FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Sünnet & Hadis
Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller ile ilgili Benzer Konular
71 Kez Görüntülendi
Sünnete Yöneltilen İtirazlar
Sünnet & Hadis
sünnete yapışmak = 100 şehit sevabı kazanmak
Risale-i Nur
Sünnete uygun nasıl boy abdesti alınır?
Sorular ve Cevaplar
Sünnete İttibadaki Hassasiyet
Sünnet & Hadis
sünnete uymayandan veli olmaz
Kıssalar & Hikayeler
İyilikle İlgili Hadis-i Şerifler
|
Kur'an'da Peygamberimizin Sünnetine Uyma ile ilgili Ayetler
Konu Araçları
27-06-2008
#
1
Profil Bilgileri
herbstregen87
Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller
Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller başlıklı yazı Mumsema Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller Forum Alev
İslâmiyet'te meşrûiyetin olduğu gibi gerekliliğin de asıl kaynağı, Allah'ın Kitâb'ı ve Resûlü'nün (sav) sünnetidir
Her alanda gerekli ve geçerli olan bu kâide sebebiyle "Sünnete sarılma"yı, Kitab ve sünnet nassları ile incelemek şüphesiz tabiî bir durumdur
Kur'ân-ı Kerîm'in sünnete sarılmayı emretmesi
Kur'ân-ı Kerîm'de sünnete sarılmak gerektiğini (sünnete i'tisâm), sünneti bir bütün olarak kapsayacak tarzda çok genel ve öz bir biçimde şu âyet ifâde eder: "Resûl size ne getirdi ise onu alın, ona tutunun; sizi neden nehyettiyse ondan kaçının!" (Haşr/59: 7)
Sahâbîler, bu âyetin sünneti kapsadığı inancındadır
Meselâ, Abdullah İbn Mes'ûd, kendisine dövme yapma ve kadınların kaş tüyleri gibi bazı tüylerini alma yasağının Kur'ân'da bulunup bulunmadığı sorusuna, Peygamberimizin ilgili hadîsiyle cevap vermiş ve bunu Kur'ân'a ait bir nehiy gibi değerlendirme sadedinde de bu âyeti okumuştur
1 Mevdûdî, fey' taksimi münasebetiyle inen bu âyetteki hükmün umûmî ve asıl maksadın, tüm münasebetlerde Hz
Peygamber'in (sav) emirlerine teslimiyet olduğunu belirtmiş, bunun sebebini de şöyle izah etmiştir: "Resûl size neyi getirdi ise onu alın" denirken, cümlenin devamında "size neyi getirmediyse" değil, "neyi yasakladıysa ondan kaçının" şeklinde bir ifade kullanılmıştır
Bu hüküm sadece fey'e ait malların paylaşımını ihtiva etseydi, o zaman "neyi getirmediyse" denirdi
Fakat, "neyi yasakladıysa" denilmesinden anlaşıldığına göre kastolunan, Hz
Peygamber'in (sav) emir ve yasaklarına uyulmasıdır
Nitekim, bizzat Hz
Peygamber (sav) de, "Size emrettiğimi mümkün olduğunca uygulamaya çalışın, yasakladığımdan da kaçının
" 2 buyurmuştur
Hz
Peygamber'e (sav) iman edilmesini ve O'na uyulmasını emreden âyetler, Hz
Peygamber'in ve sünnetinin konumunu belirlemek bakımından i'tisâmın gereğini de ortaya koymaktadır
"Allah'a ve ümmî peygamber olan Resûlü'ne -ki o, Allah'a ve O'nun sözlerine inanır- iman edin ve O'na uyun ki, doğru yolu bulasınız" (A'râf/7: 158) âyetinden anlaşıldığı üzere Resûlullah'a (sav) iman ve O'na uyma, Allah Teâlâ'nın istediği yola uymuş olmak için şarttır
