FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sünnet & Hadis
Tevbe
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Tevbe ile ilgili Benzer Konular
119 Kez Görüntülendi
Tevbe Kapısında Buluşalım
Dini Sohbet
Çok Tevbe Edenler
Kıssalar & Hikayeler
tevbe eden genç
Kıssalar & Hikayeler
Tevbe...
Kıssalar & Hikayeler
Tevbe Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Zikir, Dua, Tevbe ve İstiğfar
|
Münafıkların Sıfatları ve Hükümleri
Konu Araçları
26-05-2008
#
1
Profil Bilgileri
FataL
Tevbe
Tevbe başlıklı yazı Mumsema Tevbe Forum Alev
Abdullah b
Mesûd (r
a
) şöyle anlatır:
Ben, Abdullah hasta iken onu ziyaret etmek maksadıyle yanına girdim
Kendisi bize biri kendinden, biri de Allah Resulü'nden olmak üzere iki hadis söyledi: Allah Resulü'nü (a
s
) şöyle buyururken işittiğini söyledi: "Muhakkak Allah mümin kulunun tevbesi sebebiyle şu kimseden daha fazla sevinir: Öyle bir kimse ki çorak bir arazide devesi ile birlikte bulunuyor
Devesinin üzerinde yiyeceği ve içeceği vardır
Derken uyuya kalır
Uyandığında bir de bakar ki devesi gitmiş
Devesini aradı
Nihayet kendisine şiddetli bir susuzluk erişti
Sonra kendi kendine: Artık ben ilk bulunduğum yere döneyim de orada ölünceye kadar uyuyayım dedi
Gitti, ölmek üzere başını kolunun üzerine koydu
Bir aralık uyandı
Bir de baktı ki devesi yanıbaşında
Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devenin üzerinde! İşte Allah mümin kulunun tevbesine bu kimsenin devesini ve azıklarını bulması anındaki sevincinden daha fazla sevinir
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4929
Enes b
Malik (r
a
)
Allah Resulü'nün (a
s
) şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Allah'ın, kulu kendisine tevbe ettiğinde sevinmesi: Birinizin, çorak bir arazide devesi üzerinde bulunduğunda, üzerinde yiyeceği ve içeceğinin bulunduğu devesi kaçar
Devesini bulmaktan ümidi kesip de nihayet bir ağacın gölgesinde yatar; devesinden ümidini kesmiştir
Tam bu haldeyken birdenbire devesini yanıbaşında dikiliyor bulur
Hemen devesinin ipini tutar
Sonra sevincinin şiddetinden dolayı: Allahım! Sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim! diyerek sevincinin şiddetinden dolayı böyle hata etmesindeki sevincinden daha fazladır
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4932
Ebu Hureyre'nin (r
a
) ifade ettiğine göre:
Hz
Peygamber (a
s
) şöyle buyurmuştur: "Allah mahlûkatı yarattığı zaman kendi nezdinde Arş'ın üzerinde bulunan kitabına: "Muhakkak benim rahmetim gazabıma üstün gelir" yazmıştır
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4939
Ebu Hureyre (r
a
)
Allah Resulü'nden (a
s
) şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Yüce Allah rahmetini yüz parçaya ayırıp doksan dokuz parçasını kendi yanında tuttu, bir parçasını da yer yüzüne indirdi
İşte bu bir parça rahmet sebebiyle bütün mahluklar birbirlerine merhamet ederler
Hatta hayvan, üzerine basarım endişesiyle ayağını yavrusundan kaldırır
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4942
Ömer b
Hattab (r
a
) şöyle anlatır:
Allah Resulü'nün huzuruna bir takım esirler gelmişti
