FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sünnet & Hadis
Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer)
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer) ile ilgili Benzer Konular
65 Kez Görüntülendi
Cihat Aşkın (Cihat Aşkın Kimdir
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Cihat Baban (Cihat Baban Kimdir? - Cihat Baban Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Siyer-i Nebi
Dini Programlar
Siyer- i Nebi İndir
Dini Programlar
Hakla İlişkiler Ve Tanıtım / Halkla İlişkiler Ve Reklamcılık
Meslekler G-H-I
Yargıya Ait Hükümler
|
Yönetimle İlgili Hükümler
Konu Araçları
26-05-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer)
Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer) başlıklı yazı Mumsema Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer) Forum Alev
Abdullah b
Ömer (r
a
) anlatıyor:
Hz
Peygamber (a
s
) Mustalik oğulları üzerine hayvanlarının suya götürüldüğü bir sırada ani baskın yaptı, savaşanlarını öldürüp diğerlerini esir aldı
Cüveyriye'yi o gün aldı
Bu ordunun içinde (ben) Abdullah b
Ömer de vardı(m)
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3260
Ebu Musa (r
a
) şöyle nakletmiştir:
Hz
Peygamber (a
s
) sahabelerinden herhangi birisini bir işi hususunda bir yere gönderdiği zaman daima: "Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylık yolunu gösterin, güçleştirmeyin" buyurur idi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3262
Enes'in (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kolaylaştırın güçleştirmeyin, insanlara güven verin de kendinizden uzaklaştırıp kaçırmayın
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3264
İbn Ömer'in (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber (a
s
) şöyle buyurmuştur: "Allah Teala Kıyamet gününde gelmiş geçmiş bütün insanları topladığı zaman, hainlik edenlerin teşhir olunması için bir sancak dikilir ve: "Bu, falancanın hainliğidir" denilir
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3265
Abdullah b
Mesûd'un (r
a
) naklettiğine göre:
Hz
Peygamber (a
s
) şöyle buyurmuştur: "Ahdini bozarak hainlik edenler için Kıyamet gününde (halk arasında teşhir olunmak üzere) büyük bir sancak dikilir
Bu, falancanın ahde vefasızlığının alâmetidir" denilir
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3268
Enes b
Malik'in (r
a
) naklettiğine göre:
Hz
Peygamber (a
s
) şöyle buyurmuştur: "Verdiği ahde vefa etmeyip hainlik eden her kişi için Kıyamet gününde (teşhir olunmak üzere) kendisi ile tanınacağı bir sancak dikilecektir
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3270
Cabir b
Abdullah'ın (r
a
) rivayet ettiğine göre:
Hz
Peygamber (a
s
): "Harp bir hiledir" buyurmuştur
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3273
Ebu Nadr'ın (r
a
) Eslem kabilesinden Hz
Peygamber'in ashabından Abdullah b
Ebu Evfa isimli birinin mektubuna istinaden rivayet ettiğine göre:
Abdullah b
Ebu Evfa Harura haricileri üzerine gitmekte olan kumandan Ömer b
Ubeydullah'a bir mektup yazarak O'na şunları bildirmiştir: Hz
Peygamber (a
s
) bir savaş esnasında düşmanla karşılaştığında güneşin tepe noktasından batıya meyletmesini bekledi
Sonra ayağa kalkıp askere şöyle bir konuşma yaptı: "Ey insanlar! (Kendi gücünüze güvencinizden dolayı) Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyiniz, Allah'tan afiyet isteyiniz
Fakat düşmanla karşılaşınca da (harbin bütün şiddetlerine karşı) sabrediniz
Ve iyi bilinizki cennet kılıçların gölgesi altındadır
" Sonra Hz
Peygamber tekrar kalktı ve şöyle dua etti: "Kitab'ı indiren, bulutları akıtıp yürüten, düşman birliğini hezimete uğratan Allahım! Sen onların birliklerini dağıt ve onlara karşı bize yardım et!"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3276
Abdullah b
Ömer'in (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber'in (a
s
) katıldığı gazvelerden birinde bir kadın öldürülmüş olarak bulundu
Bunun üzerine Hz
Peygamber kadınların ve çocukların öldürülmesini çirkin görüp tasvip etmedi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3279
Saab b
Cessame'in (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamberimize (a
s
) Müşrikler üzerine yapılan gece baskınlarında onların aile ve çocuklarının da hedef olduğundan bahsedilerek bu konudaki hüküm sorulmuştu
Bunun üzerine Peygamberimiz: "Onlar da müşrikler camiasındandır" cevabını verdi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3281
Abdullah b
Ömer'in (r
a
) rivayet ettiğine göre:
Hz
Peygamber (a
s
) savaş esnasında Beni Nadir Yahudilerinin hurma ağaçlarını yaktırdı
Savaşın geçtiği bu bölge (hurmalık) Buveyre idi
Bu hadisin Kuteybe ve İbn Rumh tarafından yapılan rivayetinde şu ilâve vardır: Bunun üzerine Aziz ve Celil Allah şu ayetleri indirdi: Hurma ağaçlarından herhangi birini kesmeniz, veya olduğu gibi bırakmanız hep Allah'ın izniyledir ve O'nun yoldan çıkanları rezil etmesi içindir
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3284
Ebu Hureyre'nin (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber (a
s
) şöyle buyurmuştur: "Peygamberlerden biri savaşa çıkarken ümmetine şöyle demişti: "İçinizde evlenmiş fakat henüz hanımıyla biraraya gelmemiş biri varsa benimle gelmesin
Bir inşaata başlayıp henüz onun çatısını tamamlamamış kimse de gelmesin, Koyun ya da hamile develer almış ve bunların yavrulamasını bekleyen kimse de benimle gelmesin!" Peygamber bu konuşmasından sonra savaşa gitti ve nihayet ikindi namazı vaktinde yahut daha erken fethe geldiği şehre yaklaşınca, Güneşe doğru dönerek: "Sen bir emir altındasın, ben de öyle" dedi ve: Allahım! Bu Güneşi benim için biraz durdur diye dua etti
Bu Peygamber şehri fethedinceye kadar Güneş yerinde durdu
Neticede bu ordu ganimetleri bir yerde topladı
Derken bu ganimeti yakmak için ateş geldi, fakat onu yakmadı
Peygamber, ordusuna: İçinizde ganimet malından alan biri var, her kabileden bir kişi bana biat ederek elimi sıksın dedi ve biat gerçekleşti
Bu sırada bir kimsenin eli Peygamber'in eline yapıştı
Peygamber: Ganimet malından alan sizin kabilenizdendir
Senin kabilenden olan bütün askerler benim elimi sıkarak biat etsin dedi
Bunun üzerine bu kabile onun elini sıktı
Derken iki yahut üç kimsenin elleri yapıştı
Bu sefer Peygamber: "Bu işi yapan sizlersiniz" dedi
Sonrasında onlar Peygamber'e sığır başı gibi bir altın çıkararak onu yerdeki ganimet malının içine koydular
Sonra ateş geldi ve ganimet malını yaktı
Bizden önce hiç bir ümmete ganimet helal olmamıştır