Resûl'e iman, O'nun getirdiği vahye ve ortaya koyduğu sünnete i'tisâmı gerektirirken, bunları tasdik etmemekten kaynaklanan i'tisâmsızlık da imansızlığa delildir
Hz
Peygamber'in Müslümanlar için en güzel örnek olduğunu belirten "Andolsun ki, Resûlullah'ta sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır" (Ahzâb/33: 21) âyeti, bağlanılması gereken sünnetin "üsve-i hasene (güzel örnek)" olduğunu belirtmekte, dolayısıyla i'tisâm teşvikinde bulunmaktadır
Zira "üsve", bütün fiillerinde O'na uymayı ve değer vermeyi, bütün ahvâlini önemsemeyi ihtiva eder
3 Ayrıca âyetler, her devre hitap ettiği için, bütün Müslümanlar onun muhatabıdır
O (sav), her devirde örnek alınmalıdır
Resûlullah'a (sav) itaat edilmesi emri de sünnete i'tisâmı gerekli kılar
Bilindiği gibi, peygamberlere karşı yerine getirilmesi gereken vazifelerden ve onlara uyma şartlarından biri itaattir
"Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur
" (Nisâ/4: 80) âyeti, peygambere itaatin neden gerekli olduğunu ve itaatin zorunluluğunu ortaya koyar
Âyetler, Resûlullah'a (sav) itaati, Allah'a itaat saymıştır
4
Peygamber'e (sav) itaati, sadece "Kur'ân konusunda Peygamber'e itaat gerekir
" şeklinde anlamak mümkün değildir
Zira bu şekilde anlamayı gerektirecek nassî bir delil bulunmamaktadır
Hz
Peygamber'e itaat mecburiyeti, O'na (sav) itaatin Allah'a itaat etme sayılmasındandır
Çünkü Hz
Peygamber, Kur'ân'ın ifadesiyle, sadece Allah'ın yolu sırât-ı müstakime götürmekte (Şûra/42: 52) ve yalnız Allah'tan kendisine vahyedilene uymaktadır (En'am/6: 50)
Şayet Resûl'e itaatten sadece Allah'a itaat murad edilmiş olsaydı, "Allah'a ve Resûlüne itaati" emreden âyetler bulunmazdı
Ona itaat, Kur'ân'da bulunan hususlarda farzdır denilecek olursa bu, Resûl'e mahsus bir itaat sayılmaz
Allah ve Resûlü'ne itaat, ayrı ayrı zikredildiğine göre, Hz
Peygamber'e mahsus bir "itaat" alanı vardır ve O, (sav) Kur'ân'da yer almayan konularda hüküm veriyor demektir
"Allah Teâlâ, 'Peygamber'e itaat edin
' sözüyle 'Peygamber'le gönderdiğim âyetlere itaat edin, ama Peygamber'in bunun dışındaki açıklamalarına ve yorumlarına bakmayın' demeyi murat etseydi, bunu açıkça söylerdi
Aksine mutlak bir ifadeyle, hiçbir şeyle kayıtlamadan 'Resûlullah'a itaat edin
' buyuruyor
Öte yandan, 'Resûlullah'a itaat edin' buyruğunun anlamı, Allah Teâlâ'nın O'nunla gönderdiği âyetlere itaat edin demek olsaydı, o takdirde, âyetlerin başındaki 'Allah'a itaat edin' sözü gereksiz bir tekrardan ibaret olurdu
Allah Teâlâ'nın emrettiği bu itaat, sadece Resûlü'nün getirdiği âyetleri kapsamamakta, âyetlerle birlikte sünnetine, hattâ şahsına itaati de içine almaktadır
"5
Dantel
Mumsema
Frmacil
27-06-2008
#
2
