Mumsema.NET

FrMaLeV

Bilgi Dağıtmak İçin El Ele

Geri git   Mumsema.NET >
Eğitim Bölümü
> Kültür-Sanat > Türk ve Dünya Tarihi

Forum Kuralları Bize Ulaşın İletiler Kayıt ol Yardım Ajanda Bütün Forumları okunmuş kabul et

             
Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili Benzer Konular
198 Kez Görüntülendi

Kıbrıs Barış Harekatı, Gazete Manşetleri Haber Arşivi
Kıbrıs Kebabı Pilavlar ve Tavuk Yemekleri
Kıbrıs Destanı Şiir-Şiirler
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 33. yıldönümü kutlanıyor Yurt Dısı Haberler
Kıbrıs Barış Harekatı Ve İşte O Meşhur Tank Wallpaper / Resim

Anayasa mahkemesinin ilk kararı | defne,dafni
Cevapla
 
Konu Araçları
Alt 13-05-2008   #1
Profil Bilgileri
Arrow Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı

Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı başlıklı yazı Mumsema Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı Forum Alev


Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı


MÖ 1320- MS 1572


MÖ1320-MÖ1200: Hitiler Kıbrıs�a egemen olmuştur

MÖ1200-MÖ722: Çeşitli deniz kavimleri adaya egemen olmuştur

MÖ722-MÖ569: Asurlular adaya egemen olmuştur

MÖ569-MÖ525: Mısırlılar adaya egemen olmuştur

MÖ525-MÖ333: Persler adaya egemen olmuştur

MÖ333-MÖ323: Makedonyalılar adaya egemen olmuştur

MÖ323-MÖ62: Ptolemeler ve Antigonlar adaya egemen olmuştur

MÖ62: Kıbrıs�ta Roma egemenliği başlamıştır

MS46: Romalılar St Paul önderliğinde Hrıstiyanlığı Kıbrıs�ta yaymaya başlamıştır

395: Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmış ve Kıbrıs�ın yönetimi Bizanslılara geçmiştir

649: Emeviler adanın güneyini işgal etmiştir

964: Bizanslılar, tekrar adanın tamamına hakim olmuştur

1191: İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard, 3 Haçlı seferi sırasında Kıbrıs�ı ele geçirmiş ve Templer Şövalyeleri�ne satmıştır Adadaki isyanı bastıramayan şövalyeler, adayı İngilizler�e geri vermiştir İngilizler de adayı Kudüs eski Kralı Guy de Lusignan�a satmıştır

1192-1489: Lüzinyanlar Kıbrıs�a egemen olmuştur

1426: Memluklar; Kıbrıs�ı vergiye bağlamıştır (Kıbrıs�ta Osmanlı egemenliğine kadar bu vergi devam etmiştir)

1489-1571: Venedikliler Kıbrıs�a egemen olmuştur

1571: Kıbrıs�ta Osmanlı egemenliği başlamıştır

22 Eylül 1572: 2 Selim, Kıbrıs için sürgün fermanı ilan etmiştir

1573-1941


1796: Rigas Ferrasos isimli Rum, ilk Megali İdea haritasını hazırladı

1814: Rusya�nın Odessa şehrinde Megali idea örgütü Filiki Eteriya kuruldu

1821: Mora�da Yunan isyanı çıktı ve bu isyan Mısır donanması tarafından bastırıldı

1821: Filiki Eteriya lideri Kıbrıs�a gelerek isyan hazırlığı yaptı, fakat başarılı olamadı

1830: Yunanistan Edirne Antlaşması ile bağımsız oldu

1869: Süveyş Kanalı açıldı ve İngiltere kıbrıs ile yakından ilgilenmeye başladı

1876: Filiki Eteriya örgütü dağıtıldı

1881: Yüzyıl önce çoğunlukta olan adadaki Türk nüfus, üçte bire geriledi

1894: Megali İdea�yı amaç edinen Etniki Eteriya örgütü, Yunan subayları tarafından kuruldu

1830-1919: Yunanistan Osmanlılardan toprak alarak %524 oranında genişledi

1922: Yunanistan Batı Anadolu�dan çıkarak, 1830�a göre %273 oranında genişlemiş olduğu topraklara geri çekildi

1 Temmuz 1878: Geçici olmak ve toprak mülkiyeti Osmanlılarda kalmak koşuluyla, Kıbrıs İngiltere�ye devredildi

1892: Adada, 9 Rum ve 3 Türk�ten oluşan Kavanin Meclisi kuruldu

21 Ekim 1931: Kıbrıslı Rumlar, Enosis için ayaklandı İngilizler çok sert önlemler alarak ayaklanmayı bastırdı

1931-1942: İngilizler, adada siyasi etkinlikleri yasakladı

1942-1958


1942: Kıbrıslı Rumlar AKEL; Kıbrıslı Türkler KATAK partisini kurdu

1942: Kıbrıs Türklerinin en önemli yayın organı olacak olan Halkın Sesi gazetesi yayın hayatına başladı

23 Nisan 1944: Dr Fazıl Küçük, KATAK�tan ayrılarak Milli Parti�yi kurdu

1945: Kıbrıslı Türk İşçiler, Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Kurumu altında birleşti

1946: Türkiye�de, Kıbrıs Okullarından Yetişenler Cemiyeti kuruldu

1947: Tüm Rum partilerinden görevlendirilen temsilciler, Londra�ya giderek Enosis isteğinde bulundu Kıbrıslı Türkler ise, iki yıl içinde iki büyük Enosis karşıtı miting gerçekleştirdi

1948: Kıbrıs sorununu bir milli davaya dönüştürmeyi amaçlayan Kıbrıs Türk Kültür Derneği Türkiye�de kuruldu

1949: Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu altında KATAK, Milli Parti, Çiftçiler Birliği ve Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Kurumu birleşti

1950: Bütün dünyada kolonilerin tasfiyesi eğilimi yaygınlaşınca AKEL ve Ortodoks Kilisesi yoğun bir kampanyaya girişti ve bir �plebisit� düzenledi Rumların Enosis�i kabul etmesine rağmen, İngilizler bu kararı tanımadı

18 Ekim 1950: Makarios Kıbrıs Rum Başpiskoposu seçildi

16 Ağustos 1954: Yunanistan, Kıbrıs�a �self determination� (kendi yazgısını kendi belirleme) hakkı verilmesi için BM�ye başvurdu BM bunu reddetti Türkiye Hükümeti, ilk kez Rum ve Yunanlılara sözlü tepki gösterdi

1954: Hürriyet Gazetesi, kurucusu Sedat Simavi�nin çabalarıyla, adadaki olaylara geniş yer vermeye başladı Milli Talebe Federasyonu, Türkiye�nin birçok yerinde yaptığı mitinglerle Türk kamuoyu�nu harekete geçirmeye başladı

1 Nisan 1955: Yunan Subayı Grivas komutasında ve Makarios�un desteğinde, Enosis�i gerçekleştirmeyi amaçlayan EOKA örgütü kuruldu

29 Ağustos 1955: Türkiye, Kıbrıs sorununa taraf olmayı ilk kez kabul etti ve görüşlerini Londra Konferası�nda sundu Böylece resmen soruna taraf oldu

1957: NATO, arabuluculuk görevini üstlenince, EOKA geçici olarak ateşkes ilan etti İngiltere, çözüm arayışına katkıda bulunması amacıyla Makarios�u serbest bıraktı

1957: Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk kurumları Federasyonu Başkanı seçildi


2 Eylül 1957: 9 Eylül Cephesi örgütü, örgütün yöneticilerinin bulunduğu evde bir patlama olması sonucu dağıldı

15 Kasım 1957: Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi tarafından, ileride TMT�nin çekirdeği olacak olan pasif mukavemet teşkilatı niteliğinde bir örgüt kuruldu Dr Küçük ve Denktaş, Ankara�ya giderek Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu�dan silahlı bir direniş örgütü için destek istedi EOKA eylemleri durmayınca, Zorlu, Genelkurmay�a gerekli talimatı verdi Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Daniş karabelen, Binbaşı İsmail Tansu�yu planları yapmak ve Kıbrıs�a gönderilecek subayları belirlemekle görevlendirdi

27-28 Ocak 1958: Liseli Türk öğrencilerin Taksim lehinde Lefkoşa�da yaptığı yürüyüş, İngilizler tarafından sert bir şekilde engellendi İngiliz ve Türkler arasında çıkan çatışmalar bütün adaya yayıldı