Bunun sebebi Yüce Allah'ın bizim zaafımızı ve acizliğimizi görmüş olmasıdır
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3287
İbn Ömer (r
a
) şöyle anlatmaktadır:
Hz
Peygamber (a
s
) Necd tarafına benim de içinde olduğum bir askeri birlik gönderdi
Birlik çok sayıda deve ele geçirdi
Herkesin hissesine ganimet olarak on bir ya da on iki deve düşmüştü
Bu hisselerine ilâve olarak (Hz
Peygamber'e ait beşte bir hisseden) birer deve de ilâve olarak verildi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3290
Abdullah b
Ömer (r
a
) şöyle anlatır:
Hz
Peygamber (a
s
) bize ganimetteki paylarımızdan başka fazladan, beşte bir hisseden bir pay daha vermiş ve benim payıma yaşlı bir deve daha düşmüştü
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3293
Ebu Katâde (r
a
) şöyle anlatmaktadır:
Huneyn yılında Hz
Peygamber'le beraber sefere çıktık
Düşmanla karşılaşınca ordumuzda bir dağılma oldu
Bu sırada bir müşriğin, müslümanlardan birini altettiğini gördüm
Hemen arkasından dolanarak onun yanına geldim ve onun boynunu vurdum
Hemen dönüp beni öyle bir kucakladı ki ölümün kokusunu orada hissettim
Sonra can vererek beni bıraktı
Bundan sonra Ömer b
Hattab'la karşılaştım
"Bu askerlere ne oldu?" diye sordu
Ben: Allah'ın işi, dedim
Sonra askerler toparlanarak döndüler
Hz
Peygamber oturduktan sonra: "Bir düşmanı öldürdüğüne dair şahidi olan kişi, öldürdüğü kimsenin elbise, silah ve diğer eşyalarına hak kazanır" buyurdu
Ben hemen kalktım ve: Benim için kim şahit olur? diyerek oturdum
Sonra Hz
Peygamber bunu tekrarladı
Ben yine kalkıp: Benim için kim şahitlik eder? diyerek oturdum
Sonra Peygamber o sözünü üçüncü defa söyledi
Ben yine ayağa kalkınca Resulüllah: "Neyin var? Ebu Katâde! "buyurdu
Ben de olanları anlattım
Bunun üzerine oradakilerden biri: "Ebu Katâde doğru söylüyor, Ey Allah'ın Resulü! Onun öldürdüğü adamın üzerindekileri ben aldım
Onun hakkının karşılığında başka şey vererek onu ikna et" dedi
Orada bulunan Ebu Bekr Sıddık müdahale ederek: "Yemin ederim ki böyle olmaz! Peygamber, Allah ve Resulü yolunda savaşan bir Allah arslanının hakkını iptal etmez, ve onun hakkını sana vermez" dedi
Bunun üzerine Hz
Peygamber (a
s
): "Ebu Bekr doğru söyledi
Yanındaki şeyleri Ebu Katâde'ye ver" buyurdu
Ebu Katâde der ki: Bunun üzerine o eşyaları bana verdi
Ben de zırhı satarak karşılığında Beni Seleme'de küçük bir bahçe satın aldım
Bu bahçe müslüman olduktan sonra sahip olduğum ilk maldır
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3295
Abdurrahman b
Avf (r
a
) şöyle rivayet etmiştir:
Bedir harbi günü harp safındayken etrafıma baktım ve Ensardan yaşları küçük iki delikanlı arasında olduğumu fark ettim
Gönlümden keşke bunlardan daha kuvvetli kişiler arasında olsaydım diye geçirdim
Derken bunlardan biri beni gözü ile süzerek: "Amca! Ebu Cehil'i tanıyor musun?" diye sordu
Ben de: "Evet tanıyorum, onunla ne işin var?" dedim
O da: "Duyduğuma göre, Hz
Peygamber hakkında ağır laflar söylüyormuş
Allah'a yemin ederim ki onu bir görürsem artık ikimizden ömrü daha az olan ölünceye kadar onun peşini bırakmayacağım" dedi
Bu söze şaşırdım
Az sonra diğeri de beni dürterek aynı şeyleri söyledi
Bu sırada ben Ebu Cehil'i görmüştüm
O, askerleri arasında telaşla bir öteye bir beriye koşuşturuyordu
Ben: Gençler! Bana sorduğunuz Ebu Cehil şu adam! dedim
Onlar hemen kılıçlarına sarıldılar ve Ebu Cehil'e onu öldürünceye kadar vurdular
Sonra dönüp Hz
Peygamber'in huzuruna geldiler ve hadiseyi ona haber verdiler
Hz
Peygamber (a
s
): "Onu hanginiz öldürdü?" diye sordu
Bunlardan her biri: "Ben öldürdüm" dedi
Hz
Peygamber: "Kılıçlarınızı sildiniz mi?" diye sordu
"Hayır silmedik," dediler
Bunun üzerine Hz
Peygamber kılıçları inceledi
Sonra: "İkiniz birlikte öldürmüşsünüz," dedi, fakat Ebu Cehil'in ele geçen eşyasının bunlardan Muaz b
Amr b
Cemuh'a verilmesine karar verdi
Bu iki mucahit genç, Muaz b
Amr b
Cemuh ile Muaz b
Afra idiler
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3296
Seleme b
Ekva (r
a
) şöyle rivayet etmiştir:
Hz
Peygamber ile birlikte Hevazin gazvesine gittik
Seferde Allah Resulü ile beraber yemek yediğimiz bir sırada kırmızı bir deve üzerinde birisi gelip devesini çöktürdü
Sonra heybesinden, deriden bir ip çıkardı ve deveyi bağladı
Sonra etrafı gözetleyerek ileri geçip cemaatle beraber yemeğe koyuldu
Bu seferde bizim hayvan sayımız az olanlar da güçsüzdü, bazılarımız ise piyade idi
Derken o kişi ani bir hareketle devesinin yanına geldi ve onu çözdü
Sonra da devesini çöktürerek üzerine oturdu ve sonra da ayağa kaldırdı
Deve de onu hızla götürdü
Bunun üzerine boz renkli dişi bir deve üzerinde bir adam da peşinden gitti
Seleme der ki: Ben de çıkıp süratle hareket ettim ve o dişi devenin hizasına geldim ve onu geçtim, nihayet öndeki adamı taşıyan erkek devenin hizasına ulaştım
Sonra onun da önüne geçerek devenin dizgininden tuttum ve onu çöktürdüm
Deve dizini yere koyar koymaz kılıcımı sıyırıp adamın başına vurarak uçurdum
Sonra üzerinde semeri ve sahibinin silahı olduğu halde deveyi çekerek getirdim
Beni insanlarla beraber Hz
Peygamber (a
s
) karşıladı ve: "Adamı kim öldürdü? "diye sordu
Oradakiler:" Ekva'nın oğlu öldürdü" dediler
Hz
Peygamber: "Öldürülen kimsenin bütün eşyası ve devesi onundur" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3298
Ömer (r
a
) şöyle dedi:
Beni Nadir kabilesinin malları Allah'ın elçisine, at sürüp deve koşturmak suretiyle bir savaş olmaksızın nasip olmuş mallardandır
Bu sebeple Beni Nadir malları Hz
Peygamber'e mahsus idi
Peygamberimiz ailesinin bir senelik geçimini bundan temin ederdi
Artanını da Allah yolunda cihat hazırlığı olarak atlara ve silahlara harcardı
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3301
Dantel
Mumsema
Frmacil
26-05-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer)
Hz
Aişe (r
ah
) şöyle anlatır:
Hz
Peygamber (a
s
) vefat ettiği zaman hanımları, Osman b
Affan'ı Ebu Bekr'e göndererek Peygamber'den kendilerine düşecek mirası istemeyi kararlaştırdılar
Aişe de onlara; Hz
Peygamber: "Biz Peygamberler miras bırakmayız
Bizim bıraktığımız mal sadakadır" buyurmadı mı? diye karşılık verdi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3303
Ebu Hureyre'nin (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber (a
s
) şöyle buyurmuştur: "Mirasçılarım bıraktığım maldan bir dinar bile almazlar
Bıraktığım şeyden hanımlarımın nafakası ve işçimin ücreti çıktıktan sonra geri kalanı sadakadır