Profil Bilgileri
herbstregen87
--->: Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller
Sünnetin, sünnete sarılmayı emretmesi
Hidayet rehberi ve tek örnek olarak gönderilmiş olan Hz
Peygamber'in (sav), Allah'ın yoluna çağırıcı niteliğiyle kendisine uyulmasını istemesi pek tabiîdir
Kur'ân'ın sünnete ittibaı emretmesinden sonra, sünnetin de aynı emri tekrarlaması, onun Kur'ân'dan aldığı gücü ifade ve te'yid etmektedir
Hz
Peygamber (sav), Sünnete sarılmayı, Vedâ Hutbesi'nde ümmetine vasiyeti olarak açıkça ilân etmiştir
"Size, kendilerine sarıldığınız takdirde ebediyen sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum
Allah'ın Kitab'ı ve Nebî'sinin sünneti
Bunlar (Kitap ve Sünnet), havzda (Kevser Havzı'nda) bana ulaşıncaya kadar ayrılmayacaklardır
"11 Hz
Peygamber (sav), bu vasiyet ve tavsiyesi ile Kur'ân yanında sünnete sarılmayı da teşvik etmiş ve ona uyulmasını istemiştir
Teşri' yetkisini hatırlattığı hadîste, i'tisâmın gereğini, sünnetin gücüyle ve konumuyla te'yid etmiştir
Hz
Peygamber (sav) yine vasiyet niteliğinde kendisinden sonra sünnetine i'tisâmı tavsiye etmiştir
O (sav), "Ben sizi, gecesi gündüzü gibi apaydınlık olan bir din üzerinde bıraktım
Benden sonra ancak helâk olanlar, o dinden sapanlar olur
Sizden kim yaşarsa birçok ihtilâfa şahit olacaktır
Onun için bilip tanıdığınız sünnetime ve hidayete erdirilmiş olan râşid halifelerin sünnetlerine yapışınız
Bunlara sımsıkı sarılınız
"12 buyurmuştur
Ümmetin fırkalara ayrıldığı zamanlarda "kendisinin ve ashâbının yoluna uyanlar"ın kurtulan grup olacağını belirten Hz
Peygamber (sav)13 her devirde ve her durumda olduğu gibi -özellikle zor zamanlarda- sünnnete i'tisâmın kurtarıcı niteliğine dikkat çekmiş olmaktadır
Resûlullah'a (sav) iktida da sünnete i'tisâmı gerekli kılar
"Bana iktida eden bendendir
"14 hadîsinde Hz
Peygamber (sav), açıkça kendisine uyulmasını emretmektedir
"Size bir şeyi yasaklarsam ondan derhal uzaklaşın
Bir şeyi emredersem, gücünüz yettiği kadar onu yerine getirin
"15 hadîsi de, her konuda sünnete i'tisâm gereğini ifade etmektedir
Görüldüğü üzere, Hz
Peygamber (sav), genel bir ifade kullanmıştır
Buna göre O (sav), her konuda uyulması gereken bir kimsedir
Zaten, bilhassa evrensel bir misyonla gelen bir peygamberin tek bir alanda örnek ve ölçü olması, bir alana sıkışıp kalması mümkün değildir
Hz
Peygamber (sav), "Sözlerin en güzeli Allah'ın Kelâmı, yolların en doğrusu, en güzeli ise Muhammed'in yoludur
"16 buyurarak, sünnetten daha doğru ve üstün yol olmadığını belirtmek sûretiyle ona i'tisâmı teşvik etmiştir
"Kim sünnetimi ihyâ ederse beni seviyor demektir
Kim beni severse, Cennet'te benimle beraberdir
"17 hadîsinde ise Peygamber Efendimiz (sav), hem sünneti yaşatma emri vermiş, hem de sünnetine sarılmayı kendisiyle ilişkilendirmiştir
