veche göre, bedevîlerin tazyiki ile Hz Peygamber'in devesi yoldan çıkar, bir semure ağacına sıkışır, bu fırsatta ridasını kaparlar Rivayetin devamında Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın orada indiği ve müslümanların da indiği vs belirtilir 2- HADİSTEN ELDE EDİLEN FÂİDELER * Hadis, cimrilik, yalan ve korkaklığı zemmetmektedir * Müslümanların imamında bu vasıflardan hiçbiri olmamalıdır * Hz Peygamber aleyhissalâtu vesselam bedevîlerin kabalık ve anlayışsızlıklarına karşı sabır ve tahammül göstermiş, onları anlayışla karşılamıştır * Kişinin, yeri gelince nefsindeki güzel hasletleri söylemesi câizdir Kendisini korkak zannneden cahillere böyle olmadığını söylemek gibi Bu mezmum olan fahr (övünme) değildir * Hak taleb eden kimse, vaade razı olmalıdır, yeter ki vaad eden kimse sözünü yerine getirecek durumda olsun * İmam muhayyerdir, ganimeti dilerse savaş biter bitmez dağıtır, dilerse daha sonra dağıtır 5- Ukbe İbnu'l-Hâris (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize ikindi namazı kıldırmış idi (Selam verince) acele ile cemaati yarıp evine girdi Halk onun bu telaşesinde hayrete düşmüştü Ancak geri dönmesi gecikmedi Gelince, (halkın merakını yüzlerinden anlayan Hz Peygamber şu açıklamayı yaptı): "Yanımda kalan birkısım altın vardı (namazda) onu hatırladım Beni alıkoyacağından korktum ve hemen gidip dağıttım" [Buhârî, Ezân155, amel fi's-Salât 18, Zekât 20, İsti'zân 36; Nesâî, 104 (3, 84)] AÇIKLAMA: 1- Parantez içerisine koyduğumuz açıklayıcı ziyadeler, rivâyetin Buhârî'de ki bir başka vechinden alınmadır 2- Hz Peygamber'in hâne-i saadetleri mescidin geri tarafındaki avlunun kenarlarında olduğu için gidip gelmesi çabuk olmuştur Üstelik, Hz Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) namazda hatırlamış olduğu dağıtılmamış altından bir an önce halas bulmak için, çok sür'atli ve telaşlı hareket etmiş, bu hal "ne oldu?" diye cemaatin merak ve endişesini takrik etmiştir Resûlullah halkın merakını yüzlerinden okuduğu için hem bu meselede ders vermek ve hem de endişelerini gidermek için, daha onlar sormadan açıklama yapmıştır 3- Hadis namazda, namazla ilgisi olmayan dünyevî ve uhrevî şeyler tefekkür etmenin namazın sıhhatine mâni olmadığını göstermektedir Ulema, "Dînî şeyler düşünmenin mahzuru, dünyevî şeyler düşünmekten daha hafiftir" demiştir Esasen namazda zihnin, dünyevi şeylerle meşgul olmaması temenni edilen en güzel durumdur Ancak bunu gerçekleştirmek zordur Bu sebeple dinimiz, zihnî meşguliyetlerin, erkâna giren bir şeyin terkine sebep olmadıkça namazın sıhhatini bozmayacağını bildirmiştir 4- Ulemâ, bu hadisten, ayrıca selamdan sonra dua için beklemenin vacib olmadığı hükmünü çıkarmıştır Keza: "İhtiyaç halinde cemaati yarıp çıkmak mübahtır, namazın içinde mübah bir işe azmetmek câizdir" denmiştir 5- Hadisin sonunda Resûlullâh'ın "Beni alıkoyacağından korktum] ibaresi, "Evde duran paranın, zihnimi kendisiyle meşgul ederek, Allah'a teveccüh edip O'na yönelmekten beni alıkoymasından korktum" demektir 6- Hz Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Muhâcirler Medîne'ye geldikleri vakit ellerinde hiçbir şey yoktu Ensar ise arazi ve akar sahibi kimselerdi Her yıl mallarını, ürünlerinin yarısını onlara vermek, bunlar da çalışma ve bakım işlerini üzerlerine almak şartıyla anlaştılar Enes'in annesi kendine ait olan bir hurmalığı Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a verdi Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hayberlilerle savaşıp