1958: Türkiye�de bir ay içinde Taksim lehinde 53 miting gerçekleştirildiolaylar pretosto edildi

Mayıs 1958: Binbaşı İsmail Tansu�nun hazırladığı plana uygun olarka, Yarbay Rıza Vuruşkan, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Lideri Bozkurt olarak, banka müfettişi kılığında üç subayla birlikte Kıbrıs�a gitti

19 Haziran 1958: İngiliz Başbakanı Harold Mac Millan, Kıbrıs�ın İngiliz Milletler Topluluğu içinde kalmasına, fakat Türkiye ve Yunanistan�la da bağlara sahip olmasına dayalı bir tasarı sundu

1 Ağustos 1958: Yarbay Vuruşkan, TMT�nin kuruluşunu tamamladı TMT, Rumlar geniş kapsamlı saldırılarına başlayana kadar silahlı eylemde bulunmadı

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Dantel   Mumsema   Frmacil
Alt 13-05-2008   #2
Profil Bilgileri
Standart --->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı



1959-1973


11 Şubat 1959: Türkiye ve Yunanistan, bağımsız bir devlette Kıbrıs halklarının durumunu belirleyen Zürih-Antlaşması�nı imzaladı

19 Şubat 1959: Zürih Antlaşması, Londra Antlaşması adı altında Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve adadaki iki halkın liderleri tarafından tekrar imzalandı Böylece Kıbrıs, iki halkın ortak egemenliğinde ve yönetiminde, üç ülkenin de garantörlüğünde bir ada haline geldi Ayrıca taraflarca Garanti ve İttifak Antlaşmaları da imzalandı

16 Ağustos 1960: Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası yürürlüğe sokularak Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi


1961-1963: Rum liderliği, Türkleri adadan çıkararak Enosis�i gerçekleştirmeyi öngören, siyasi ve askeri aşamaları içeren geniş kapsamlı Akritas Planı�nı hazırladı

30 Kasım 1963: Makarios, on üç maddelik anayasa değişikliği önerisi sundu

21 Aralık 1963: EOKA, Akritas Planı�nın silahlı eylem safhasını uygulamaya koydu



22-26 Aralık 1963: �Kanlı Noel� adı verilen bu haftada Rumlar, yüzlerce Türk�ü öldürdü, binlerce Türk�ü yaraladı ve Küçük Kaymaklı köyü�ndeki Türklerin evlerini kullanılmaz hale getirdi


27 Aralık 1963: Bir İngiliz komutasında üç garantör ülkenin askerleri �Barışı Koruma Kuvveti� adı altında adada göreve başladı

30 Aralık 1963: Rumların saldırılarının durduğu yere, Lefkoşa�nın Türk ve Rum kesimlerini ayıran Yeşil Hat çizildi

Ocak 1964: Londra�da, üç garantör ülke ve adadaki toplum liderlerinin katıldığı bir konferans düzenlendi; fakat olumlu bir sonuç alınamadı

4 Mart 1964: BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs Hükümeti�nden, şiddeti ve kan dökülmesini önleyecek kararlar almasını istedi Bu tarihten sonra Rum Yönetimi, Kıbrıs Hükümeti olarak tanınmaya başladı

14 Mart 1964: Kontrolü Kıbrıs Hükümeti�ne verilen BM Barış Gücü adada göreve başladı

4 Nisan 1964: Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti�ni kuran antlaşmaları tek yönlü olarka feshettiğini açıkladı

Mayıs 1964: Makarios ağır silahlar satın aldı ve zorunlu askerlik yasası çıkartarak Rum personel sayısını arttırdı Bunun üzerine TBMM, Haziran�da adaya çıkartma yapmak kararı aldı ABD Başkanı Johnson, Türkiye Hükümeti�ne ağır ifadeler bulunan bir mektup gönderdi İnönü, çeşitli nedenlerle çıkartmadan vazgeçti

6-11 Ağustos 1964: Rumlar, Türklere karşı tekrar saldırıya geçti Tillirga, Mansura ve Koççira bölgelerinden kaçan Türkler, Erenköy�e sığındı Buradaki Türkler, büyük bir direnişe başladı 8-11 Ağustos�ta Türk uçakları, Erenköy�deki Rum birliklerini bombaladı 11 Ağustos�ta ateşkes ilan edildi

21 Nisan 1966: Patris isimli Rum Gazetesi, Akritas Planı�nın büyük kısmını yayınladı

21 Nisan 1967: Yunanistan�da darbe oldu ve askeri cunta yönetimi ele geçirdi

Eylül 1967: Yunanistan ve Türkiye arasında Kıbrıs ile ilgili görüşmeler yapıldı; ancak bir sonuç çıkmadı

15 Kasım 1967: Rumlar, Boğaziçi ve Geçitkale köylerine saldırarak 26 Türk�ü öldürdü ve 230 Türk�ü tutsak etti Bunun üzerine TBMM, 24 Kasım�da adaya çıkartma yapmak kararı aldı

23 Kasım 1967: Türk çıkartma birlikleri Mersin�den yola çıktı Fakat Yunanistan, adadaki 13000 askerini geri çekmeyi ve 1959 antlaşmalarını tanımayı kabul edince Demirel birlikleri yarı yoldan geri döndürüldü

28 Ağustos 1971: Yunan Cuntası�nın görevlendirdiği Grivas, adaya çıkarak EOKA-B�yi kurdu ve Makarios�a cephe aldı Bu örgüt, Enosis�in hemen gerçekleşmesini öngörüyordu

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Alt 13-05-2008   #3
Profil Bilgileri
Standart --->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı



1974-1983


2 Temmuz 1974: Makarios, adadaki Yunan subaylarının geri çekilmesi ve EOKA�B�nin dağıtılması isteğini içeren bir mektubu Yunan Cuntası�na yazdı

15 Temmuz 1974: Yunan subayları ve EOKA-B militanları adada darbe yaptı AKEL ile EDEK partileri yanlıları katledildi Yaklaşık 2000 Rum öldürüldü, Makarios, İngiliz üsleri aracılığıyla Malta�ya kaçtı EOKA-B militanı Nikos Sampson, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı�na getirildi Aynı gün, Türk hükümeti, gizlice, 20 Temmuz�u çıkartma günü olarak belirlendi ve askeri hazırlıklar başladı

17 Temmuz 1974: Ecevit, İngiltere�ye gitti İngiltere Başbakanı Wilson�a ortak müdahale teklifinde bulundu ve İngiliz üslerinden TSK�nın yararlanabilmesi isteğini sundu Wilson bunları reddetti

18 Temmuz 1974: ABD Dışişleri Bakanı Kissinger�in yardımcısı Sisco Londra�ya gelerek Ecevit ile görüştü Müdahaleden vazgeçmesi için Ecevit�in şartlarını öğrendi ve bunları Yunanlılar ile görüşmek üzere Atina�ya hareket etti

19 Temmuz 1974: Sabah hareket emrinin gelmesiyle Türk çıkartma birlikleri Mersin�den gemilerle hareket etti Bu arada Yunan Cuntası, Ecevit�in tüm önerilerini reddetti

20 Temmuz 1974: Sabah saat 0145�te Sisco, TC Başbakanlığı�na geldi 48 saat içinde bir ABD formülü getirebileceğini söyledi ve müdahaleden vazgeçilmesini istedi Ecevit, bunu reddeti ve 0505�te kalkan ilk jet uçağıyla Türk amfibi harekatı başaldı


21 Temmuz 1974: Türk jetleri ve üç Türk muhribi, Türk Hava ve Deniz Kuvvetleri arasındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle birbiriyle muharebe etti Sonuçta TCG Kocatepe battı ve bu geminin personelinden 54 kişi şehit oldu

22 Temmuz 1974: İkinci çıkartma birliği olan 39 Tümen adaya çıktı ve havadan inmiş olan birlikle birleşti 1700�de ateşkes ilan edildi Türk birlikleri, Laptat-Girne-Lefkoşa üçgeni içerisinde Cenevre Görüşmeleri�nin sonucunu beklemeye başladı

23 Temmuz 1974: Yunanistan�da cunta karşıtı güçler bir darbe yaptı ve demokratik yönetime geri dönüldü İki gün sonra Karamanlis, başbakan olarak göreve başladı ve ateşkesi ilan etti