"Kim benim fıtratımı (yaratılıştan sahip olduğum özellikleri) severse, sünnetimi yol edinsin
"18 hadîsi de aynı doğrultudadır
O (sav), kendisine duyulan sevginin de imanla ilgisi olduğunu belirtmiştir
"Allah'a andolsun ki, hiç biriniz beni babasından ve evlâdından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe (gerçek mânâda) iman etmiş olamaz
"19 hadîsi bunu açıkça ortaya koyar
Sünnetin kaynağının vahiy olduğuna işaret eden hadîsler de, sünnete i'tisâmı teşvik eder
Hz
Peygamber'in (sav) "Dikkat edin! Bana Kitap ve onun misli verildi
Dikkat edin! Bana Kur'ân ve onun misli verildi
"20 hadîsi sünnetin önemine ve konumuna, kaynak göstererek dikkat çekmektedir
Hz
Peygamber'in (sav) teşrî' yetkisinin olduğunu belirtmesi, konuya ait önemli delillerdendir
O, ileride sünneti inkâr edenlerin çıkacağını belirttikten sonra "Dikkat edin! Allah'ın Resûlü'nün haram kıldığı, Allah'ın haram kıldığı gibidir
" buyurmuştur
21
Hz
Peygamber (sav), Kur'ân ile sünnetin birbirinden ayrılmayacağını belirtmiştir
22 Bununla beraber, O (sav), Kur'ân dışında da vahiy aldığını, buna rağmen teşrî' yetkisini kabul etmeyip sünneti inkâr edenler olacağını, sünnete karşı çıkacak grupların türeyeceğini, hadîsleri önemsemeyen, her meseleyi Kur'ân'da aramak gibi bir temâyül gösterecek bozuk zihniyetlerin belireceğini haber vererek ümmetini ikaz eder ve böyle kimseleri, şu sözleriyle uyarır: "Benim emrettiğim veya nehyettiğim bir konu kendisine iletildiğinde sakın sizden birinizi, koltuğuna yaslanmış biri olarak 'biz, onu bunu bilmeyiz
Allah'ın Kitabı'nda ne bulursak ona uyarız, o kadar" derken bulmayayım
"23 Hz
Peygamber (sav), böylece sünnetin, dinin iki kaynağından biri olduğunu inkâr edenleri teşhir etmiş,24 sünnet inkârı ve sünnetsiz İslâm arayışlarının olacağını haber vererek ümmetini uyarmış, İslâm Dini'nde sadece Kur'ân'la yetinmeyi tasvip etmemiştir
Hz
Peygamber'in (sav) bu kimseleri kınaması, bu iddiada bulunanların Kur'ân'a sarılmakta da samimi olmadıklarını gösterir
Konunun önemi, hadîsin başka rivâyetlerine de yer vermeyi gerekli kılmaktadır
"Sizden biriniz koltuğuna yaslanarak, Allah'ın şu Kur'ân'da haram kıldıklarından başka şeyleri haram kılmadığını mı zannediyor
Dikkat edin! Vallahi ben öğüt verdim, emrettim ve yasakladım
Bunlar (emirler ve yasaklar), Kur'ân'dakiler kadardır, hatta sayıca ondan da fazladır
"25
Konuyla ilgili başka bir rivâyet ise şöyledir: "Sizden (ümmetimden) birinin (koltuğuna, dirseğine) dayanmış olarak beni yalanlaması umulur mu? Benden bir hadîs rivâyet edilir de 'Resûlullah (sav) bunu söylememiştir' der
"26 Buna göre Hz
Peygamber (sav), hadîs inkârının kendisini yalanlamak sayıldığını belirtir
Başka bir rivâyette ise inkârcıları şöyle anlatır: "Benden bir hadîs rivâyet edildiğinde 'Resûlullah (sav) bunu söylemedi