Bunların içinde bir kadın vardı ki çocuğunu aramakta idi
Kadın esirler arasında çocuğu bulunca hemen onu aldı bağrına bastı ve emzirmeye koyuldu
Allah Resulü (a
s
) bize: "Şu kadının, kendi çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız?" dedi
Biz de: Hayır vallahi
Atmamak elinden geldiği sürece atmaz, dedik
Bunun üzerine Allah Resulü: "İşte muhakkak ki yüce Allah, kullarına bu kadının çocuğuna acımasından daha merhametlidir" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4947
Ebu Hureyre'den (r
a
) bildirildiğine göre:
Allah Resulü (a
s
) şöyle buyurmuştur: "Asla hiçbir iyilik yapmamış olan bir adam ailesine: Öldüğüm zaman beni yakın
Sonra külünün yarısını karaya, yarısını da denize doğru savurun
Allah'a yemin ederim ki eğer Allah ele geçirmeğe kadir olursa alemlerden hiç bir kimseye azap etmediği bir azaba çekecektir, dedi
Bu kimse öldüğü zaman emrettiği işleri yaptılar
Neticede Allah karaya emretti
Kara hemen kendisinde bulunanları topladı
Allah deryaya emretti, o da derhal kendisinde bulunanları toplayıverdi
Sonra Allah o kimseye: Bunu niçin yaptın? diye sordu
Adam: Senden korktuğumdan dolayı ya Rabb! Sen daha iyi bilirsin! dedi
Bunun üzerine Allah onu affetti
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4949
Ebu Saîd Hudrî (r
a
)
Hz
Peygamber'den (a
s
) şunları nakletmiştir: Sizden önceki ümmetlerden bir kimse vardı
Allah ona mal ve evlat ihsan etmişti
Bir gün evladına hitaben: Vallahi ya benim emredeceğim şeyi yaparsınız, yahut da ben mirasımı sizden başkalarına vasiyet ederim: Öldüğüm zaman beni yakınız
(Zannederim şunu da söylemiştir
Sonra beni öğütüp rüzgârda savurunuz
Çünkü ben Allah katında hiç bir hayır biriktirmedim
Şüphe yok ki Allah beni azap etmeğe kadirdir, diyerek bu hususta çocuklarından söz aldı
Rabbime yemin ediyorum ki çocukları da vasiyet ettiği şeyleri yaptılar
Nihayet yüce Allah; Bu yaptığına seni sevk eden nedir? diye sordu
O zat: Senden korktum, dedi
Allah Teala: "Zaten bunu da başkası affedemez dedi
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4952
Ebu Hureyre (r
a
)
Hz
Peygamber'in (a
s
) Aziz ve Celil olan Rabbından rivayet ederek şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Bir kul bir günah işledi
Müteâkiben: Allahım! Günahımı bağışla, dedi
Yüce Allah: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden ve günah sebebiyle cezalandıracak bir Rabbı olduğunu bildi buyurdu
Sonra kul tekrar dönüp günah işledi
Ardından: Ey Rabbim! Günahımı affet diye yalvardı
Yüce Allah yine: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden ve günah sebebiyle cezalandıracak bir Rabbı olduğunu bildi buyurdu
Sonra kul tekrar dönüp günah işledi
Ve: Ey Rabbim! Günahımı mağfiret et diye yalvardı
Yüce Allah bu sefer yine: Kulum bir günah işledi, fakat günahı mağfiret eden, günah sebebiyle ceza veren bir Rabbı olduğunu gereği gibi bildi
Sen istediğini yap, ben seni mağfiret ettim, buyurdu
" Ravi Abdul Ala "İstediğini yap!" sözünü üçüncü yahut dördüncü defa da mı söyledi, bilmiyorum dedi
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4953
Abdullah b
Mesûd (r
a
)
Allah Resulü (a
s