26 Temmuz 1974: Karamanlis, ülkesini NATO�nun askeri kanadından çıkardı

25-30 Temmuz 1974: Türkiye, Yunanistan ve İngiltere adanın durumunu Cenevre�de görüştü Sonuçta Cenevre Protokolü imzalandı

6 Ağustos 1974: Türk Birlikleri, Rumların ateşkese uymamasını gerekçe göstererek Lapta�yı ele geçirdi


8 Ağustos 1974: Üç garantör ülke Dışişleri Bakanları�nın yanı sıra Kıbrıs Türk Halkı Lideri Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Halkı Lideri Glafkos Klerides�in katıldığı 2 Cenevre Görüşmeleri başladı Rum ve Yunanlılar, buradaki tüm önerilerini görülmeden reddetti

12 Ağustos 1974: Rumlar, adadaki Ayakebir köyüne saldırarak buradaki Türkleri katletti

14 Ağustos 1974: Türkler, 2 Cenevre Görüşmeleri�nden çekildi ve Barış Harekatı�nın ikinci safhası başladı Aynı gün Rumlar, Atlılar köyünde bulabildikleri tüm Türkleri (57 kişi) kurşuna dizdi Ayrıca Muratağa ve Sandallar köylerindeki tüm Türkleri (89 kişi) öldürerek çukurlara gömdü, ve Baf�ta beş Türk�ü öldürdü

15 Ağustos 1974: Rumlar Taşkent, Tatlısu ve Terazi köylerinden 50 Türk�ü kurşuna dizdi

16 Ağustos 1974: Türk birlikleri Lefke-Lefkoşa-Mağusa hattını çizdi 1900�da ateşkes yürürlüğe girdi Bu arada Rumalr Baf, Larnaka ve Limasol�un çeşitli köylerindeki 100�e yakın Türk�ü öldürdü

17 Ağustos 1974: Türk birlikleri gerilla saldırıları düzenleyen Rum askerlerinden Karpaz Yarımadası�nı arındırdı Son olarak, ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek Yeşilırmak bölgesinde mahsur kalan Türkleri kurtardı

1 Kasım 1974: BM Genel Kuruku aldığı kararda iki toplumun eşitliğini kabul etti ve �Kıbrıs Hükümeti�nden söz etmeyerek iki toplum liderinin, eşitlik esasıyla, Kıbrıs Sorunu�na siyasi bir çözüm bulmaları için görüşmeye davet etti

5 Şubat 1975: Harekat nedeniyle ABD Türkiye�ye ambargo koydu

13 Şubat 1975: Kıbrıs Otonom Türk Yönetimi, çok partili demokratik sisteme geçmek ve eşitlik temelinde bir federasyon oluşturmak için gerekli federe birimlerden Türk kanadını oluşturmak amacıyla Kıbrıs Türk Federe Devleti�ni ilan etti

31 Temmuz-2 Ağustos 1975: Viyana�da yapılan toplumlararası görüşmeler sonucu Nüfus Mübadelesi Antlaşması imzalandı İsteyen Rum ve Türkler kuzeyden güneye ya da güneyden kuzeye geçirildi

12 Şubat 1977: Denktaş ve Makarios, 4 maddelik bir ilke antlaşması imzaladı Buna gire iki toplumlu ve iki bölgeli federal sistem toplumlar tarafından kabul edildi ve federasyon esaslarının görüşülmeye başlayacağı bildirildi

1977: Makarios öldü ve Kıbrıs Rum toplumu liderliğine Kiprianu getirildi

19 Mayıs 1979: Denktaş ve Kiprianu 10 maddelik bir doruk anltaşması imzaladı ve toplumlararası görüşmelerde 1977 Denktaş-Makarios antlaşmasının esas alınmasını kabul etti

1979-1983: Rumlar, iki kesimli ve iki toplumlu federasyonla bağdaşmayan savlar öne sürdü

13 Mayıs 1983: BM Genel Kurulu, aldığı kararla, Rumların egemenliklerini kuzeye yayması ve Rum göçmenlerin kuzeye geri dönmesi gerektiğini bildirdi

15 Kasım 1983: Kıbrıs Türk Halkı, �self-determinasyon� hakkını kullanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti�ni ilan etti

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Alt 13-05-2008   #4
Profil Bilgileri
Standart --->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı



Kıbrıs Barış Harekatı


15 Temmuz 1974 Pazartesi

Kıbrıs'ta bir darbe yapıldığı haberi Ankara'da saat 1030'a doğru duyuldu Lefkoşe'deki Türk Büyükelçiliği'nden Dışişleri Bakanlığı'na gönderilen şifreli mesajda, "Bugün 0830 sıralarında Makarios'a karşı bir darbe olduğu öğrenilmiştir Başpiskopos'un sarayının etrafından ateş sesleri gelmektedir" deniyordu

Haber, Başbakan Ecevit'e, Afyon'a gitmek için geldiği Etimesgut Askeri Havaalanı'nda ulaştırıldı Ecevit, Afyon ziyaretini kısa kesmek kararından sonra bu ile doğru yola çıkarken, Bakanlar Kurulu'nun derhal toplanması talimatını verdi Çin'in başkenti Pekin'de bulunan Dışişleri Bakanı Turan Güneş'e derhal Ankara'ya gelmesi talimatı verilmişti Genelkurmay Başkanı Semih Sancar İstanbul'dan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan Mersin'den Ankara'ya yola çıkmışlardı

Türkiye'nin Kıbrıs'taki Sampson darbesine ilk tepkisi Başbakan Ecevit'ten geldi Afyon'da bulunan Ecevit, saat 1430'da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanıyordu:

"Şu anda, Afyon'un şu meydanından ve Atatürk'ün anısı olan şu doğal anıtın eşiğinde (Ecevit'in arkasında Yunanlıların Kurtuluş Savaşı'nda yenilgisini gösteren büyük bir tunç anıt yükseliyordu) bütün dünya, yakın-uzak komşularımıza şunu söylüyorum: Kimse Kıbrıs'taki kargaşalığı fırsat bilerek, Türklerin haklarına dokunmaya kalkışmasın Hiçbir oldu-bittiyi kabul etmeyiz Türklerin haklarına el sürdürtmeyiz, sürdürtmeyeceğiz(1)"

Başbakan Ecevit Ankara'ya döndüğünde hazırlıkları hayli ilerlemiş buldu ve kendisinden önce başkente dönmüş olan Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ile birlikte doğruca Genelkurmay'a gitti Her şeyden önce komutanlarla bir durum değerlendirmesi yapmak ve ordunun bir an önce hazırlığa başlamasını istiyordu Durum, askeri bir müdahaleyi gerektirecek kadar ciddiydi Bu düşüncelerini komutanlara da söyledi Son söz olarak, orduya güvenini belirtti ve her türlü olasılığı dikkate alarak ordunun gecikmeksizin harekete hazırlanmasını istedi(2)

Ecevit, Genelkurmay'dan ayrılıp Bakanlar Kurulu toplantısı için Başbakanlığa gittiğinde Kıbrıs'ın durumu daha da aydınlanmıştı Nikos Sampson darbenin önde gelen adamı olarak Cumhurbaşkanı seçilmiş ve yemin ederek göreve başlamıştı Lefkoşe Rum radyosunda yayınlanan mesajında Sampson, "Bu hareket, Kıbrıs'ın iç işidir ve sadece Makarios ve taraftarlarına karşı yöneltilmiştir Türkler tamamen güvenlik içindedir" diyordu

Gelişmeleri tüm dünyaya duyuran ve darbeyi yeren uluslar arası haber ajanslarının ortak kanaati, darbenin Yunanistan'dan yönetildiğiydi Atina'da ise garip bir sessizlik vardı Yunan radyo ve televizyonları birkaç saat susmuşlar, sonra Kıbrıs ile ilgili haberleri, hiçbir yorum yapmaksızın kuru kuruya vermekle yetinmişlerdi

Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün de katıldığı Bakanlar Kurulu toplantısı, akşam saat 1900'da böyle bir ortamda yapıldı Hemen ardından da Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve ilgili bakanların da katıldığı Milli Güvenlik Kurulu toplantısına geçildi

Türkiye, iki başlı bir sorunla karşı karşıyaydı:

Birincisi, Kıbrıs'taki soydaşlarının durumuydu 1959 Zürih ve Londra Antlaşmalarıyla Türk toplumuna sağlanan haklar, üç yıl gibi kısa bir zaman sonra 1963 ve 1964'te hukuken olmasa bile fiilen ortadan kalkmış, Türkler daracık ve birbirinden ayrı bölgelere sıkıştırılmışlardı 1967 olayları Türkiye'yi iki kez savaşın eşiğine getirmişti Türkler, 1967'den sonra kendi yönetimlerini kurmuş olsalar da, kendi yurtlarında yurtsuz gibiydiler Sampson darbesiyle durumlarının daha da kötüleşeceği ortadaydı

İkincisi, doğrudan doğruya Türkiye'nin güvenliğiyle ilgiliydi Kıbrıs, Türkiye'nin güvenliği açısından stratejik bir konumdaydı Türkiye'ye düşman bir ülkenin Kıbrıs'a yerleşmesi halinde Anadolu'nun doğusuna kadar tüm derinliği havadan ve Güney Anadolu ikmal yolları da denizden büyük bir tehdit altına girerdi Yunanistan'a 900 km, Girit'e 700 km uzaklıktaki Kıbrıs'ın Anamur'a uzaklığı sadece 74 km idi

Başbakan Ecevit, Garanti Antlaşması'nın verdiği müdahale hakkını kullanmadan önce, diğer garantör devlet olan İngiltere'nin yetkilileriyle görüşerek onlarla birlikte hareket etmeye uygun buluyordu Böylece problem kansız bir şekilde çözülebilirdi İngiltere kabul etmezse, Türkiye yalnız başına hareket edecekti Bu görüşmeler sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri gerekli hazırlığı yapacaklardı Askerler, hazırlık için 5 günün yeteceğini bildirmişlerdi Türkiye, 20 Temmuz sabahı, Kıbrıs'a çıkarma yapabilirdi

MGK toplantısı gece yarısı bitmiş, hemen ardından da Bakanlar Kurulu toplantısı başlamıştı Sabaha karşı saat 0230'da konuşmalar bittiğinde, Başbakan Ecevit, Bakanlar Kurulu'ndan İngiltere ile görüşme ve hazırlıklar konusunda tam yetki almıştı Ecevit, o gece konuşulanlar hakkında daha sonra şu açıklamayı yapmıştır:

"Milli Güvenlik ve Bakanlar Kurulu'nda hiç kimse harekata karşı olma gibi bir tavır takınmadı Türkiye'nin Garantör Devlet olarak askeri gücünü Kıbrıs'ta bulundurması zorunlu idi Artık ancak böyle bir askeri varlığın sağlayacağı güvenlik duygusu içinde Kıbrıs sorununa barışçı bir çözüm aranabilir, Ada'daki Türklerin durumu güvenceye bağlanabilir ve ENOSİS önlenebilirdi Yunanistan'daki rejimin, Türkiye ile Yunanistan arasındaki hiçbir sorunu görüşmeler yoluyla çözmeye yanaşmayacağını görmüştük Bu yönde bütün iyi niyetli yaklaşımlarımızı kaba bir şekilde geri çevirmişlerdi O zihniyetteki bir rejim karşısında hakkımızı ancak güçle koruyabilirdik(3)"

Bakanlar Kurulu'nun ardından Genelkurmay'a giden Başbakan Ecevit, yazılı emrini orduya vermişti: "Türk askeri varlığı Ada'ya etkin ve ölçülü şekilde çıkacaktı

16 Temmuz 1974 Salı


16 Temmuz 1974 tarihli gazeteler, Türkiye'deki ilgi ve heyecanı yansıtıyordu Bütün gazetelerin manşetlerinde Kıbrıs'taki Sampson darbesi vardı

Geceyi iki bakanlar kurulu bir de MGK toplantısıyla geçiren Başbakan Ecevit, 16 Temmuz sabahı parti liderleriyle bir toplantı yaptı Toplantıya Süleyman Demirel, Fahri Özdilek, Ferruh Bozbeyli, Turan Feyzioğlu, Nihat Erim katılmıştı Dışişlerine vekalet eden Hasan Esat Işık, parti başkanlarına durumu açıklamıştı, Başbakan Ecevit de, hükümetin diplomatik girişimlerin sonucuna göre bir karara varacağını ifade etmişti

Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi, Yunanistan, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletlerine uyarı mesajları gönderilmiş, Yunanistan'a da "değiştirme birliği"ni zamanından önce yola çıkarmaması için uyarıda bulunulmuştu Kıbrıs'taki 950 kişilik Yunan alayının yarısı üç gün sonra değiştirilecekti

İngiltere Hükümeti'ne garantör devlet olarak acele görüşmek isteğini ileten Türkiye Hükümeti, tatildeki Meclis'in acele toplantıya çağrılması için Cumhurbaşkanı Korutürk'e başvurdu

Dünyanın gözü Türkiye'ye çevrilmişti Dışişleri Bakanlığı'na gelen büyükelçiler, Türkiye'yi soğukkanlı olmaya, herhangi bir silahlı hareketten uzak durmaya çağırıyorlardı Ancak ne BM, ne ABD veya İngiltere, resmen Kıbrıs darbesini kınamış değillerdi Başbakan Ecevit'in BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim'ın bu konudaki çağrısına verdiği yanıt, Türkiye'nin dış dünyanın tepkisizliğine duyduğu kırıklığın ifadesini taşıyordu:

"Son gelişmeler Yunanistan'ın Kıbrıs antlaşmalarını ihlal ederek, mesajınızda sizin de korunmasını değindiğiniz, Kıbrıs'ın bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne müdahalede bulunduğunu açıkça göstermektedir

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Alt 13-05-2008   #5
Profil Bilgileri
Standart --->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı



Ada'daki Türk toplumunun güvenliği ve hakları konusunda antlaşmalarda sorumluluk taşıyan Türk hükümetinin bu tehlikeli gelişmeler dolayısıyla duyduğu derin endişeyi ve bunlar karşısında duyarsız kalınmasına imkan bulunmadığını takdir buyuracağınızdan eminim Keza sözü edilen bu gelişmelerin hiçbir ilişkisi bulunmayan Türkiye ile, bu gelişmelerde taraf olan, hatta onların yöneticisi olan bir üye devlet arasında hiçbir paralellik düşünülemeyeceğine göre, mesajınızda, Kıbrıs'la yakından ilgili hükümetlerin büyük dikkat göstermesi yolundaki çağrının bu konuda sorumlulukları olanları açık olanlara ait bulunduğundan şüphe etmiyorum"

Bu arada BM Güvenlik Konseyi New York'ta toplanmış, elde yeteri kadar bilgi bulunmadığı gerekçesiyle bir karar almadan dağılmıştı NATO Daimi Temsilcileri de Brüksel'de toplantı halindeydiler İki NATO üyesi devleti karşı karşıya getirebilecek bir durum, tüm temsilcileri tedirgin etmişti

ABD'nin tutumu da hayli düşündürücüydü Darbenin Kıbrıs'ın iç sorunu olduğunu" ileri süren Hükümet Sözcüsü Anderson, Dışişleri Bakanı Kissinger'in Türk Dışişleri Bakanlığı'na bir mesaj gönderdiğini ve mesajında "Ada'nın anayasa, düzen ve statükosunun değiştirilemeyeceğini, Kıbrıs'ın bağımsızlık ve egemenliğine saygı gösterilmesini istediğini, bunları bozacak her türlü harekete karşı olduğunu" belirttiğini kaydedediyordu

O dönemde "Watergate" skandalı ile uğraşan ABD, çıkacak muhtemel bir Türk-Yunan savaşının NATO'yu derinden yaralayacağını düşünüyordu

Sovyetler ise, kendilerine yakın duran Makarios'un bir darbe ile devrilmesinden hoşnut değillerdi Sampson hareketinin ENOSİS'e yol açacağından ve dolayısıyla Kıbrıs'ın tümü ile NATO üyesi Yunanistan'ın eline geçeceğinden endişeleniyorlardı O sabah Sovyet Ajansı TASS'da yayınlanan resmi bildiride şu ifadeler kullanılıyordu:

"Gerici güçlerin ve onların ardındaki akıl babalarının asıl amaçları, faşist unsurları kullanarak Ada'da iktidarı ele geçirmek ve Ada'yı bir NATO üssü haline sokmaktır"