Bunu bize garanti edecek kim var?' der
"27 Bu ifâde, hadîs rivâyetlerinin incelenmesiyle ilgili olmayıp, esasen sünnet inkârcılarının tavırlarını, onların kendilerinden başka kimseye güvenmediklerini teşhir etmektedir
Hz
Peygamber (sav), sünnet inkârcısına hadîs ulaştığında, o koltuğuna gerine gerine oturmuş olduğu hâlde, hadîsi zikreden kişiye "Bizimle sizin aranızda Allah'ın Kitab'ı vardır! Bu Kitab'da neyi helâl bulursak onu helâl kabul eder ve neyi haram bulursak onu haram kılarız
" diyeceğini haber verdikten sonra, "Oysa Allah'ın Peygamberi'nin (sav) haram kıldığı şey, Allah tarafından haram kılınan şey gibidir
"28 buyurarak meselenin önemine ve sünnetin kaynağına dikkat çeker
Resûlullah (sav), yine bir başka sözlerinde, sünnet inkârcılarının, "Bu Allah'ın Kitab'ı, onda bulunan helâli helâl sayarız, onda bulunan haramı haram sayarız
" diyeceklerine dikkat çeker ve, "Dikkat edin, kime bir sözüm ulaşır ve o kimse sözümü yalanlarsa Allah'ı, Resûl'ün kendisini, Resûlullah'ın (sav) sözünü de yalanlamış olur
" buyurur
29 İnkârcı bu sözlerle, Allah'ın Peygamber'ine (sav) verdiği yetkiyi inkâr etmekte, dinde Peygamber'in (sav) kendi kendine hareket ettiğini ve O'nun sözlerine güvenilemeyeceğini belirtmiş olmaktadır
Sünnet inkârcıları, hadîste bulunanlarla Kur'ân'da bulunanları sanki tıpatıp aynıymış gibi düşünerek Hz
Peygamber'in (sav) emri veya nehyi kendilerine ulaştığında, "Allah'ın Kitab'ı yanımızda, bu onda yok
" derler
"30 İslâm âlimlerinden Şâtıbî, konuyla ilgili olarak "Sünnet, Kitab'ı tefsîr eder
Kim sünneti bilmeden Kur'ân'ı alırsa, sünnette sürçtüğü gibi Kur'ân'da da sürçer
" diyerek, İslâmiyet'ten önceki milletlerin bundan dolayı dalâlete uğradığını belirtir
31 Begavî de, yukarıdaki hadîslerle ilgili olarak "Bu hadîsler, hadîsin Kitab'a arzına ihtiyaç olmadığına delildir
Sünnetin, kendi başına hüccet olduğu sabit olmuştur
'Bana Kitap ve benzeri verildi
' hadîsi de bunu gösterir
" mütalâasında bulunur
Hadîste geçen koltuk (el-erîke) ifâdesi ile Hz
Peygamber'in (sav), din ve âhiret konusunda endişesiz, rahat düşkünü, ilimle meşgul bulunmayan ve refah içinde olanları murad ettiği belirtilmiştir
Bu kimseler, rahat ve rehavet içinde bilmedikleri konularda konuşan kimselerdir
32
Hz
Peygamber (sav), kendisine itaati emreden (Nisâ/4: 13, 80) ve isyanı yasaklayan (Nisâ/4: 14) âyetleri tekrar ve te'yid mâhiyetinde kendisine itaati emretmiş ve isyanı yasaklamış; "Kim bana itaat etmişse, Allah'a itaat etmiştir; kim bana isyan ederse Allah'a isyan etmiştir
" buyurmuştur
33 Aynı şekilde, "Ümmetimin hepsi Cennet'e girecektir; ancak imtina edenler giremeyecektir
" hadîsinde Resûlullah (sav), imtina edenlerin kimler olduğunu, "Kim bana itaat ederse Cennet'e girecektir, kim bana isyan ederse, o imtina etmiştir