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3306
Abdullah b
Ömer'in (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber (a
s
) ganimeti taksim ederken at için iki, savasçı için bir hisse vermiştir
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3308
Ebu Hureyre'nin (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber (a
s
) Necid tarafına bir süvari birliği göndermişti
Bu birlik Beni Hanife kabilesinden Yemame halkının büyüğü Sümame b
Usal denilen bir kimseyi esir edip getirdi ve onu Mescitteki bir direğe bağladı
Hz
Peygamber Mescide çıktığında Sümame'ye: "Ey Sümame! Gönlünden sana ne yapacağımı geçiriyorsun," dedi
Sümame: "İyilik ümit ediyorum, Ey Muhammed! Beni öldürürsen kanlı bir caniyi öldürmüş olursun, ama eğer beni affedersen, iyiliğe karşı şükreden bir kimseyi bağışlamış olursun
Şayet fidye olarak mal istiyorsan istediğin kadar verilir" dedi
Bu konuşmadan sonra Hz
Peygamber Sumame'yi bağlı olarak bırakıp gitti
Nihayet ertesi gün Hz
Peygamber Sumame'ye yine: "Ey Sümame! Gönlünde ne var, ne umuyorsun?" dedi
O da: "Gönlümde dün sana söylediğim şeyler vardır: Eğer beni bağışlama iyiliğinde bulunursan, iyiliğe karşı şükreden bir kimseyi bağışlamış olursun
Eğer beni öldürürsen, kanlı bir caniyi öldürmüş olursun
Şayet fidye olarak mal istiyorsan istediğin kadar verilir" dedi
Resulüllah onu bu şekilde bırakarak gitti
Ertesi gün olunca yine Sumame'ye hitaben: "Ey Sümame! Gönlünden sana ne yapacağımı geçiriyorsun," dedi
Sümame: "Dün sana söylediğim gibi: Eğer beni bağışlama iyiliğinde bulunursan, iyiliğe karşı şükreden bir kimseyi bağışlamış olursun
Eğer beni öldürürsen, kanlı bir caniyi öldürmüş olursun
Şayet fidye olarak mal istiyorsan istediğin kadar verilir" dedi
Peygamberimiz bu defa:" Sümame'yi salıverin" dedi
Sümame bırakılınca hemen Mescit yakınında içinde su bulunan bir hurmalığa gitti ve yıkandı
Sonra Mescide Peygamberimizin huzuruna girdi ve: "Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın kulu ve elçisidir" dedi
Sonra şunları söyledi: "Ey Muhammed! Vallahi benim için dünyadaki en sevimsiz yüz seninkiydi
Şimdi ise senin yüzün bana bütün yüzlerin en sevimlisi oldu
Vallahi benim için senin dininden daha kötü ve düşman bir din yoktu
Şimdi senin dinin benim için dinlerin en sevimlisidir
Vallahi hiç bir şehir bana senin şehrin kadar sevimsiz gelmezdi
Fakat senin şehrin benim nazarımda şehirlerin hepsinden daha sevimlidir
Ben umre yapmağa niyet ettiğim sırada senin süvarilerin beni yakalamıştı
Ne buyurursunuz?" dedi
Peygamberimiz Sumame'yi müjdeledi ve ona umre yapmasını emretti
Sümame umre için Mekke'ye varınca birisi ona: "Dinden mi çıktın? "diye sordu
O da: "Hayır, vallahi ben dinden çıkmadım
Sadece Allah Resulü'nün yanında müslüman oldum
Vallahi ben dinden dönmem ve Hz
Peygamber izin vermedikçe size Yemame'den bir buğday tanesi dahi gelmeyecektir" dedi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3310
Ebu Hureyre (r
a
) şöyle anlatır:
Mescitte bulunduğumuz bir sırada Hz
Peygamber yanımıza geldi ve: "Yahudilerin üzerine yürüyünüz" diye emretti
Biz de onunla birlikte çıktık ve Yahudilerin yanına geldik
Hz
Peygamber onlara şöyle seslendi: "Ey Yahudi cemaati! Müslüman olun, kurtulun!" Onlar cevaben: "Ey Ebu'l-Kasım! Tamam tebliğ ettin" dediler
Hz
Peygamber onlara: "Bunu kabul etmenizi istiyorum
Müslüman olun, kurtulun!" dedi
Yahudiler yine: "Ey Ebu'l-Kasım! Tamam, tebliğ ettin" dediler
Hz
Peygamber onlara: "Bunu kabul etmenizi istiyorum"dedi
Sonra Hz
Peygamber üçüncü kez bunu teklif ettikten sonra: "İyi bilinki bu topraklar ancak Allah'a ve Elçisine aittir
Ben sizleri bu topraklardan çıkarmak istiyorum
Bu yüzden malının karşılığında bir şey bulan onu satsın
Haberiniz olsun ki bu topraklar ancak Allah'a ve Elçisine aittir" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3311
Abdullah b
Ömer (r
a
) şöyle anlatır:
Nadir ve Kurayza oğulları Hz
Peygamberle savaşmıştı
Bunun üzerine Hz
Peygamber (a
s
) Nadir oğullarını yerlerinden sürüp çıkarmıştı
Kurayza oğullarını ise yerlerinde bırakarak onlardan bir karşılık almamıştı
Nihayet bunun ardından Kurayza oğulları da ahdi bozarak savaşa başlayınca Hz
Peygamber onların erkeklerini öldürdü, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını da müslümanlara paylaştırdı
Ancak bazıları İslâm dinine girmek için Hz
Peygamber'e geldiler
Hz
Peygamber onlara eman verdi ve müslüman oldular
Bu şekilde Hz
Peygamber Medine Yahudilerinin hepsini; Abdullah b
Selam'ın kabilesi olan Kaynuka oğullarını, Beni Harise Yahudilerini ve Medine'de bulunan diğer Yahudileri tümüyle Medine'den sürgün etti
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3312
Ebu Saîd Hudrî (r
a
) şöyle dedi:
Kureyza halkı Sa'd b
Muaz'ın hakemliğini kabul edince Hz
Peygamber (a
s
) Sa'd'e haber gönderdi
Sa'd bir merkep üzerinde geldi
(Kuşatmada geçici olarak edinilen) Mescidin yanına yaklaştığı zaman Hz
Peygamber Ensar'a "Büyüğünüzü (ya da hayırlınızı) karşılamağa kalkınız!" dedi
Sonra da Sa'd'a hitaben: "Bunlar senin hükmüne razı oldular" buyurdu
Sa'd da: "Bunların savaşa katılanlarını öldürür, kadınları ve çocuklarını da esir edersin" hükmünü verdi
Bunun üzerine Peygamberimiz: "Allah'ın hükmüne uygun hükmettin" ya da bazı ravilerin rivayetine göre, galiba "Melikin hükmü gibi hükmettin" buyurmuştur
Buradaki ravilerden İbn Müsenna ise: "Melikin hükmü gibi hükmettin" kısmını zikretmemiştir
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3314
Hz
Aişe (r
ah
) şöyle rivayet etmiştir:
Sa'd b
Muaz (r
a
) Hendek gününde yaralanmıştı
Onu Kureyş'ten Hıbban İbnu'l-Arika denilen bir kimse attığı bir okla kol damarından vurmuştu
Peygamberimiz onu yakından ziyaret edebilmek için Mescitte tedavi çadırı kurdurdu
Hz
Peygamber Hendek harbinden Medine'ye döndüğünde silahını çıkararak yıkandı
Bu sırada Cebrail (a
s
) başının tozunu silkerek Hz
Peygamber'e geldi ve: "Sen silahlarını bıraktın mı? Vallahi biz henüz bırakmadık
Haydi onların karşısına çık!" dedi
Hz
Peygamber: "Nereye?" diye sordu
Cebrail, Beni Kureyza tarafına işaret ederek: "İşte oraya!" dedi
Bunun üzerine Hz
Peygamber Beni Kureyza'ya doğru hareket edip onlarla savaştı
Sonunda onlar Hz
Peygamber'in hükmüne razı oldular
Peygamberimiz de onlar hakkındaki hükmü Sa'd'a havale etti
Sa'd ise: "Ben onlar hakkında harp edenlerinin öldürülmesini, çocukları ve kadınlarının esir edilmesini, mallarının da taksim olunmasını hükmediyorum" dedi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3315
Abdullah b
Ömer (r