orayı fethettikten sonra muhâcirler, bağlarını ensar'a iade ettiler Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da zikri geçen hurmalığı Enes'in annesine iâde etti" [Buhârî, Hibe 35; Müslim, Cihâd 70, (1771)] AÇIKLAMA: 1- Muhacirler mal ve mülklerini bırakarak, kuru canlarıyla Medîne'ye geliyorlardı Resûlullah (alehissalâtu vesselâm) onların geçim meseleleriyle yakından ilgilenmiştir Bu maksadla ensarla aralarında kardeşleşme yaparak herbirini ensardan birinin varis olma hümüyle de kuvvetlendirilmişti Muhâcir ve ensarî kardeşlerin ortaklığı farklı şekillerde tezahür etmiştir Mesela Hz Ömer, (radıyallâhu anh) ensarî kardeşiyle aynı tarlada münavebe ile birgün biri, bir gün diğeri çalıştıklarını anlatır Sadedinde olduğumuz hadis, ensarîlerden bir kısmının, bağbahçenin ürününden yarısını almak kaydıyla muhâcire işletme hakkını verdiklerini ifade ediyor Buhârî'nin bir rivayeti, Ensarîlerin, mallarının bir kısmını, muhâcirlere tamamen bağışlamayı teklif ettiklerini, ancak Resûlullah'ın malın aslını temlik mânasına gelen böylesi bir bağışı kabul etmediğini ifade eder Şu halde, sadedinde olduğumuz hadiste, akarın aslına değil, işletmesine, bir başka ifade ile ondan elde edilecek ürüne ortaklığı esas alan bağış çeşidinin mevzubahis edildiğini görmekteyiz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) fetihlerle birlikte Medîne ve yakın civarında araziler elde edilmeye başlandıkça, muhâcirlere verilen akarlar, eski sahiplerine iade edilmiştir Benî'n Nadîr, Benî Kureyza ve Hayber yahudîlerinden alınan arazilerden sonra muhacirlerin ellerinde ensâr'ın menîha(1) olarak verdiği arazi kalmamıştır Hadisten, Hz Enes'in muhterem valideleri Ümmü Süleym hâtunun (radıyallâhu anhâ), Resûlullah'a tıpkı Enes'i hizmet için bağışladığı gibi, hurmalık da bağışladığını öğrenmekteyiz Resûllullah, bu hurmalığı, azadlısı Ümmü Eymen'e vermiştir Müslim'in bir rivayeti, bu hurmalığı Hz Peygamber'in Ümmü Süleym'e iade ettiği zaman Ümmü Eymen'in vermek istemediğini, onu râzı edebilmek için Resûlullah'ın Ümmü Eymen (radıyallâhu anhâ)'e başka hurmalık gösterdiğinin, fakat öbürünün direndiğini, Resûlullah'ın miktarı artıra artıra on misline kadar çıkardığını,Ümmü Eymen'in, bundan sonra razı olduğunu belirtir Bu rivayet, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kendisinin terbiyesinde emeği geçen bir kimsenin gönlünü kırmamak için ne kadar titiz, mütehammil ve keremkâr olduğunu gösterir Ümmü Eymen (radıyallâhu anhâ)'in itirazı, herhalde, menîha'yı temlik zannetmiş olmasından ileri gelmiştir 1) Meniha: Koyun, keçi, sığır, deve, at gibi hayvanların süt, yün taşıma gibi menfaatlerinin, herhangi bir karşılık almadan bağışlanması Kişi hayvan besler, menfaatlerinden faydalanır, karşılık ödemez Bağ-bahçenin meniha olması demek, aslî mülkiyeti sahibinde mahfuz kalmak şartıyla, ürünlerinden istifade etmek üzere bağışlanması demektir Mal sâhibinin menîha'da herhangi bir ücret taleb etmesi mevzubahis değildir Kaynak: Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi

 

mum is online now  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Cevapla
Tags: buhl, cimrilik, comertlik, sehvet


Cömertlik (Sehâvet) ve Cimrilik (Buhl) ile ilgili Benzer Konular
256 Kez Görüntülendi

CimriLik Sünnet & Hadis
Israf Ve Cimrilik Dini Sohbet
cömertlik nedir Kıssalar & Hikayeler
Zulüm ve Cimrilik Sünnet & Hadis
Cömertlik kalıtımsal mı? Bilim&Teknoloji


Saat 23:47.
Arşiv Sayfaları Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552