) şöyle buyurdu demiştir: "Allah kadar medh ve sena olunmayı seven hiç bir kimse yoktur
Bunun için Allah kendisini medh etmiştir
Allah'tan daha kıskanç hiç bir kimse de yoktur
Bundan dolayı Yüce Allah bütün çirkin fiilleri haram kılmıştır
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4955
Ebu Hureyre'nin (r
a
) anlattığına göre:
Allah Resulü (a
s
) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki Allah kıskanır
Mümin de kıskanır
Allah'ın kıskanması, haram kıldığı şeyleri müminin işlemesidir
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4959
Abdullah b
Mesûd'un (r
a
) anlattığına göre:
Yabancı bir kadını öpen biri Hz
Peygamber'e geldi ve olayı anlattı
Bunun üzerine: Gündüzün iki tarafında ve gecenin bazı saatlerinde dosdoğru namaz kıl
Şüphesiz ki iyilikler kötülükleri giderir
Bu, öğüt almak isteyenlere büyük bir hatırlatmadırayeti nazil olunca o zat: Ey Allah'ın Resulü! Bu yalnız benim için mi? diye sordu
Allah Resulü (a
s
): "Ümmetimden onu yapan herkes içindir" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4963
Enes b
Malik'in (r
a
) anlattığına göre:
Hz
Peygamber'e bir adam geldi ve: Ey Allah'ın Resulü! Ben had cezası gerektirecek bir kabahat işledim
O cezayı bana tatbik et dedi
Ravi der ki: Bu anda namaz vakti de gelmişti
Adam da Allah Resulü ile beraber namaz kıldı
Namaz bitince yine: Ey Allah'ın Resulü! Ben ceza gerektirecek bir kabahat işledim
Binaenaleyh hakkımda Allah'ın Kitabı'nı tatbik eyle! dedi
Allah Resulü (a
s
): "Sen bizimle birlikte namazda bulundun mu?" diye sordu
Evet bulundum dedi
Allah Resulü: "Sen affolundun" buyurdu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4965
Dantel
Mumsema
Frmacil
26-05-2008
#
2
Profil Bilgileri
FataL
--->: Tevbe
Ebu Saîd Hudrî'den (r
a
) rivayet edildiğine göre:
Allah'ın Peygamber'i (a
s
) şöyle buyurdu: "Sizden evvelki ümmetler içinde bir adam vardı ki doksan dokuz insan öldürmüştü
Bu zat, yeryüzü insanlarının en aliminin kim olduğunu sordu
Kendisine bir rahip gösterildi
O da rahibe gelerek kendisinin doksan dokuz kişi öldürdüğünü ve tevbesinin kabul edilip edilmeyeceğini sordu
Rahip: Hayır, edilmez diye cevap verdi
Bu cevap üzerine katil o rahibi de öldürdü
Bununla sayıyı yüze tamamladı
Sonra yine yeryüzü halkının en alimini sordu
Alim bir kimse gösterildi
Onun yanına gelince: Bu adam yüz tane insan öldürmüştür
Acaba Onun için bir tevbe yolu var mıdır? dedi
O: Evet vardır, insan ile tevbesi arasına kim girebilir? Sen filan yere git
Çünkü orada Allah'a ibadet etmekte olan bir takım insanlar vardır
Sen de onlarla beraber Allah'a ibadet et ve sakın bir daha kendi memleketine dönme
Çünkü orası kötü bir çevredir, dedi
Bunun üzerine adam gitti
Nihayet yolun yarısına vardığı zaman eceli geldi
Bu sefer rahmet melekleri ile azap melekleri çekişmeye başladılar: Rahmet melekleri: Bu adam tevbe ederek ve kalbi ile Allah'a yönelerek geldi dediler
Azap melekleri de: Bu adam hiç bir hayır işlememiştir dediler
Bu sırada insan kılığında başka bir melek geldi
Her iki taraf bu meleği aralarında hakem yaptılar
O melek: Şimdi siz buradan itibaren geldiği yer ile gideceği yerin mesafesini ölçün