a
) şöyle nakletmiştir:
Resulüllah (a
s
) Hendek harbinden dönüldüğünde: "Hiç kimse öğlen namazını Beni Kureyza'dan başka bir yerde kılmasın" diye seslendi
Sahabelerden bir takımı vaktin gecikmesi endişesiyle namazı Beni Kurayza'ya varmadan kıldılar
Diğerleri de: Vakit geçse de biz namazı Hz
Peygamber'in bize emrettiği yerde kılarız dediler
Sonra Peygamber bu iki zümreden hiçbirisini kınamadı
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3317
Enes b
Malik (r
a
) şöyle rivayet etmiştir:
Muhacirler Mekke'den Medine'ye geldikleri zaman ellerinde hiçbir şey yoktu
Ensarın ise Medine'de arazi ve gayri menkulü vardı
Bu yüzden Ensarın her sene malının gelirinin yarısını muhacirlere vermesi muhacirlerin de Ensar'ın yerine arazi üzerinde tarım yaparak çalışma işini üstlenmesi şeklinde bir ortaklık yapılmıştı
Ravi Enes b
Malik'in annesi (ki Ümmü Suleym de denilirdi) Abdullah b
Ebu Talha'nın da annesi olduğundan Abdullah, Enes'in anne bir erkek kardeşi idi
Bu sırada Enes'in annesi Ümmü Suleym de Hz
Peygamber'e kendine ait bulunan bir kaç hurma ağacı hediye etmişti
Hz
Peygamber de hurma ağaçlarını mahsüllerinden istifade etmek üzere Usame b
Zeyd'in annesi ve kendi azatlısı olan Ümmü Eymen'e vermişti
İbn Şihab der ki: Enes b
Malik bana şöyle nakletmiştir
Peygamberimiz (a
s
) Hayber halkı ile muharebeyi bitirip de Medine'ye döndüğü zaman Muhacirler, Ensarın kendilerine meyvelerinden istifade etmeleri için vermiş oldukları bağışları Ensar'a iade ettiler
Hz
Peygamber de annemin hediye etmiş olduğu hurma ağaçlarını, geri verdi
Hz
Peygamber, Ümmü Eymen'e de bu hurma ağaçları yerine kendi bahçesinden bir kısmını verdi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3318
26-05-2008
#
3
Profil Bilgileri
FataL
--->: Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer)
Abdullah b
Muğaffel (r
a
) rivayet etmiştir:
Ben Hayber günü bir tulum iç yağı ele geçirdim ve onu sıkıca tutarak: Bundan kimseye bir şey vermem, dedim
Arkama döndüğümde Hz
Peygamber (a
s
) tebessüm ediyordu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3320
Ebu Sufyan (r
a
) anlatmaktadır:
Hz
Peygamber'le aramızda aktedilmiş bulunan Hudeybiye barış antlaşması devam ederken Şam'a gitmiştim
Bu sırada Roma İmparatoru Heraklius'a Hz
Peygamber'den bir mektup getirildi
Bu mektubu Dıhyetul-Kelbi getirerek Busra Emîrine vermiş, Busra Emîri de Heraklius'a göndermişti
Heraklius "Burada Peygamber olduğunu iddia eden bu adamın halkından kimse var mı?" diye sordu
Adamları: "Evet vardır" dediler
Bunun üzerine ben Kureyş'ten bir heyet içinde davet edildim
Heraklius'un huzuruna girdik
Bizleri önüne oturttu ve: "Peygamber olduğunu söyleyen bu adama soyca en yakınınız hanginizdir?" dedi
Ebu Sufyan der ki: Soyca en yakınları benim, dedim
Beni onun önüne, arkadaşlarımı da benim arkama oturttular
Sonra Heraklius tercümanını çağırdı ve dedi ki: "Bunlara söyle: Ben, Peygamber olduğunu söyleyen o kişi hakkında bu adama bazı şeyler soracağım
Bu bana yalan söylerse siz onu tekzip ediniz!" Ebu Sufyan der ki: Vallahi arkadaşlarım tarafından yalanımın yayılmasından korkmasaydım Peygamber hakkında mutlaka yalan söylerdim! Sonra tercümanına: "Ona, içinizde onun soy asaleti nasıldır? diye sor," dedi
Ben: "Soy bakımından pek asildir" dedim
"Babaları içinde bir kral var mıydı?" dedi
"Hayır," dedim
"Bu söylediklerinden önce onu hiç yalan ile itham ettiniz mi?" dedi
"Hayır" dedim
"Ona kimler tabi oluyor, halkın eşrafı mı yoksa zayıflar mı?" dedi
"Halkın zayıfları," dedim
"Ona tabi olanlar artıyor mu yoksa eksiliyor mu?" dedi
Eksilmiyorlar aksine artıyorlar, dedim
"Onun dinine girdikten sonra ona kızarak dininden dönen var mı?" dedi
Hayır, yoktur dedim
"Onunla hiç harp ettiniz mi?" dedi
Evet ettik, dedim
"Neticeleri nasıl oldu?" dedi
Aramızda zafer sırayladır
Bir, biz üstün geliriz, bir O
"Hiç ahdi bozar mı?" dedi
Hayır, hainlik etmez
Ancak biz şimdi onunla bir müddete kadar mütareke halindeyiz
Bu müddet içinde ne yapacağını bilmiyoruz, dedim
Ebu Sufyan der ki: Vallahi kendiliğimdem bir şey katacağım bir söz söylemeye bundan başka bir fırsat vermedi
"Sizde ondan önce peygamberlik iddia etmiş bir kimse var mı?" dedi
Hayır yoktur dedim
Tercümanına dedi ki: "Ona söyle: Bu adamın soyunu sordum, içinizde soy olarak pek asil olduğunu beyan ettin
Peygamberler de zaten halkının asil olan soylarından seçilir
Ben sana: Onun babaları ve dedeleri içinde bir kral gelmiş midir diye sordum
Hayır gelmemiştir, dedin
Babalarından bir kral olsaydı O da babalarının saltanatını geri almak isteyen bir kimsedir diye hükmederdim
Sana: Ona tabi olanlar halkın eşrafı mı yoksa zayıfları mı diye sordum
Ona tabi olanlar insanların zayıflarıdır dedin
Peygamberlere tabi olanlar da zaten onlardır
Ben sana: Peygamber olduğunu söylemeden önce onun bir yalanını görmüş müydünüz diye sordum
Sen: Hayır, dedin
Anladım ki halka karşı yalan söylememiş bir kimse gidip de Allah'a karşı yalan söylemeğe cüret edemez
Sana: Onun dinine girdikten sonra beğenmemezlikten dolayı bırakan eden kimse var mıdır diye sordum
Sen: Hayır dedin
İşte inanç kalbe karışıp kökleşince böyle olur
Ben sana: Ona tabi olanlar artıyor mu, yoksa eksiliyor mu diye sordum
Onlar artıyorlar dedin
İnanç kemale erinceye kadar böyle gider
Ben: Onunla hiç harp ettiniz mi dedim
Sen: Onunla harp ettiğinizi, harbin neticesinin sırayla değiştiğini; bir sizin bir onun üstün geldiğini söyledin
Peygamberler de böyledir
Onlar (Allah tarafından) sıkıntılarla imtihan edilirler, ancak akıbet onların lehine olur
Ben sana: O ahdine vefasızlık eder mi diye sordum
Hainlik etmez dedin
Peygamberler de böyledir, hainlik etmezler
Ben sana: Halkınız içinde ondan evvel peygamber olduğunu söylelen birisi var mı idi dedim, Sen: Hayır, dedin
Eğer böyle birisi olsaydı, bu da kendisinden önce söylenmiş bir söze uyup taklide kalkışmış bir kimsedir diye düşünürdüm" dedi
Bundan sonra Heraklius: "Size ne emrediyor?" diye sordu
Ben: O bize namazı, zekâtı, akrabalık bağına dikkat etmeyi, haramlardan el çekmeyi emrediyor, dedim
Heraklius: "Eğer hakkında söylediklerin doğru ise, O mutlaka bir peygamberdir
Zaten ben bir Peygamberin çıkacağını biliyordum
Fakat onun sizden olacağını tahmin etmezdim
Onun yanına varabileceğimi bilsem, onunla buluşmayı çok isterdim
Onun yanında olsaydım ayaklarını yıkardım
Yeminle söylüyorum ki onun iktidarı üzerinde bulunduğum şu yere kadar ulaşacaktır, dedi
Sonra Hz
Peygamber'in mektubunu istedi
Getiren kişi onu Heraklius'a verdi