"34 buyurarak açıklamışlardır
Bu hadîs, Resûlullah'ın (sav) sünnetinden imtina etmenin, O'na (sav) isyan35 sayıldığı anlamına gelir
İbn Hibbân, Resûlullah'ın (sav) sünnetine itaati; "uydurma gerekçelerle sünnetin def'i için yol arayanların söylediklerine aldırmaksızın, Allah'ın dini konusunda ileri-geri görüş belirtenlerin görüşlerini bir tarafa iterek, kemmiyet ve keyfiyetine bakmadan sünnete boyun eğmekten ibarettir" diye tanımlar
36
27-06-2008
#
3
Profil Bilgileri
herbstregen87
--->: Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller
Resûlullah'ın, "Burada bulunanlar bulunmayanlara duyursun
"37 ve "Allah, sözümü duyup ezberleyen, sonra da onu duymamış olana nakleden kimsenin yüzünü ağartsın!"38 hadîsleri gibi, sünnetinin tebliğ edilmesine ve yayılmasına teşvikine dair emirleri de sünnete i'tisâmı âmirdir
Bu arada Resûlullah'ın (sav) kendi sözünün diğer sözlerden farklılığına işaret etmesi de sünnetin ve sünneti tebliğin önemini göstermektedir
Hz
Peygamber'in (sav), meselâ Veda Hutbesi'nde, tabiî ki hepsi Kur'ân'da en azından açık olarak bulunmayan bazı hususları da anlattıktan sonra, "Dikkat edin, tebliğ ettim mi?"39 diye sorması ve farz ibadetler dışındaki ibadetleri de duyurma emrini vermesi,40 yine sünnete bağlanmak gereğini ortaya koymaktadır
Resûlullah (sav), kendi getirdikleri dışında başka dinlere ait bilgilerle ilgilenilmesine ya da kendi yerine bir başka peygamberin konulmasına kesinlikle müsaade etmemiştir
O'nun bu tavrı, i'tisâmın gereğini ortaya koyan güçlü delillerdendir
Meselâ O (sav), "Yemin olsun ki ben size kusursuz bir din getirdim, Ehl-i Kitaba bir şey sormayın; kendileri sapmışken sizi hidayete erdiremezler, onlara sorarsanız ya bir bâtılı tasdîk eder ya da bir hakkı yalanlarsınız
Musa hayatta olsaydı, bana tâbi olmaktan başkası ona helâl olmazdı
Musa aranızda olsa, beni bırakıp ona tâbi olsanız dalâlete düşersiniz
Siz ümmetlerden benim payıma düşensiniz, ben de nebîlerden sizin payınızım
" buyurmuştur
41 "Kendilerine okunan bu Kitabı sana indirmemiz onlara kâfi gelmedi mi?" (Ankebût/29: 51) âyeti de, bu hadîste ifade edilen gerçeğe parmak basmaktadır
42
Netice olarak Peygamber Efendimiz'in (sav), kendi sünneti ile ilgili bu hadîsler, sünnet olmadan İslâm Dini'ni yaşamanın mümkün olmadığının ifadesidir
Dinimizin iki kaynağı vardır
Kur'ân-ı Kerim ve Peygamberimizin (sav) sünneti
Sadece Kur'ân ile dinin gereklerini yerine getirmek mümkün değildir
Kur'ân'ın hayata geçirilişi, yaşanışı Hz
Peygamber tarafından gösterilmiştir
Resûlullah'ın (sav), bir Müslüman olarak nasıl yaşadığını gözardı ederek Müslümanca yaşamak mümkün değildir
Peygamber (sav), dini yaşarken şüphesiz bu hayat tarzını kendi kendine uydurmamıştır
Zaten bir peygamberin, Allah Teâlâ'nın tasdikinden geçmeden din adına bir söz söylemesi, bir icraatta bulunması imkânsızdır