Bulunduğu bu yer, hangisine daha yakın ise bu kimse oraya ait olur dedi
Melekler mesafeleri ölçtüler ve adamın gitmek istediği yere daha yakın olduğunu gördüler
Bunun üzerine onun ruhunu rahmet melekleri aldılar
"
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4967
Hz
Aişe (r
ah
) şöyle anlatır:
Allah Resulü (a
s
) bir sefere çıkmak istediği zaman kadınları arasında kura çekerdi
Kura kime düşerse Allah Resulü onunla birlikte sefere çıkardı
Aişe devamla: Gazaya gitmek istediği bir gazvede de aramızda kura attı ve bu kurada benim ismim çıktı
Ben Resulüllah ile beraber sefere çıktım
Bu sefer, hicap ayeti indirildikten sonra idi
Ben havdecimin içinde bindirilir ve (konak yerine) onun içinde indirilirdim
Bütün yolculuğumuzda böyle oldu
Nihayet Resulüllah bu gazasından ayrılıp da döndüğü ve Medine'ye yaklaştığımızda bir gece yürüyüşü bildirdi
Hareket izni verildiği zaman ben kalkıp yürüdüm
Hatta orduyu geçtim
Hacetimi yerine getirdiğim zaman dönüp yerime geldim
Bir de göğsümü yokladım
Baktım ki Yemen'in gözboncuğundan dizilmiş gerdanlığım kopup düşmüş
Hemen dönüp gerdanlığımı aradım
Fakat onu aramak beni yoldan alıkoymuştu
Benim devemi hazırlayan kimseler gelip havdecimi yüklemişler ve havdecimi bindiğim deve üzerinde götürmüşlerdi
Onlar beni havdecin içinde sanıyorlarmış
O zaman kadınlar hafif idiler, şişmanlamazlardı
Et ve yağ onları bürüyüp kaplamazdı
Çünkü onlar az yemek yerlerdi
Bu cihetle bana hizmet edenler havdeci yüklemek üzere kaldırdıklarında havdecin ağırlık derecesinin farkına varmayarak yüklemişler
Bilhassa ben küçük yaşta genç bir kadındım
Deveyi kaldırmışlar ve gitmişler
Ordu gittikten sonra ben gerdanlığımı buldum
Akabinde konakladıkları yerlere geldim fakat oralarda ne bir çağıran, ne de bir cevap veren kalmıştı
Bunun üzerine ben orada evvelce bulunduğum konak yerime geldim
Ve onlar beni havdecde bulamazlar da beni aramak üzere dönüp yanıma gelirler diye düşündüm
Yerimde otururken uykum geldi ve uyumuşum
Safvan b
Muattal Sulemi sonra Zekvani, ordunun arkasında mola vermişti
Bu zat sabaha yakın yürümüş, benim bulunduğum yere gelmiş, uyuyan bir insan karaltısı görünce benim yanıma gelmiş ve beni görünce tanımış
Beni tesettür farz kılınmadan önce görür idi
Ben onun beni tanıdığı sırada onun istirca sözlerini söylemesi ile uyandım
Uyanınca hemen çarşafıma bürünüp yüzümü örttüm
Allah'a yemin ediyorum ki o bana bir tek kelime söylemiyordu
Ben ondan, istirca sözünden başka hiç bir kelime işitmedim
Devesini ıhtırıp çöktürdü, ön ayağına bastı
Ben de deveye bindim
Safvan bindiğim deveyi önünden çekerek yürüdü
Nihayet kafile konak yerine indikten sonra öğlen sıcağında orduya yetiştik
Bu sırada benim yüzümden helak olan helak olmuştu
İftiranın çoğunu Abdullah b
Ubey b
Selül yapmıştı
Müteâkiben Medine'ye geldik
Medine'ye geldiğimizde ben bir ay hasta oldum
Meğer bu sırada halk iftiracıların sözlerine dalmışlar
Ben ise bunlardan hiç bir şeyin farkında değildim
Yalnız hastalığımda beni işkillendiren bir cihet vardı: Peygamber'den, hastalandığım başka zamanlarda gördüğüm lutuf ve şefkâti bu hastalığımda görmüyordum