O'da mektubu okudu
Mektupta şunlar yazılmıştı: Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, Allah'ın Elçisi Muhammed'den Romalıların Başkanı Heraklius'a! Hidayet yoluna uyanlara selam olsun! Ben seni İslâma davet ediyorum
Müslüman ol, kurtul
Müslüman ol ki Allah senin ecrini iki kat versin
Eğer bu davetimi kabul etmezsen, Halkının günahı senin boynunadır
Ey Ehl-i Kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz; Allah'tan başkasına tapmayalım, O'na hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp ta kimimiz kimimizi ilahlaştırmasın
Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun biz müslümanlarız! deyiniz
Heraklius mektubu okumayı bitirince yanında sesler yükseldi ve gürültü çoğaldı
Bizim çıkarılmamızı emretti
Biz de yanından çıkarıldık
Çıktığımız zaman arkadaşlarıma: İbn Ebu Kebşe'nin (yani Peygamberin) işi hakikaten büyüdü
Romalıların kralı bile ondan korkmakta, dedim
Artık ben Allah İslâmı kalbime sokuncaya kadar Hz
Peygamber'in işinin üstün geleceğine olan inancım hiç yitirmedim
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3322
Berâe b
Azib'in naklettiğine göre:
Bir kimse ona: "Ey Ebu Umare! Huneyn günü kaçtınız mı?" diye sormuş, Berâe da şöyle cevap vermiştir: "Hayır vallahi, Hz
Peygamber (a
s
) asla geriye dönmedi
Lâkin Peygamberin ashabı içindeki gençler ve acele ile ilerlemek isteyenler, zırhsız, üzerlerinde silah yahut yeterli silah yokken taarruza geçtiler
Birdenbire bir tek oku bile boşa atmayacak kadar usta atıcıların olduğu bir grubu önlerinde buldular
Usta atıcı olan bu grup Hevazin ve Beni Nasr kabileleri idi
Bunların bizim öncülere attıkları okların hiçbiri boşa gitmiyordu
Öncü kuvvetleri bunlara karşı koydularsa da Hz
Peygamber'in (a
s
) olduğu yere doğru geri dönmeye mecbur kaldılar
Fakat O, beyaz katırının üzerinde hiç korkusuz duruyor, Ebu Sufyan İbn Haris İbn Abdu'l-Muttalip de onu çekiyordu
Hz
Peygamber inerek Allah'tan yardım ve zafer dileğinde bulundu ve:
"Ben Peygamber'im yalan yok,
Ben o Abdu'l-Muttalip oğluyum!" diyerek bozulan orduyu tekrar harp düzenine koydu
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3325
Abdullah b
Amr (r
a
) şöyle rivayet etmiştir:
Hz
Peygamber (a
s
) Taif halkını kuşatmış fakat bir sonuç elde edememişti
Bunun üzerine "İnşaallah yarın döneceğiz" diyerek kuşatmanın bittiğini haber verdi
Fakat sahabeler: Taif'i fethetmeden nasıl döneriz? dediler
Bu söz üzerine Hz
Peygamber onlara: "Öyle ise sabah harbe hazır olun" buyurdu
Sabah olunca saldırı başladı ancak bir çok sahabe yaralandı
Bunun üzerine Hz
Peygamber yine: "Yarın döneceğiz" buyurdu
Bu karara bu defa sevindiler
Hz
Peygamber de sahabelerin bu sevincini tebessümle karşıladı
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3329
Abdullah b
Mesûd'un (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamberimiz (a
s
) Mekke'ye girdiğinde Kâbe'nin etrafında ibadet için konulmuş üç yüz altmış tane put vardı
Hz
Peygamber elindeki değnekle bu putlara dokunarak şöyle söylüyordu: Hak geldi batıl yıkılıp gitti
Zaten batıl yıkılmaya mahkumdur
Hak geldi; artık batıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri getirebilir
Hadisin ravilerinden İbn Ebu Ömer (Peygamberimizin Mekke'ye girişiyle ilgili olarak) "fetih günü idi" ilâvesini yapmıştır
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3333
Berâe b
Azib (r
a
) şöyle anlatır:
Hudeybiye gününde Peygamber (a
s
) ile müşrikler arasında yapılan barış antlaşmasını Ali b
Ebu Talip yazıya geçirmişti
Hz
Ali "Bu, Allah'ın elçisi Muhammed'in antlaşma yaptığı metindir" şeklinde yazmıştı
Kureyş heyeti: "Allah'ın elçisi yazma! Eğer biz senin Allah'ın elçisi olduğuna inansaydık seninle savaşmazdık" dediler
Bunun üzerine Peygamberimiz Hz
Ali'ye: "Allah'ın elçisi sözünü sil" buyurdu
O ise: "Onu ben silemem" dedi: Bunun üzerine Peygamberimiz kendisi sildi
Antlaşmanın maddeleri arasında, müslümanların (gelecek sene umre için) Mekke'ye geldiklerinde sadece üç gün kalmaları ve Mekke'ye silahları mahfazalarındayken girmeleri şartı vardı
Ebu İshak'a silahın mahfazasından ne kastediliyor? diye sorduğumda O; "Kın ve içindekiler" cevabını verdi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3335
Sehl b
Huneyf'in (r
a
) Ebu Vail'den anlattığına göre:
Ebu Vail şöyle dedi: Sehl b
Huneyf Sıffin savaşı esnasında ayağa kalkıp şunları söylemiştir: Ey insanlar! Kendinizi kınayınız
Hudeybiye gününde Allah Resulü ile müşrikler arasında yapılan barışta Hz
Peygamber (a
s
) ile beraber bulunduk
Eğer bizler harbe lüzum görseydik elbette savaşırdık
O gün Ömer b
Hattab Hz
Peygamber'e gelip: "Ey Allah'ın elçisi! Onlar batıl yolda, bizler ise hakka tabi değil miyiz?" dedi
Hz
Peygamber: "Evet, biz hak üzerindeyiz" buyurdu
Hz
Ömer: "Bizim ölülerimiz Cennette, onlarınki ise Cehennemde değil mi?" dedi
Peygamberimiz: "Evet öyle" buyurdu
Hz
Ömer: "Öyleyse dinimiz hususunda bu düşüklüğe nasıl razı oluyoruz ve Allah henüz onlarla bizim aramızda hükmünü vermemişken biz niçin geri dönüyoruz?" dedi
Peygamberimiz: "Ey Hattab oğlu! Ben gerçekten Allah'ın elçisiyim, Allah benim koybolup gitmeme asla izin vermeyecektir" buyurdu
Bu sözler Hz
Ömer'i yatıştırmaya yetmedi ve O, sinirli bir şekilde çıkıp Hz
Ebu Bekr'in yanına geldi
Ona:" Ebu Bekr! onlar batıl yolda, biz ise hakka tabi değil miyiz?" dedi
Hz
Ebu Bekr: "Evet öyle"dedi
Ömer: "Bizim ölülerimiz Cennette, onlarınkiler Cehennemde değil mi?" dedi
Ebu Bekr: "Evet öyle" dedi
Ömer: "Öyle ise niçin dinimiz hususunda bu zillete razı oluyoruz ve Allah henüz aramızda hükmünü vermeden geri dönüyoruz?" dedi
Bunun üzerine Ebu Bekr:" Hattab oğlu! Kuşkusuz O Allah'ın elçisidir
Allah onun sönüp kaybolmasına asla izin vermeyecektir" dedi
Bu sırada Hz
Peygamber'e fethi müjdeleyen ayetler (fetih suresi) nazil oldu
Peygamberimiz hemen Ömer'e haber gönderdi ve bu ayetleri ona okudu
Bunun üzerine Hz
Ömer: "Ey Allah'ın elçisi! Fetih bu mudur?" dedi
Peygamberimiz: "Evet" deyince Hz
Ömer'in gönlü oldu ve yatışmış bir halde kalktı
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3338
CİHAT VE MİLLETLERARASI İLİŞKİLER (SİYER)
Enes b
Malik (r
a
) şöyle rivayet etmiştir:
Hz
Peygamber'in (a
s
) Hudeybiye'den dönüşü sırasında: Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik
Böylece Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar
Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir
Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder
İmanlarını bir kat daha artırsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur
Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır
Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır
(Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedi kalacakları zemininden ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir
İşte bu Allah katında büyük bir kurtuluştur
ayetleri nazil olduğu zaman, müslümanlara bir üzüntü ve gönül kırıklığı hakimdi
Hz
Peygamber Hudeybiye'de kurbanları kestikten sonra: "Andolsun üzerime bir ayet indirildi ki o bana bütün dünyadan daha sevimlidir" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3341
Sehl b
Sa'd'ın (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber'in Uhud günü yaralanışı hakkında sorulduğunda şöyle cevap vermişti: O gün Peygamberimizin yüzü yaralandı
Yan dişi kırıldı
Başındaki miğfer parçalandı
Kızı Fatıma akan kanı yıkıyor, Ali b
Ebu Talip de kalkanı ile ona su döküyordu
Fatıma suyun kanı fazlalaştırdığını görünce bir hasır parçası alıp kül oluncaya kadar yaktı
Sonra da o temiz külü yaraya bastı ve bu şekilde kan kesildi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3345
Abdullah b
Mesûd (r
a
) şöyle anlatır:
Şu anda Peygamberimizi Peygamberlerin birinden bahsederken görüyor gibiyim
O Peygamber'e, kendi kavmi saldırmış fakat o, hem yüzünden kanı siliyor, hem de: "Rabbim! Kavmimi bağışla, çünkü onlar cahillik ediyorlar!" diyordu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3347
Ebu Hureyre'nin (r
a
) anlattığına göre:
"Peygamberimiz (kırılmış) yan dişini işaret ederek: "Allah'ın elçisine bunu yapan bir halka Allah'ın intikamı şiddetli olur" buyurmuştur
Hz
Peygamber yine: Allah'ın gazabı, onun elçisinin Allah yolunda öldürdüğü kimseye karşı çok şiddetli olur" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3348
Abdullah b
Mesûd (r
a
) şöyle rivayet etmiştir:
Peygamberimiz Kâbe'nin yanında namaz kılarken, Ebu Cehil bazı arkadaşlarıyla orada oturuyordu
Bir gün evvel de bir dişi deve kesilmişti
Ebu Cehil yanındakilere: Hanginiz gidip falancaların dün kestiği dişi devenin sargısını alarak, secde ettiği zaman Muhammed'in sırtına koyar? dedi
Oradakilerin en azgını koşarak onu getirdi ve Peygamberimiz secdeye vardığında omuzları arasına koydu
Adamlar gülüştüler ve gülmekten eğilmeye başladılar
Ben ise dikilmiş bakıyordum
Eğer bir gücüm olsaydı Hz
Peygamber'in sırtından o sargıyı fırlatır atardım
Peygamber secdeden başını kaldırmıyordu
Nihayet birisi gidip Fatıma'ya haber verdi
Yetişmiş bir kız olan Fatıma gelerek onu sırtından attı
Sonra da o adamlara dönüp onlara çıkıştı
Peygamber namazını bitirince sesini yükselterek onlara beddua etti
Peygamberimiz beddua ve hayır dua ettiği zaman üç defa tekrar ederdi
Sonra "Allahım! Kureyş'i sana havale ederim!" diye üç kez beddua eti
Onlar Peygamber'in sesini işittikleri zaman bedduasından korktukları için gülmeleri kesildi
Peygamberimiz daha sonra (isim sayarak): "Allahım! Ebu Cehl'i sana havale ederim, Utbe b
Rabîa'yı, Şeybe b
Rabîa'yı, Velid b
Ukbe'yi, Umeyye b
Halef'i ve Ukbe b
Ebu Muayt'ı sana havale ediyorum" dedi
Yedinci bir kişi daha saydı ama onu hatırlamıyorum
Muhammed'i hak ile gönderen Allah'a yemin ederim ki Hz
Peygamber'in, isimlerini saydığı kimselerin Bedir gününde hep yerlere serildiğini gördüm
Sonra bu cesetler çukura, Bedir çukuruna sürüklendiler
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3349
Hz
Aişe'nin (r
ah
) anlattığına göre:
O bir defasında Hz
Peygamber'e: Ey Allah'ın Resulü! Uhud gününden daha sıkıntılı bir gün geçirdin mi? diye sormuş, Hz
Peygamber de şöyle cevap vermiştir: "Başıma kavmim Kureyş'in çıkardığı birçok zorluk ve sıkıntı geldi
Fakat Akabe günündeki, hepsinden şiddetli idi
Ben hayatımın korunmasını Abdul Külal oğlu İbnu Abdi Yalil'e teklif ettiğim zaman dileğime olumlu cevap vermemişti
Ben de kederli bir halde yüzümün doğrusuna (Mekke'ye) yollandım ve ancak Karnu Sealip denilen yere ulaştığımda kendime gelebildim
Burada başımı kaldırıp baktığımda bir bulutun beni gölgelendirmekte olduğunu ve içinde Cebrail'in bulunduğunu gördüm
Cebrail bana: "Yüce Allah, kavminin hakkında söylediklerini işitti ve seni korumayı reddettiklerini gördü
Allah sana şu Dağlar Meleğini gönderdi
Bu meleğe kavmin hakkında ne dilersen emredebilirsin" dedi
Bunun üzerine Dağlar Meleği bana nida edip selam verdikten sonra: "Ey Muhammed! Allah, kavminin sana söylediklerini işitti
Ben Dağlar Meleğiyim
Rabbin, halkın hakkında istediğin şeyi bana emredesin diye beni gönderdi
Onları ne yapmamı istersin? Eğer şu iki yalçın dağı birbirinin üstüne Mekke halkı üzerine yıkmamı istersen, yapayım" dedi
Hz
Peygamber ise: Hayır, ben Allah'ın bu müşriklerin soyundan yalnız Allah'a ibadet edecek ve ona hiç bir şeyi ortak koşmayacak bir nesil meydana getirmesini niyaz ederim" dedi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3352
Cündüp b
Sufyan'ın (r
a
) anlattığına göre:
Gazvelerin birinde Hz
Peygamber'in parmağı yaralanıp kanamıştı
Bunun üzerine Hz
Peygamber (a
s
):
"Sen sadece bir parmaksın kanayan,
Allah yolunda gelmiştir başına gelen" demiştir
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3353
26-05-2008
#
4
Profil Bilgileri
FataL
--->: Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer)
Cündüp'ün (r
a
) rivayet ettiğine göre:
Cebrail'in (a
s
) bir süredir Peygamberimize vahiy getirmesi gecikmişti
Müşrikler:" Muhammed'i terkettiler" demeye başladılar
Bunun üzerine Yüce Allah: Kuşluk vaktine ve sükuna erdiğinde geceye yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadıayetleriyle başlayan sureyi indirdi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3354
Usame b
Zeyd (r
a
) şöyle anlatır:
Hz
Peygamber (a
s
) bir gün üzerinde semer bulunan bir merkebe binmişti
Semer fedek dokuması saçaklı bir kadife ile alttan tutturulmuştu
Hz
Peygamber Usame b
Zeyd'i de terkisine alarak Haris b
Hazrec oğulları mahallesine Sa'd b
Ubade'ye hasta ziyaretine gitmişti
Bu, Bedir'den önce olmuştu
Giderken, içinde müslümanlar, müşrikler, Putperestler ve Yahudilerden meydana gelmiş bir topluluk bulunan bir meclise uğradı
Abdullah b
Ubey ve Abdullah b
Revaha da bu mecliste bulunuyordu
Merkebin kaldırdığı toz oturanların üzerine gelince Abdullah b
Ubey, kaftanıyle burnunu kapayarak: "Üzerimize toz kaldırmayın!" dedi
Peygamber onlara selam vererek durdu ve bineğinden indi
Onları İslâm'a davet etti ve onlara Kur'an okudu
Bunun üzerine Abdullah b
Ubey "Hey adam! Bu söylediklerinden daha güzeli yok!