Cumhurbaşkanı Korutürk tarafından kabul edilen Sovyet büyükelçisi Grubyakov da, görüşme sonrası yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

"Sovyet halkları Kıbrıs'taki askeri isyanın karşısındadır Bu isyan dış kuvvetler tarafından tertiplenmiştir Sovyet halkları, Kıbrıs için zor olan bu devrede isyancılarla mücadele edenlerin yanındadır"

Darbe günü sessizliğe bürünen Yunanistan, ikinci gün konuyla ilgili düşüncelerini açıklamaya başlamıştı Yayınlanan hükümet bildirisinde, darbenin tamamen Kıbrıs'ın iç sorunu olduğu vurgulanarak, "gaddar diktatör Makarios'un milliyetçi güçler tarafından düşürüldüğü" ifade ediliyordu

Darbeci Sampson da Yunanistan ile aynı fikirdeydi 16 Temmuz'da yaptığı basın açıklamasında şunları söylüyordu:

"Yunanistan'la birleşmek gibi bir fikir sahibi değiliz Türklere karşı içten sevgi duyguları besliyoruz Türkler güvenlik içindedir Kıbrıs'taki gelişmeler yalnızca Kıbrıs'lı Rumları ilgilendirmektedir"

Darbeyi olduğu şekliyle kabullenmek niyetinde olduğu anlaşılan İngiliz hükümetinin görüşlerini açıklayan Dışişleri Bakanı James Callaghan, Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmasında "Türk ve Yunan hükümetlerine çağrıda bulunulduğunu ve NATO müttefiki iki üyenin soğukkanlı davranmalarının istendiği"ni açıklıyordu

Türk Genelkurmayında ise yoğun bir çalışma vardı Kıbrıs'a yapılacak bir müdahale için 1964'ten beri hazırlanmış, ve sonraları geliştirilmiş planlar bir daha gözden geçiriliyor ve harekatın öngörülen 20 gün yerine beş gün gibi kısa bir hazırlık devresine sıkıştırılması için bazı zorunlu değişiklikler yapılıyordu

Genelkurmay harita üzerinde plan çalışması yaparken, bir yandan da çıkarmada görev alacak birlikler alarma geçirilmişti 16 Temmuz 1974 Salı sabahı Türk ordusunun yarısı, dışarıdan sezilemeyecek bir hazırlık içine girmişti Orduyu bir "sefer havası" sarmıştı Ancak, askerdeki "acaba" sorusunun cevabı henüz bulunamamıştı Çünkü, benzer hazırlıklar 1964 ve 1967'de de yapılmış ve yarı yoldan dönülmüştü O günlerde ordunun içinde bulunduğu durum hakkında, yüksek rütbeli bir komutan yıllar sonra şu ifadeleri kullanacaktı:

"Savaşta ne olacak bilinmez Müdahale edilmeyecek, gösteri yapılacak denseydi, durumu açıkça bilmekten dolayı memnun olabilirdik Aslında hazırlıkları yapmaya başladığımız gün, Genelkurmay dahil çok azımız bu defa gerçekten çıkacağımıza inanmıştık Hala içimizde gösteri yapıp dönebileceğimiz hissi vardı Dolayısıyla ikili bir çıkar var gibiydi Büyük sorumluluk ve demir gibi sinir isteyen bir şey, karar vermek Aynı durumdan Demirel de geçmişti ve nasıl ter döktüğünü biliriz Kolay değildir; insan canıyla, bir ülkenin mukadderatıyla oynayabilecek kararı vermek için çok güçlü olması gerekir("

16 Temmuz'da da Genelkurmay'a bir kez daha giden Ecevit, komutanlarla durum değerlendirmesi yapmıştı Başbakan kesinlikle çıkarma yapılması taraftarıydı Ordunun üst düzey yetkililerini bunu açıklıkla söylemek istiyordu Ecevit, hükümete düşen politik işleri yürütecek, askerler de kendi işlerini göreceklerdi

O komutan, o gün hakkında şunları anlatmaktadır:

"İlk defa Türk ordusu açık bir savaş emri alıyordu Ecevit bir kere bile nasıl yapacağımızı, kaç kişi çıkaracağımızı, nereden çıkacağımızı sormadı Masaya oturduğu ilk günden itibaren orduyu güvendiğini ve başaracağımıza emin olduğu hissini verdi Planlara karışmadan sadece siyasi kararlarını bildirmekle yetindi"

Akşama doğru heyecan uyandıran bir haber duyuldu: Yunanistan cuntası, yurtta seferberlik ilan etmişti Haber, gerili sinirleri büsbütün gerdi İki ülke arasındaki savaş ihtimali gittikçe artıyordu

17 Temmuz 1974 Çarşamba

Olayın üzerinden üç gün geçtiğinde, Kıbrıs'taki Sampson darbesine karşı yabancı basının tavrı netleşmişti Darbeyi kınayan yabancı basın, bunun Yunanlı subaylar tarafından yapıldığını belirtiyordu Örneğin ABD hükümet yetkilileri bu konuda susarken, New York Times gazetesi konuyla ilgili haberinde şu ifadeleri kullanıyordu:

"Temel gerçek, Kıbrıs Rum Milli Muhafız Ordusu'nun, Atina'dan emir alan 650 Yunan subayı tarafından kendi hükümetine karşı ayaklanmaya sevk edilmesidir Kıbrıs'taki ayaklanma büyük bir insani trajedi ve siyasi hatadır Bu hareket Adada Rum çoğunluk ve Türk azınlık arasında toplumlararası şiddet hareketlerinin yeniden başlamasına yol açabilir Türkiye olaylara seyirci kalarak Yunanistan'ın Kıbrıs'ı ele geçirmesine izin vermeyeceğini söylüyor Bu nedenle Türkiye ile Yunanistan arasında silahlı çatışma ihtimali mevcuttur Amerika ise olaylara seyirci kalmaktadır"

Türk ordusundaki hareketlilik olanca hızıyla sürüyordu Trakya'daki 2 ve 5 Kolordu birlikleri Yunan sınırına doğru hareket halindeydi Batı Anadolu'daki Ege Ordusu sefer görev yerini almıştı Kıbrıs'a karşı harekat yapacak birlikler ise Mersin, Taşucu ve dolaylarına yanaşıyordu Tüm yollar hareket halindeki ordu birlikleriyle doluydu Donanma Ege ve Akdeniz'e açılmıştı Bazı sivil gemiler ordu emrine alınıyor, uzaktakiler çağrılıyordu

Hükümet cephesinde de durum farklı değildi Türk hükümetinin İngiltere'ye bir gün önce yaptığı görüşme isteğine olumlu cevap gelmişti Ancak görüşmenin hangi tarihte yapılacağı belirtilmiyordu Öğle saatlerinde Cumhurbaşkanlığı'ndaki toplantıdan çıkan Başbakan Ecevit, Londra'ya hareket etmeye karar verdi Heyet derhal hazırlandı ve uçak 1530'da havalandı

Londra'daki akşam yemeğinde Başbakan Wilson ve Dışişleri Bakanı Callaghan heyeti ile Ecevit ve Dışişlerine vekalet eden Hasan Esat Işık'ın başlarında bulunduğu Türk heyeti durumu tartıştılar Ecevit Adada bozulan dengeyi ve bir kez daha tehlikeye düşen Türk toplumunun güvenliğini belirttikten sonra, "Kan dökülmesini ve NATO'da tamir edilemeyecek bir yara açılmasını istemiyorsanız harekatı birlikte yürütelim Türk ordusunun Kıbrıs'taki İngiliz üslerinden faydalanmasını kabul edin Üslerinizden Adaya girersek kansız olur Sizi Garanti Antlaşması uyarınca göreve çağırıyorum" diyerek Türk önerisini ortaya koydu

İngilizler silahlı bir müdahaleye karşıydılar Hatta Wilson, Garanti Antlaşması'nın İngiltere'ye silahlı müdahale hakkı verdiği görüşünde bile değildi Böyle bir hareketin işleri büsbütün karıştıracağı fikrindeydi Barış yoluyla Kıbrıs'taki darbeci Yunanlı subayların geri alınması Yunan Hükümetine kabul ettirilebilir, Türk toplumuna daha fazla güvenceler verilebilirdi İngilizler, tıpkı 1964 ve 1967'de olduğu gibi oyalama taktiği uyguluyorlardı