Ancak yanıma giriyor, selam veriyor, sonra da: "Nasılsınız?" diyordu
Bu hâl beni işkillendiriyordu
Fakat bir kötülük hissetmiyordum
Nihayet iyileştikten sonra dışarıya çıktım
Benimle beraber Mistah'ın annesi de çıktı
Biz, Menası tarafına doğru çıktık
Bu yer bizim helamızdı
Buraya biz ancak geceden geceye çıkardık
Bu âdet evlerimizin yakınında helalar edinmemizden önce idi
O zamanlar bizim hâlimiz ilk Arapların âdeti idi
Biz evlerimizin yakınında helalar yapmaktan eziyet duyardık
İşte ben Mistah'ın annesi ile dışarı çıkıp gittim
Bu kadın, Ebu Ruhm b
Muttalib b
Abdu Menafın kızıdır
Annesi de Sahr b
Âmir'in kızıdır ki bu kadın da Ebu Bekr Sıddık'ın teyzesidir
Ebu Ruhm kızının oğlu da Mistah b
Usase b
Abbad b
Muttalib'dir
Orada hacetimizi gördükten sonra ben ve Ebu Ruhm kızı evimden tarafa dönüp gelirken Mistah'ın annesinin ayağı çarşafı içinde sürçtü
Kadın: Mistah helak olsun! dedi
Ne fena söyledin! Bedir'de hazır bulunan bir kimseye mi sövüyorsun? dedim
Kadın bana: Ah kadın! Sen onun söylediği sözü duymadın mı? dedi
Ben: O ne dedi ki? diye sordum
Bunun üzerine o bana iftiracıların sözünü haber verdi
Artık hastalığım kat kat arttı
Evime dönünce yanıma Allah Resulü geldi
Selam verdikten sonra: Nasılsınız? diye sordu
Ben de: Ebeveynimin yanına gitmek üzere bana izin verir misin? dedim
Ben o sırada bu haberi ebeveynim tarafımdan tahkik etmek istiyordum demiştir
Allah Resulü bana izin verdi
Ben de ebeveynimin yanına gittim ve anneme: Ey anneciğim! İnsanlar ne konuşuyorlar? dedim
Annem: Ey yavrucuğum! Sakin ol
Vallahi bir erkeğin yanında sevgili, parlak, güzel bir kadın olsun ve onun bir çok ortakları bulunsun da onun aleyhinde çok laf etmesinler pek nadirdir dedi
Ben de: Subhanallah! İnsanlar bunu mu konuşuyorlarmış? dedim
Bunun üzerine bütün gece ağladım
Sabaha kadar gözümün yaşı dinmiyor, gözüme de uyku girmiyordu
Sonra ağlayarak sabahladım
Allah Resulü de o sabah Ali b
Ebu Talib'i ve Usame b
Zeyd'i yanına çağırmıştı
Vahy gecikince ailesi ile ayrılması hususunda onlarla istişare etmişti
Usame b
Zeyd, Peygamber'in ailesinin beraatını bildiğini ve onlara karşı beslediği sevgiye işaret ederek: Ey Allah'ın Resulü! Onlar senin ailendir
Biz onun hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz dedi
Ali b
Ebu Talib'e gelince, o da: Allah senin başını dara sokmaz
Aişe'den başka kadınlar çoktur
Cariyeye de sorsan sana doğruyu söyler demişti
Bunun üzerine Allah Resulü Berire'yi çağırıp: Ey Berire Aişe'de sana şüphe veren bir hâl gördün mü? diye sordu
Berire de: Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki ben Aişe'den kendisini ayıplayabileceğim hiç bir şey görmüş değilim: Yalnız, Aişe yaşı küçük, genç bir kadındı
Ailesinin hamurunu yoğururken uyurdu da evin besi koyunu gelir hamuru yerdi demiş
Bunun akabinde Allah Resulü minber üzerinde ayağa kalktı ve Abdullah b
Ubey b
Selul'den özür dilemesini istedi
Kendisi minber üzerinde şöyle hitabetti: Ey Müslümanlar topluluğu! Ev halkıma verdiği ezası son dereceye varan bir şahıs için bana kim yardım eder? Vallahi ben ailem hakkında hayırdan başka bir şey bilmiş değilim