Fakat eğer bu söylediklerin doğru ise bizim toplantılarımıza gelerek bizi rahatsız etme! Evine dön de bizden sana gelen olursa ona anlat!" dedi
Bunun üzerine Abdullah b
Revaha "Sen bizim toplantılarımıza gel! Çünkü bizi ziyaret edip Kur'an okumanı istiyoruz" dedi
Bunun üzerine müslümanlar, müşrikler, Yahudiler birbirlerine küfretmeye başladılar ve birbirleri üzerine saldırmaya yeltendiler
Peygamberimiz ise onları yatıştırmaya çalışıyordu
Sonra Peygamber bineğine binip Sa'd b
Ubade'nin evine girdi
Peygamberimiz: "Saad! (Abdullah b
Ubey'i kastederek) Ebu Hubab'ın ne dediğini duydun mu? O şöyle, şöyle dedi buyurdu
Sa'd b
Ubade: "Ey Allah'ın Resulü! Siz İbn Ubey'in kusurunu affedin
Yemin ederim ki Yüce Allah size nasip ettiği nübüvveti zaten vermiştir
Halbuki şu belde halkı Abdullah b
Ubey'e tac giydirip sarık sararak onu reis olarak atamak için anlaşmış ve hazırlanmışlardı
Yüce Allah sana ihsan ettiği Peygamberlik ile bunu engelleyince İbn Übey'in hevesi kursağında kaldı
Bu da ona gördüğünüz bu çirkin hareketi yaptırmıştır" dedi
Bunun üzerine Peygamber de onu affetti
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3356
Enes b
Malik'in (r
a
) rivayet ettiğine göre:
Hz
Peygamber'e (a
s
) Abdullah b
Ubey'e giderek onunla konuşsanız iyi olur, denildi
Bunun üzerine Peygamberimiz bir merkebe binip, müslümanlar da kendisi ile beraber yürüyerek Abdullah b
Ubey'e gittiler
Gidilen yol çorak bir yerdi
Peygamber Abdullah b
Ubey'in yanına vardığında Abdullah Peygamberimiz'e: "Benden uzak dur
Vallahi merkebinin pis kokusu beni rahatsız ediyor" dedi
Bunun üzerine Ensar'dan birisi (Abdullah b
Revaha), Abdullah b
Ubey'e "Vallahi Hz
Peygamber'in merkebi senden çok daha güzel kokuyor" diye karşılık verdi
Abdullah b
Ubey'in etrafındakilerden birisi bu söze çok sinirlenerek onun adına karşılık verdi
Peygamberimiz ve Abdullah'ın yanındaki kişiler biribirlerine öfkelenerek hurma değnekleri papuçları ve yumruklarıyla kavgaya tutuştular
Daha sonra: Eğer müminlerden iki grup birbirleri ile savaşırlarsa aralarını bulup barıştırınayetinin onlar hakkında nazil olduğu söylendi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3357
Enes b
Malik (r
a
) şöyle anlatır:
Hz
Peygamber (a
s
): "Ebu Cehil'in ne yaptığını, kim öğrenip gelecek?" buyurdu
Bunun üzerine Abdullah b
Mesûd (r
a
) gitti ve Ebu Cehil'i Afra'nın iki oğlu tarafından vurularak yere yığılmış gördü
İbn Mesûd, Ebu Cehil'in sakalından tutarak: Ebu Cehil sen misin? dedi
Ebu Cehil: "Sizin öldürdüğünüz kişiden üstün bir kimse var mıdır?" Yahut da: "Kendi kavmi tarafından öldürülen kişinin üzerinde bir kimse var mıdır?" demiştir
Ravi Ebu Miclez, Ebu Cehil'in "Keşke beni öldüren kimse bir çiftçi olmasaydı" dediğini rivayet etmiştir
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3358
Cabir b
Abdullah (r
a
) şöyle anlatır:
Hz
Peygamber (a
s
): bir gün" Kaab b
Eşref'i kim öldürebilir? Çünkü o Allah'a ve elçisine eziyet etmiştir" diye sordu
Muhammed b
Mesleme ise bunun üzerine: "Ey Allah'ın elçisi! Onu benim öldürmemi ister misin?" dedi
Peygamberimiz: "Evet isterim" buyurdu
İbn Mesleme: "Öyle ise ona bazı şey söylememe (ve böylece bir hile hazırlamama) izin ver" dedi
Hz
Peygamber: "İstediğini söyle" dedi
Bunun üzerine Muhammed b
Mesleme Kaab'ın yanına vardı ve ona şöyle dedi: "Şu adam (yani Peygamber) bizden zekât istedi ve bizi darlığa düşürdü
" Kaab, bu sözü işitince: "Vallahi daha çok yaka silkeceksiniz" dedi
Muhammed b
Mesleme: "Bir kere ona tabi olmuş bulunduk
Onun işinin nereye varacağını görmek için onu şimdi terketmek istemiyoruz
Şimdi bana biraz ödünç vermeni istiyorum" dedi
Kaab: "Peki sen bana rehin olarak ne veriyorsun?" dedi
Muhammed b
Mesleme: "Neyi istersin?" dedi
Kaab: "Bana kadınlarınızı rehin verin, dedi
"Sen Arabın yakışıklısısın, kadınlarımızı sana nasıl rehin bırakırız? dedi
Kaab: "Öyle ise bana oğullarınızı rehin verin, dedi
Muhammed: "O zaman da birimizin oğlu hakkında: "Bu iki deve yükü hurma karşılığında rehin olan çocuktur," denilerek alay edilir
Fakat biz sana silahımızı, zırhımızı rehin bırakabiliriz" dedi
Kaab bu teklifi kabul etti ve İbn Mesleme ona Haris, Ebu Abs b
Cebr ve Abbad b
Bişr ile gelerek belli bir vakitte rehni teslim edeceğini vadetti
Bu grup bir gece topluca gelerek Kaab'ı çağırdılar ve O da yanlarına indi
Ravi Sufyan Amr'ın dışındaki ravilerin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Kaab onların yanına inerken, karısı kendisine hitaben: "Dikkatli ol, ben bir ses işitiyorum
sanki kan dökecek birinin sesi!" dedi
Kaab: "Bu gelen Muhammed b
Mesleme ile onun süt kardeşi ve Ebu Naile'dir Üstelik mert adam geceleyin kılıçla vurulmaya çağrılsa bile kabul eder" dedi
Muhammed b
Mesleme arkadaşlarına: "Kaab geldiği zaman ben elimi onun başına uzatacağım
Onu sımsıkı tuttuğum zaman hemen öldürünüz" diye talimat verdi
Kaab b
Eşref onların yanına kılıcını kuşanmış şekilde indi
Onlar: "Güzel kokuyorsun" dediler
O: "Evet, Arap kadınlarının en güzel kokulusu benim hanımımdır" dedi
Muhammed b
Mesleme: "Koklamama müsaade eder misin?" dedi
Kaab bunu kabul edince İbn Mesleme uzanıp kokladı ve sonra: "Bir daha koklayabilir miyim?" dedi
Bu defa Muhammed b
Mesleme, Kaab b
Eşref'in başını sımsıkı yakaladı
Sonra arkadaşlarına: "Haydi vurunuz! dedi, ve bu şekilde İbn Eşref'i öldürdüler
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3359
Seleme b
Ekva (r
a
) şöyle anlatmaktadır:
Allah Resulü ile beraber Hayber gazasına çıktık
Bir gece cemaat yürürken kafileden bir kimse Âmir b
Ekva'ya "Hey Âmir! Kısa vezinli şiirlerinden bize dinletmez misin?" dedi
Şair bir kişi olan Âmir hayvanından indi ve şiirini okuyarak kafile develerini yollandırdı:
"Allahım! Sen olmasaydın biz ne hidayete erer,
ne sadaka verir, ne de namaz kılardık
O halde canımız senin yoluna feda olsun, günahlarımızı affet!