Dipnotlar
(1) Buhârî, libâs 82, 84, 85, 87, tefsîr 59/4
(2) Mevdûdî, Tefhimu'l-Kur'ân VI, 191
(3) Kurtubî, Câmi', VII, 5237
(4) Kurtubî, Câmi', I, 32
(5) Bkz
: M
Yaşar Kandemir, İki Cihan Güneşi, s
245
(6) Kâdı Iyâz, Şifâ, II, 17
(7) Kurtubî, Câmi', II, 1445; V, 3042; IX, 6473; Kâdı Iyâz, Şifâ II, 18
(8) İbn Abdilber, Câmi', II, 190
(9) Bkz
: Kurtubî, Câmi', IX, 6255; Elmalılı, Hak Dini VII, 4572; Mevdûdî, Tefhîmu'l-Kur'ân VI, 13-14
(10) Hüseyin Atay, "Kur'ân'ın Anlaşılması", Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, s
26
(11) Muvatta', kader 3; İbn Abdilber, Câmi', II, 24, 110, 180; Hâkim, Müstedrek, I, 93
Bu konudaki önemli bazı rivâyetlerde sünnet yerine "Ehl-i Beyt" geçmekte ise de, Bediüzzaman hazretlerinin ifade ettikleri gibi, Ehl-i Beyt'ten de maksat sünnettir
Bu bakımdan, hakiki Ehl-i Beyt, sünnete uyan ve sünneti yaşatandır
Ehl-i Beyt'in en önemli fonksiyonu sünneti yaşamak ve yaşatmaktır
(12) Dârimî, mukaddime 16; İbn Mâce, mukaddime 6
(13) Bkz
: Tirmizî, iman 18
(14) Müsned, V, 409
(15) Buhârî, i'tisâm 2; Müslim, ilim 2
(16) Buhârî, tefsîr 34/2, 111/2; Müslim, cum'a 43
(17) Tirmizî, ilim 16
(18) Abdurrezzâk, Musannef, VI, 169; Beyhakî, Sünen, VII/77
(19) Buhârî, iman 8; Müslim, iman 69-70
(20) Ebû Dâvûd, sünne 5; İbn Hibbân, Sahîh, I, 173
(21) İbn Mâce, mukaddime 2; Tirmizî, ilim 10
(22) Bkz
: Dârakutnî, Sünen, IV, 245; Hâkim, Müstedrek, I, 93
(23) Dârimî, mukaddime 49; Ebû Dâvûd, sünne 5
(24) İsmail Lütfi Çakan, Hadîslerle Gerçekler -2-, s
138; (25) Ebû Dâvûd, harac 31(33)
(26) Abdurrezzâk, Musannef, X, 453
(27) Abdurrezzâk, a
g
e
, X, 453
(28) Tirmizî, ilim 10
(29) Taberânî, el-Mu'cemu'l-evsât, VII, 313; İbn Abdilber, Câmi' II, 189
(30) Müsned, VI, 8; İbn Hibbân, Sahîh I, 174
(31) Bkz
: Şatıbî, İ'tisâm, I, 59
(32) Bkz
: Begavî, Şerhu's-sünne, I, 201
(33) Buhârî, ahkâm 1, cihad 109
(34) Buhârî, i'tisâm 2
(35) Bkz
: İbn Hacer, Fethu'l-bâri, XV, 180
(36) İbn Hibban, Sahîh, I, 180
(37) Buhârî, ilim 37, 39
(38) Dârimi, mukaddime 24
(39) Bkz
: Müslim, küsûf 1
(40) Bkz
: Ebû Dâvûd, tatavvu' 10
(41) Abdurrezzâk, Musannef, VI, 113, 114; X, 313-314; Müsned, III, 387, 338, 471; IV, 266
(42) Dârimî, mukaddime 42
Yeni Ümit, Temmuz-Ağustos-Eylül, Aynur URALER alıntı
Tags
:
amiller
,
gerekli
,
kilan
,
sarilmayi
,
sunnete
Sünnete Sarılmayı Gerekli Kılan Amiller ile ilgili Benzer Konular
71 Kez Görüntülendi
Sünnete Yöneltilen İtirazlar
Sünnet & Hadis
sünnete yapışmak = 100 şehit sevabı kazanmak
Risale-i Nur
Sünnete uygun nasıl boy abdesti alınır?
Sorular ve Cevaplar
Sünnete İttibadaki Hassasiyet
Sünnet & Hadis
sünnete uymayandan veli olmaz
Kıssalar & Hikayeler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
23:11
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552