Bir adamın da ismini ortaya koydular ki bu zat hakkında da ben hayırdan başka bir şey bilmiyorum
Bu kimse ailemin yanına da ancak benimle beraber girerdi
Bunun üzerine Ensar'dan Sa'd b
Muaz ayağa kalkarak: Ey Allah'ın Resulü! O kimseye karşı sana ben yardım edeceğim
Eğer Evs'ten ise biz onun boynunu vururuz
Eğer Hazrec kardeşlerimizden ise yapılacak işi sen bize emredersin biz de emrini yerine getiririz demiş
Bu defa Sa'd b
Ubade ayağa kalkmış
Bu da Hazrec kabilesinin büyüğü idi
Ve bu vakıadan evvel iyi bir kimse idi
Fakat bu defa kabile hamiyeti onu cahilliğe sürükledi de Sa'd b
Muaz'a karşı: Sen yalan söylüyorsun
Allah'ın ebediyetine yemin ediyorum ki sen onu (yani Abdullah b
Ubey'i) öldüremezsin ve onu öldürmeye muktedir olamazsın! demiş
Bu defa da Sa'd b
Muaz'ın amcasının oğlu olan Useyd b
Hudayr ayağa kalkarak Sa'd b
Ubade'ye karşı: Allah'ın beka ve ebediyetine yemin ediyorum ki sen yalan söylüyorsun
Vallahi biz onu elbette öldürürüz
Sen mutlaka münafıksın ki, münafıklar hesabına bizimle mücadele ediyorsun diye mukabele etmiş
Bu suretle Evs ve Hazrec kabileleri ayaklanmışlar
Hatta birbirleri ile vuruşmaya niyetlenmişler
Allah Resulü ise henüz minber üzerinde ayakta duruyordu
Allah Resulü onları yatıştırmaya devam etti
Nihayet onlar susunca sustu
(Bana gelince
Ben o gün ağladım
Ne gözümün yaşı dindi, ne de gözüme bir uyku girdi
Sonra ertesi gecemde de ağladım
Yine gözümün yaşı dinmiyor gözüme hiç uyku girmiyordu
Babam ile anam, ağlamak ciğerimi parçalayacak sanıyorlardı
Bu şekilde Ebeveynim yanımda oturdukları, ben de ağlamakta bulunduğum sırada Ensar'dan bir kadın izin istemişti
Ben de o kadına izin vermiştim
O da oturup benimle ağlıyordu
Biz bu hâl üzere iken Allah Resulü yanımıza girdi, selam verdikten sonra oturdu
Halbuki Allah Resulü bundan evvel hakkımda dedikodu başladığı günden beri yanımda oturmamıştı
Ve Allah Resulü bir ay beklediği halde kendisine hakkımda bir şey vahyolunmamıştı
Allah Resulü oturduğu zaman, şahadet kelimelerini söyledikten sonra: Ey Aişe! Hakkında bana şöyle şöyle sözler geldi
Eğer suçsuz isen yakında Allah seni muhakkak beraat ettirecektir
Yok eğer bir günah işledinse Allah'tan mağfiret dile ve Allah'a tevbe et! Çünkü kul, günahını itiraf ve sonra tevbe edince Allah da onun tevbesini kabul edip mağfiret buyurur dedi
Allah Resulü sözlerini bitirince gözümün yaşı kesildi
Hatta göz yaşından bir damla bulamıyordum
Hemen babama: Allah Resulü'nün söylediği sözlere benim adıma cevap ver dedim
Babam: Vallahi Allah Resulü'ne ne diyeceğimi bilmiyorum dedi
Sonra Anneme: Allah Resulü'nün söylediği söze benim adıma cevap ver dedim
O da: Vallahi Allah Resulü'ne ne diyeceğimi bilmiyorum dedi
Bunun üzerine ben, henüz Kur'an'dan çok şey bilmeyen küçük yaşta bir genç olduğum halde şöyle dedim: Vallahi ben kesinlikle anladım ki siz bu dedikoduyu işitmişsiniz
Hatta bu söz sizin gönüllerinizde yer etmiş ve ona inanmışsınız
Şimdi ben size suçsuzum desem (ki Allah suçsuzluğumu biliyor) bu konuda bana inanmazsınız
Ve eğer ben size bir itirafta bulunsam (ki Allah suçsuz olduğumu bilir) sizler beni hemen tasdik edeceksiniz