Düşmanla karşılaştığımızda ayaklarımızı sabit kıl
Gönüllerimize sükunet ve direnç ver
Çünkü biz savaşa çağrılırsak geliriz
Yardım istenildiğinde hemen koşarız
" Bunun üzerine Hz
Peygamber: "Şiirle develeri yollandıran kimdir?" diye sordu
Sahabeler:" Âmir b
Ekva "dediler
Hz
Peygamber: "Allah Âmir'e rahmet etsin!" dedi
Kafileden bir kimse: "Ey Allah'ın Resulü! Âmir'in şehit olması kesin
Keşke Âmir şimdi şehit olmasa da ondan biraz daha istifade edebilsek" dedi
Nihayet Hayber'e geldik ve Hayber halkını kuşattık
Kuşatma sırasında şiddetli bir açlıkla karşılaştık
Peygamberimiz: "Yüce Allah Hayber'in fethini müjdeledi" dedi
Hayber fethi müjdelendiği günün akşamı olunca mücahitler bir çok ateş yaktılar
Hz
Peygamber: "Bu ateşler nedir? Niçin yakıyorsunuz?" diye sordu
Sahabe: "Et pişirmek üzere" diye cevap verdiler
Hz
Peygamber: "Hangi et?" diye sordu
Sahabeler: "Evcil eşeklerin eti dedi
" Hz
Peygamber: "O etleri dökünüz, kaplarını da kırınız!" buyurdu
Sahabelerden biri: "Etleri döksek ve kaplarını yıkasak olmaz mı? diye sordu
Resulüllah: "Yahut öyle yapınız" buyurdu
Bu seferde Âmir'in kılıcı biraz kısa olduğundan Âmir bu kısa kılıcıyla bir Yahudiye vurmak için baldırına saldırmıştı
Fakat kılıcın keskin yüzü dönüp Âmir'in dizine isabet etti ve bu yaradan dolayı vefat etti
Hayber'den döndükten sonra Peygamberimiz beni sessiz bir halde görünce, iki elimi tutarak: Ey Seleme "Neyin var?" dedi
Ben de ona: "Annem, babam, sana kurban olsun
Bazıları Âmir'in gazasının boşa gittiğini iddia ediyorlar" dedim
Peygamber: "Bunu kim söyledi? dedi
Ben: "Falancalar ve Useyd b
Hudayr "dedim
Peygamber: "Bunu söyleyen kimse yalan söylemiştir
(İki parmağını birleştirerek) Muhakkak ki Âmir için iki ecir vardır" buyurdu ve sonra: "Şu muhakkak ki Âmir, hem Allah'a itaat yolunda gücünü sarfeden bir cahid, hem de bir mücahiddir
Yeryüzünde bu hasletlerle yürüyen Âmir'in benzeri bir Arap pek az bulunur" diye tamamladı
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3363
Berâe (r
a
) şöyle anlatmaktadır:
Hz
Peygamber (a
s
) Hendek savaşında (hendek kazılırken) bizimle beraber toprak taşıyor ve toprak karnının beyazlığını örtmüşken şöyle şiir okuyordu:
"Yemin olsun ki, Ey Allahım sen olmasaydın biz ne hidayete erer,
ne sadaka verir ne de namaz kılardık
Şu kâfirler İslâma davetimizi kabul etmediler
Artık sen onlara karşı bize sekinet indir!" Bazen de
"Bu topluluk İslâma davetimizi kabul etmedi
Onlar bizim çekindiğimiz fitneyi çıkarmak istediklerinde, onlara karşı bize sekinet indir!" diyor ve bu sözleri söylerken sesini iyice yükseltiyordu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3365
Sehl b
Sa'd (r
a
) şöyle anlatmaktadır:
Biz hendek kazarak omuzlarımız üzerinde toprak taşırken Peygamberimiz (a
s
) yanımıza geldi ve: "Allahım! Gerçek hayat Ahiret hayatı! Bu yüzden Muhacir ve Ensar'a mağfiret eyle!" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3366
Enes b
Malik'in rivayet ettiğine göre, Peygamberimiz (a
s
) şöyle buyurmuştur:
"Allahım! Gerçek hayat Ahiret hayatı!
Bu yüzden Muhacir ve Ensar'a mağfiret eyle!"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3367
Seleme b
Ekva (r
a
) şöyle anlatır:
Bir gün sabah namazı ezanı okunmadan önce yola çıktım
O günlerde Hz
Peygamber'in (a
s
) sağmal develeri Zukared merasında otluyordu
Giderken Abdurrahman b
Avf'ın hizmetçisi yolda bana rastladı ve: "Hz
Peygamber'in sağmal develeri kaçırıldı," dedi
Ben: Kim kaçırdı? diye sordum
Köle:" Gatafan kabilesi" diye cevap verdi
Ben üç kez: Ey erkenciler yetişin! diye, sesimi Medine'nin iki kara taşlığı arasındaki halka duyuracak şekilde haykırdım
Sonra yüzümün doğrultusuna arkalarından süratle koştum
Nihayet onlara Zukared mevkiinde yetiştim
Adamlar develeri sulamaya başlamışlardı
Hemen onlara ok atmaya başladım çünkü iyi bir atıcıydım
Ok atarken de:
"Ben Ekva oğluyum bu gün alçakların öleceği gündür" diyerek recezler söylüyordum
Neticede develeri kurtardığım gibi onlardan otuz tane elbiseyi de ganimet olarak ele geçirdim
Sonra Peygamber (a
s
) ve sahabe geldiler
Ben: Ey Allah'ın elçisi! Bu adamların su içmelerine bile fırsat vermedim
Şu anda susuz oldukları için (şimdi su tedariki ile meşgul olacaklardır) peşlerine bir müfreze gönder dedim
Hz
Peygamber: "Ey Ekva oğlu! Sen alacağını aldın
Artık onlara yumşaklık göster" buyurdu
Bunun üzerine döndük
Hz
Peygamber beni Medine'ye kadar devesi üzerinde terkisine aldı
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3371
Enes b
Malik'in (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber (a
s
) (annem) Ümmü Suleym'i harbe götürürdü
Peygamberimiz harbe gittiği zamanlarda beraberinde Ensardan bazı kadınlar da bulunurdu
Bunlar su taşırlar ve yaralıları tedavi ederlerdi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3375
Bureyde'nin (r
a
) naklettiğine göre:
Hz
Peygamber (a
s
) on dokuz gazaya çıkmış ve bunlardan sekiz tanesinde bizzat savaşmıştır
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3384
Seleme (r
a
) şöyle anlatır:
"Hz
Peygamber (a
s
) ile yedi gazaya katıldım
Hz
Peygamber'in gönderdiği seriyelerin ise dokuzunda bulundum
Bir seferinde kumandan Ebu Bekr diğer birinde ise Usame b
Zeyd idi
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3386
Ebu Musa (r
a
) şöyle anlatır:
Altı kişilik bir birlik içinde, Hz
Peygamber (a
s
) ile beraber bir gazaya çıktık
Sırayla bindiğimiz bir devemiz vardı
Artık ayaklarımız delinmişti
Benim de iki ayağım delinmiş, tırnaklarım dökülmüştü
Bunun için ayaklarımıza bez parçaları sarıyorduk
Ayaklarımızı bu şekilde bez parçalarıyla sardığımız için bu sefere Zatu'r-Rik'a adı verildi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3387
Tags
:
cihat
,
iliskiler
,
milletlerarasi
,
siyer
Cihat ve Milletlerarası İlişkiler (Siyer) ile ilgili Benzer Konular
65 Kez Görüntülendi
Cihat Aşkın (Cihat Aşkın Kimdir
Ünlü Erkek Sanatçı Biyografileri
Cihat Baban (Cihat Baban Kimdir? - Cihat Baban Hakkında)
Devlet ve Siyaset Biyografileri
Siyer-i Nebi
Dini Programlar
Siyer- i Nebi İndir
Dini Programlar
Hakla İlişkiler Ve Tanıtım / Halkla İlişkiler Ve Reklamcılık
Meslekler G-H-I
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
20:10
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552