Vallahi ben kendimde size verecek bir misal bulamıyorum
Ancak Yusuf'un babasının dediği gibi: Artık (bana düşen) hakkıyla sabretmektir
Sizin şu söylediklerinize karşı yardımına sığınılacak ancak Allah'tır
Aişe şöyle devam etmiştir: Sonra dönüp yatağıma yattım
Halbuki vallahi o zaman ben suçsuz olduğumu ve Allah'ın da muhakkak beni temize çıkaracağını biliyordum
Lâkin vallahi hakkımda okunan bir vahy indirileceğini hiç zannetmiyordum
Benim hâlim de kendimce Aziz ve Celil Allah'ın hakkımda okunan bir şeyle konuşmasından daha aşağı idi
Lâkin Allah Resulü'nün uykuda bir rüya göreceğini ve Allah'ın da o rüya ile beni beraat ettireceğini umuyordum
Vallahi Allah Resulü oturduğu yerden kalkmamıştı
Ev halkından bir kimse de dışarı çıkmamıştı
Aziz ve Celil Allah Peygamber'ine vahy indiriverdi
Kendisini vahy inerken basan şiddet yine bastı
Kendisine indirilen kelamın ağırlığından kış gününde bile inci tanesi gibi ter dökülürdü
Allah Resulünden vahy hâli kalkınca kendisi sevincinden gülüyordu
Söylediği ilk söz şu oldu: "Müjde ya Aişe! Allah seni beraat ettirdi
" Bunun üzerine annem bana: Kalk, O'nun yanına git, dedi
Ben: Vallahi ne ona kalkarım, ne de beraatımı indiren Allah'tan başkasına hamd ederim dedim
Aziz ve Celil Allah şu on ayeti indirdi: "O uydurma haberi getirenler içinizden bir cemaattir
(ayetinden itibaren) on ayet indirdi (Nûr, 11-21)
Aziz ve Celil Allah işte bu ayetleri benim beraatım hakkında indirmiştir
Ebu Bekr, akrabalığından ve fakirliğinden dolayı infak etmekte bulunduğu Mistah b
Usame için: Aişe hakkında bunları söyledikten sonra vallahi ben de Mistah'a bir şey vermem! diye yemin etti
Bunun üzerine de Aziz ve Celil Allah: Sizden fazilet ve servet sahibi olanlar, akrabasına, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere yardımda bulunmayacağına yemin etmesin
"ayetini, "Allah'ın size mağfiret etmesini arzu etmez misiniz?" sözüne kadarindirdi
Hibban b
Musa'nın dediğine göre, Abdullah b
Mübarek İşte bu, Allah'ın kitabı içinde en ümit bahşeden ayettir, demiştir
Bunun üzerine Ebu Bekr Vallahi, ben Allah'ın beni mağfiret etmesini isterim, dedi ve Mistah'a veregeldiği yardımı tekrar vermeye başladı ve: Ben bunu ondan ebediyen kesmem dedi
Aişe Allah Resulü, zevcesi Zeynep bt
Cahş'a benim durumumu sormuş: Ne bilirsin, ne gördün? demişti
O da: Ey Allah'ın Resulü! Ben kulağımı, gözümü muhafaza ederim
Vallahi hayırdan başka bir şey bilmem, diye cevap verdi
Bu hususta Aişe Zeynep, Peygamber'in hanımları arasında bana rekabet eden bir kadındı
Fakat Allah onu vera ve takvası sebebiyle muhafaza buyurdu
Kızkardeşi Hamne bt
Cahş ise onunla mücadele etmeye başladı da bu sebeple helak olanlar içinde helak oldu
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 4974
Tags
:
tevbe
Tevbe ile ilgili Benzer Konular
119 Kez Görüntülendi
Tevbe Kapısında Buluşalım
Dini Sohbet
Çok Tevbe Edenler
Kıssalar & Hikayeler
tevbe eden genç
Kıssalar & Hikayeler
Tevbe...
Kıssalar & Hikayeler
Tevbe Ayetleri
Kuran'ı Kerim
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
01:32
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545