Türk ve İngiliz heyetleri arasındaki görüşmeler gece yarısından sonra 0130 sularına kadar sonuç alınamadan sürdü Ecevit, karşı tarafın ısrarına rağmen kararını değiştirmemiş ve "Kıbrıs'ta dengenin korunması için her yolu denemekte kararlıyız Türk toplumunun ve Türkiye'nin güvenliği mutlaka sağlanacaktır" ifadesini kullanmıştı Ecevit, İngiltere Başbakanı Wilson'a son olarak şunları söylemişti:

"Önerilerimizi reddetmeniz ve Garantör Devlet olmanın size verdiği yükümlülükleri yerine getirmediğinizden doğacak sonuçlar yüzünden vicdan azabı çekmeyeceğinizi ümit ederim"

Ecevit'in bütün bu açık ifadelerine rağmen İngilizler, Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri bir müdahalede bulunacağına ihtimal vermiyorlardı Onlara göre Ecevit, savaşı göze almış görünerek mümkün olduğunca çok şey koparmaya çalışıyordu İş işten geçtikten sonra bir İngiliz diplomatı, 17 Temmuz 1974 Çarşamba günü Londra'da gerçekleşen görüşmeler hakkında şu ifadeleri kullanacaktı:

"Ecevit kararlı görünüyordu, ancak tek maşına böyle bir harekete girişebileceğine doğrusu pek ihtimal vermiyordu Blöf yaptığını sandık Daha önceki krizleri hatırladığımızdan dolayı fazla önemsemedik ilk gece"

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Alt 13-05-2008   #6
Profil Bilgileri
Standart --->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı



"Ecevit kararlı görünüyordu, ancak tek maşına böyle bir harekete girişebileceğine doğrusu pek ihtimal vermiyordu Blöf yaptığını sandık Daha önceki krizleri hatırladığımızdan dolayı fazla önemsemedik ilk gece(13)"

İngilizler gibi Amerikalılar da, Türkiye'nin tek başına Kıbrıs'a askeri bir çıkarma yapmasına ihtimal vermiyorlardı Türk-İngiliz görüşmeleri sırasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Nixon'ın özel temsilcisinin Ecevit'le görüşmek üzere Washington'dan Londra'ya gelmekte olduğu duyuldu Dışişleri Bakanı Kissinger, işinin yoğun olması yüzünden yardımcısını göndermekteydi ABD de görüşmelere doğrudan katılmıştı

18 Temmuz 1984 Perşembe

Ecevit, Londra'daki ikinci gününün sabahında ABD temsilcisi Josehp Sisko ile Türk Büyükelçiliği'nde görüştü Bilinen Amerikan görüşünü tekrarlayan Sisko, Türkiye'nin bir Türk-Yunan savaşına ve Sovyetlerin işe karışmasına neden olabilecek bir Kıbrıs müdahalesinden uzak durmasını istiyordu

Görüşmeden bir sonuç çıkmadı Sisko, İngiliz yetkililerle konuşup tekrar Ecevit'e geldiğinde, Türkleri kararlarından döndüremeyeceğini anlamıştı Ancak Atina'ya gidip Yunan hükümeti ile görüşerek Türk isteklerini onlara kabul ettirebilmek için 48 saat süre istemişti 48 değil, 24 saat süre tanıyan Ecevit, ABD temsilcisi Sisko'ya Türk isteklerini yazdırdı:

"Bozulan dengenin kurulması ve Türk toplumunun güvenliği için Türk askerinin Adada mevcudiyeti kabul edilmeli

Sampson derhal değiştirilmeli, Yunan subayları çekilmeli

Türk toplumuna denize çıkışı olan bir bölge tanınmalı ve Adaya giriş çıkışı kontrol altına alacak bir sistem kurulmalı Yani, Yunanlıların ellerinde tuttukları imkanlar Türkiye'ye de tanınmalıdır(13)"

ABD'nin, on yıl önce yaptığı gibi Türkiye'yi tehdit etmiyordu; ne "Johnson Mektubu" benzeri bir mektup Ankara'ya gönderiliyor, ne de 6 Filo işe karışıyordu Amerikalılar, Türkiye ile ilişkilerinin artık bir daha düzelmeyecek şekilde bozulmasından endişe ediyorlardı

Londra görüşmeleri, gerek İngilizleri ve gerekse Amerikalıları telaşlandırmıştı Eğer Yunanlılar Türklerin koşullarını kabul etmezlerse iş bir silahlı çatışmaya dayanacaktı Yunanlılar, NATO'nun ve İngiliz hükümetinin baskılarına rağmen Kıbrıs'taki subaylarını çekeceklerine dair bir güvence vermekten bile kaçınıyorlardı Buna rağmen, Ecevit'in Sisko'ya yazdırdığı Türk isteklerini kabul etmeleri imkansız görünüyordu Sisko, yine de bir orta yol bulmak ümidiyle Atina'ya hareket etti

Aynı saatlerde Brüksel'de NATO Daimi Delegeleri Yunan delegesini sıkıştırıyordu; saat 1530'da ise New York'ta BM Genel Kurulu'nda konuşan Makarios, Yunanistan'ı suçluyordu

Makarios'un BM'ye ve dolayısıyla dünyaya anlattıkları, düşündürücü ve Türkiye'nin tutumunun ne denli haklı olduğunu belirten ilginç bilgileri içeriyordu Makarios, şunları söylüyordu:

"Darbe, açıkça dışarıdan bir işgaldir Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının ve egemenliğinin açıkça ihlal edilmesidir Çünkü bu, Rum Milli Muhafız Ordusu'na komuta eden Yunan subaylarının işidir Yunan Cuntası yüzü kızarmadan olayı basitleştirmeye çalışıyor, silahlı saldırıya karışmadıkları ve son birkaç gündeki gelişmelerin Kıbrıslı Rumlar arasındaki bir iç buhran olduğunu söylüyor

Milli Muhafız Ordusu'ndaki Yunanlı subaylar darbeye katılmadılarsa, o zaman bu subayların çıkan çatışmada ölenler arasında bulunmaları ve Yunanistan'a gönderilip orada gömülmeleri nasıl açıklanabilir? Darbeyi Yunan subayları yapmamışlarsa, o zaman Yunan yolcu uçaklarının geceleri Kıbrıs'a sivil elbiseler içerisinde personel getirmeleri ve tekrar Yunanistan'a ölü ve yaralı taşımaları nasıl açıklanabilir? Hiç şüphe yok ki, darbe Yunan Cuntası tarafından planlanmış, Milli Muhafız Ordusu'nu yöneten Yunanlı subaylar ve Kıbrıs'ta yerleşik Yunan Alayı tarafından gerçekleştirilmiştir

Denebilir ki, Milli Muhafız Ordusu'nda görev almaları için Yunan subaylarını davet eden Kıbrıs Hükümeti idi Üzülerek belirtmek isterim ki, onlara bu kadar güvenmekle hata ettim Bu güveni kötüye kullandılar ve Adanın bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunulmasına yardımcı olacaklarına kendileri mütecaviz duruma geldiler

Daha önce de belirttiğim gibi Kıbrıs'taki olaylar, Kıbrıs Rumlarının bir iç meselesini teşkil etmemektedir Yunan Cuntası'nın düzenlediği darbe bir istiladır ve sonuçlarından tüm Kıbrıs halkı, Türkler ve Rumlar acı çekmektedir(14)"

Bu arada Yunanlıların Adaya hava ve denizden yeni asker ve silah çıkardıkları yönündeki haberler de Londra'daki Türk heyetinde tedirginlik yaratıyordu Kıbrıs'tan gelen haberlere göre; darbeciler, resmi dairelerden Kıbrıs Cumhuriyeti bayraklarını indirerek yerine Yunan bayraklarını asıyorlardı Her geçen saat Sampson Hükümeti'nin durumunu sağlamlaştırması anlamına geliyordu Londra'daki Türk heyeti, zamanla yarış halindeydi

Ecevit, Sisko ile görüşmesinden sonra Londra Türk Büyükelçiliği'nde yüzden fazla yabancı gazetecinin katıldığı bir basın toplantısı yaparak, Türk görüşünü anlattı Bir gazetecinin "Sayın Başbakan, kuvvetleriniz niçin Güney'de yığınak yapıyor? Kıbrıs'a müdahale edecek misiniz?" sorusuna Ecevit, şu cevabı veriyordu:

"Şu safhada, soruna barışçı bir çözüm ararken, diğer alternatifler üzerinde konuşmak istemem Kıbrıs'ta olup bitenler kaba kuvvete dayanmıştır Bunu asla gözden uzak tutamayız Ve Kıbrıs'taki olayların sorumlusu olanlar, bu kuvveti her saat takviye etmektedirler Kıbrıs'ta bir sorumluğumuz var, her şeyden önce insani bir sorumluluk Bu sorumluluğumuz, hava veya denize ulaşım yolları kapatılmış ve rehin vaziyette bulunan Türk toplumuna karşıdırBütün limanlar Rumların kontrolü altında Lefkoşe Havaalanı'nı birkaç gün önce kapadılar Fakat aynı havaalanı, Yunanistan'dan gelen yüzlerce uçak dolusu insana açık tutuldu Buna rağmen Türk toplumu bu olanaktan yoksun Bu bakımdan her ihtimale karşı hazırlıklı olmalıyız Fakat esas olarak soruna barışçı bir çözüm yolu arıyoruz(15)"

Ecevit ve Türk heyeti, 18 Temmuz 1974 akşamı saat 2030'da Londra'dan Ankara'ya hareket etti İngiltere ve ABD'nin konuya Türkiye gibi yaklaşmadığı ortadaydı Her şey beklenen şekilde gelişiyordu Bu nedenle Ecevit, 17 Temmuz gecesi Ankara'ya gönderdiği talimatta, 18 Temmuz'da yapılması gereken TBMM olağanüstü toplantısının Cumartesi gününe ertelenmesini, hazırlıklara gevşetilmeden devam edilmesini istemişti

Meclis'in Cumartesi günü toplanması, Türkiye'nin hareketlerini büyük bir dikkatle gözleyen yabancı dünyaya karşı, -hükümetin Meclis'ten yetki almak zorunda olması nedeniyle- o tarihten önce Türkiye'nin Kıbrıs'a bir çıkarma yapamayacağı fikrini vermek içindi Bu politika o kadar etkili olmuştu ki, o günlerde Londra'ya gitmiş bulunan bir Türk diplomatı bile şunları söyleyebiliyordu:

"Londra'da Ecevit'in İngilizlere ve Sisko'ya karşı kararlı tutumu bizi epeyi şüphelendirdi Yani o gezi sırasında Başbakanın kafasında bir şeyler yattığını sezdik Daima müdahaleden bahsediyordu Ancak biz eski örnekleri bildiğimizden doğrusu inanmıyordu Hazırlıkların fiilen gösteride kalacağını sanıyorduk Aslında Başbakan herkese açıkça söylüyordu, ancak kimseyi inandıramıyordu ki Birkaç hükümet üyesiyle Genelkurmay inanmıştı, Başbakanın kararlılığına Onların dahi son dakikaya kadar şüpheleri devam etti(15)"

Anadolu insanı ise tam bir savaş atmosferine girmişti İç Anadolu ve Doğu Anadolu'daki bir kısım birlikler Güney Anadolu'ya kaydırılırken, yolları dolduran halk, asker konvoylarını coşku ile karşılıyor, elinde ne varsa vermek için birbiriyle yarışıyordu Kimi gençler de askerlik şubelerine başvurarak gönüllü yazılmak istiyordu

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Alt 13-05-2008   #7
Profil Bilgileri
Standart --->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı



Türkiye'yi bundan öncekilere benzemeyen bir savaş havası sarmıştı Sokaktaki vatanda, bu sefer işin ciddi olduğunu sezmiş gibiydi Mersin ile Taşucu arası asker kaynıyordu Liman ve iskeleler askeri çıkarma araçları, savaş gemileri, şilep ve yolcu gemileriyle dolmuştu Limanlara uçaksavarlar mevzilenmiş, bölgede Sıkıyönetim ilan edilmiş, askeri yasak bölgeler sıkı bir koruma altına alınmıştı Bölgede turistler boşaltılıyor, karartma uygulanıyordu ve asker intikalleri azalmaksızın devam ediyordu Gaziantep-Mersin, Ankara-Adana, Konya-Silifke yolları askeri araçla doluydu

Ege Ordusu daha çok kıyılarda toplanıyor, Trakya'daki Birinci Ordu ise Yunan sınırı üzerindeki yerini alıyordu Türk ordusu Güney'de Kıbrıs'a karşı hazırlanırken, Batı'da da olası bir Yunan savaşına karşı önlemler alıyordu

Yunanistan da boş durmuyordu Orada da askeri hazırlıklar dikkati çekecek kadar artmıştı Kıbrıs'ta ise Rum Milli Muhafız Ordusu'nun ne yaptığı pek belli değildi Sampson yönetimi bir taraftan Makarios'çuların kalıntılarını temizlerken, diğer yandan yedekleri silah altına alıyordu Türk askeri hazırlığı, gözle görülür bir telaş ve heyecan yaratmıştı

Kıbrıs Türk toplumu ise soğukkanlı bir bekleyiş içindeydi Sampson darbesinin duyulmasıyla birlikte, 15 Temmuz'dan itibaren Adadaki tüm Türk Mukavemet teşkilatı (TMT) alarma geçirilmiş, Bayrak Radyosu'nda bir konuşma yapan Denktaş, Türklere evlerinden çıkmamalarını ve Rumlarla temas etmemelerini, olaylara karışmamalarını bildirmişti Türk toplum liderleri bir Türk askeri harekatını bekler durumdaydılar, hazırlıklarını ona göre yapıyorlardı

19 Temmuz 1974 Cuma

Ecevit ve Türk heyetini taşıyan Türk uçağı Ankara Esenboğa Havaalanı'na indiğinde yeni bir gün başlamıştı Saatler, gece yarısından sonra 0200'yi gösteriyordu Başbakanı karşılayanlar arasında Dışişleri Bakanı Turan Güneş de vardı; Pekin'den ancak dün dönebilmişti

Ecevit, havaalanından doğruca Genelkurmay Başkanlığı'na gitti Genelkurmay Başkanı Semih Sancar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan, Hava Kuvvetleri Komutanı Emin Alpkaya onu bekliyorlardı Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Akıncı ise Adana'ya harekata katılacak birliklerin yanına gitmişti

Hazırlıklar gözden geçirildi Ordu, daha önce de kararlaştırıldığı gibi 20 Temmuz 1974 Cumartesi sabahı harekete hazırdı Başbakan komutanlara durumu açıkladı İngiliz Başkanı Wilson ve ABD Temsilcisi Siso ile yaptığı görüşmelerden çıkan sonucu özetledi İngilizlerin Garantör Devlet olarak Kıbrıs'taki üstlerinden Türkiye'nin yararlanmasını ve Türkiye ile birlikte harekete kabul etmediğini söyledi Harekat, 20 Temmuz'da yapılacaktı

Başbakan Ecevit'in Genelkurmay'dan bir de isteği vardı:

"Ben buna bir barış harekatı diyorum Günahsız insanların ölmelerine karşıyım Zaten kendi aralarında savaşıyorlar, üstelik turist sezonu Çıkacağınız bölgede de çok sayıda turist var Gereksiz ve ağır bombardıman yapılmasın Karşıdan ateş edilmedikçe ateş etmeyelim(16)"

Toplantı sona ermeden önce Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan, Başbakan'a, kesin karar için çok az vakitlerinin kaldığını söyledi:

"Sayın Başbakan, benim çıkartma teknelerim saatte 6 mil yaparlar Plana göre hareket edebilmek için benim hareket emrini bu sabah 0830'da vermem gerekir Planlara göre Adaya saatinde kapak atmak için 20 saate ihtiyacım var(17)"

Hükümet kararını henüz almış değildi Bakanlar Kurulu Başbakanlık'ta toplanmış, Genelkurmay'dan dönece Ecevit'i bekliyordu Başbakan, Genelkurmay Başkanı Sancar'a "Bakanlar Kurulu kararını alır almaz hemen bildireceğim" diyerek Başbakanlık'a hareket etti Saat 0400'e gelmişti Bakanlar Kurulu Toplantısı fazla uzun sürmedi Başbakan Londra'daki görüşmeleri anlattı, İngiltere ve ABD'nin tutumlarını açıkladı, Genelkurmay'daki toplantı hakkında bilgi verdi ve sonunda kendi düşüncesini kesin bir şekilde ortaya koydu:

"Kıbrıs Türk toplumunun kaybolan güvenliğini sağlamak ve Türkiye'nin haklarını korumak maksadıyla Adaya askeri bir müdahalede bulunmaktan başka çare kalmamıştır Bu, bir Türk-Yunan savaşını gerektirse de, göze alınacaktır(1"

19 Temmuz 1974 Cuma günü sabahın ilk saatlerinde Ankara'da karar verilmişti Az sonra Genelkurmay'dan şifreli emirler ilgili komutanlıklara ulaştırıldı Mersin ve Taşucu'nda yığılmış birliklerde ve donanmada faaliyetler daha bir canlandı Aynı saatlerde Adana'da bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Akıncı'ya da haber ulaştı Akıncı o saatte 2 Ordu Komutanı Nurettin Ersin ve harekata katılacak diğer komutanlarla birlikteydi
Ve Ayşe şafak vakti tatile çıkar
Türk savaş gemileri, saat 0830'da Mersin açıklarından demir alarak denize açıldılar Ama çıkarma gemilerinin yüklemesi henüz bitirilmemişti Az sonra donanma onları almak için tekrar limana döndü İşin iç yüzünü bilmeyenler bundan bir şey anlayamamıştı Üç saat sonra bu sefer asker, silah, cephane yüklü çıkarma gemileri ve donanma birlikte tekrar denize açıldılar Bunun bir çıkarma için kesin hareket olduğu yine pek az insan tarafından biliniyordu Çünkü limanda kaç gündür öyle bir faaliyet vardı ki, dışarıdan seyredenlerin neyin olduğunu anlamaları mümkün değildi Limana sürekli gemiler geliyor, gidiyordu

Bu arada, Atina'da bulunan ABD Temsilcisi Sisko, bugün Ankara'ya dönecekti BM ve NATO arabulma çabalarını sürdürmekteydiler Türkiye'deki hava, harekatın başladığını gösteren belirtilerden çok uzaktı

Yunanistan'da ise tam bir panik havası vardı Ecevit'in Londra'ya gitmesi, Sisko'nun önce Ecevit'le görüşmek üzere Londra'ya, ardından da Atina'ya koşup gelmesi, Yunanlıların kafasını büsbütün karıştırmıştı Dünya basını Yunanistan aleyhindeydi ABD Temsilcisi Sisko, bu telaş içinde Atina'ya inmiş ve girişimlere başlamıştı

Yunanistan'da bir hükümet vardı, ama bir de perde arkasında duran ve dizginleri elinde tutan Askeri Cunta bulunuyordu Polis Şefi General Yuannides, perde gerisindeki Cunta'nın şefi durumundaydı Sisko, General Yuannides tarafından kabul edildi Yuannides, Sisko'nun tüm gayretlerine rağmen katı tutumunu değiştirmiyor ve hiç gerilemiyordu Onun düşüncesine göre Makarios bir solcuydu ve Kıbrıs Rum Komünist Partis AKEL'in desteğine güvenerek Sovyetlerin dümen suyunda yürüyordu Doğalısıyla onun devrilmesi hem ABD, hem de NATO için iyi olmuştu

Türk isteklerini kabul etmeyen Yuannides, biraz da alaycı bir sesle Sisko'ya şöyle demişti:

"Bir de Atina'yı isteselerdi bari O kadar kendilerine güveniyorlarsa çıkartma yapsınlar Eğer böyle bir şeye kalkışırlarsa Türk-Yunan savaşını kimse önleyemez Tabii bu da NATO'nun sonu olurOnun için siz Türkleri böyle bir çılgınlıktan alıkoymaya çalışın Bizim verilecek hiçbir ödünümüz ve Kıbrıs'ta geri atılacak hiçbir adımımız yok(19)"

Sisko, General Yuannides'in yanından eli boş ayrılmıştı Sisko'nun edindiği kanıya göre Yuannides, Türklerin Kıbrıs'a çıkacaklarına inanmıyor, bu sebeple de hiçbir ödün vermeye yanaşmıyordu Atina'da Amerikan elçiliğine sinir içinde dönen Sisko, Dışişleri Bakanı Kissinger'e durumu bildirdi Amerika'nın Atina Büyükelçisi Tasca da Kissinger'e kendi görüşünü iletti:

"Türklerin Adaya çıkması halinde Yunanistan, Türkiye'ye kesinlikle saldırır Bu durumda Amerikan 6 Filosu Kıbrıs ile Türkiye arasına girip bir Türk müdahalesini önlemelidir(29)"

Kissinger'in yanıtı kısa ve kesin olmuştu:

"Hayır Histeriye kapılmayın(21)"

Kissinger'in iki nedeni vardı: biri, Amerikan 6 Filosu'nun araya girmesinin Sovyetleri tahrik edeceği; diğeri ise, 1964 Johnson Mektubu'ndan sonra böyle bir hareketle Türkiye'nin tamamen kaybedileceği Ecevit bunu Sisko ile görüşmesi sırasında vurgulamıştı

Sisko, General Yuannides'ten sonra, kukla durumundaki Başbakan Androçopulos ve Genelkurmay Başkanı Bonanos ile görüştü Ama bundan da bir sonuç alamadı Gizli cunta ile hükümet arasında bir sürtüşme olduğu kesindi ve ipler cuntanın elindeydi

Türk çıkarma gemileri Mersin'den donanma desteğinde denize açıldığı saatlerde, General Yuannides arkadaşlarına şöyle demişti:

"Neden çekiniyorsunuz? Göreceksiniz müdahale edemeyecekler ve biz karlı çıkacağız(22)"

Az sonra Londra'daki Yunan Askeri Ateşesi'nden telefonla Türk donanmasının ve çıkarma gemilerinin hareket ettiğini öğrenen Yuannides yine istifini bozmayacaktı:

"Mehmet böyle bir harekete cesaret edemez Blöf yapıyorlar(23)"

Türk gemilerinin denize açıldığını BBC muhabiri David Tonge'nin telefonundan öğrenen üst düzey bir Yunan yetkilisi de şunları söylemişti:

"Merak edecek bir şey yok Türkler birkaç yılda bir böyle denize açılırlar ve Akdeniz havası alıp geri dönerler(24)"

Donanma desteğindeki Türk çıkarma gemilerinin denize açıldığı ABD, Sovyetler ve İngilizler tarafından öğrenilmişti Aynı saatlerde 6 şilepten kurulu büyük bir Türk gemi kafilesinin Magosa doğrultusunda Güney'e hareket ettiği de gelen haberler arasındaydı Bütün bu hareketler saptanmıştı da, Türklerin Kıbrıs'a çıkıp çıkmayacakları hala saptanamamıştı

Atina'daki görüşmelerini tamamlayıp saat 1845'te Ankara'da olması gereken ABD Temsilcisi Sisko, beraberindeki heyetle birlikte ancak saat 2230'da Etimesgut Havaalanı'na inebildi Sisko Ankara'ya indiğinde Türk çıkarma gemileri yolu yarılamıştı bile Buna rağmen Sisko, Amerikan Büyükelçiliği'ne kapanmış, Türk yetkililerle görüşmesini anlaşılmaz bir şekilde geciktirip duruyordu Sisko'nun Dışişleri Bakanı Turan Güneş'ten istediği iki saatlik dinlenme süresi çoktan dolmuştu

Sisko, gece yarısından sonra 0130'da Başbakanlığa gelebildi Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Kissinger'le birkaç telefon konuşması yapmıştı Sisko, Yunanistan'daki görüşmeleri hakkında bilgi verdi Yunanlıların darbeci subayları değiştireceklerini, ileride Sampson yerine başka birinin geçmesine razı olacaklarını açıkladı Bunların Türkiye'nin isteklerini tam olarak karşılamadığını kendisinin de bildiğini, fakat ABD Başkanı Nixon ve Dışişleri Bakanı Kissinger'in, Yunanistan üzerindeki girişimlerini sürdürdüklerini, NATO'nun da Yunanlıları sıkıştırmakta olduğunu ekledi

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Alt 13-05-2008   #8
Profil Bilgileri
Standart --->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı



Sisko, bu arada Ecevit'e Kissinger'in bir de mesajını iletti Kissinger mesajında şöyle diyordu:

"Sizi çok seviyorum ve sempatim var Ulusunuzun da sizi çok sevdiğini biliyorum ve geleceğin parlak bir devlet adamı olacağınıza inancım tamdır Ancak Kıbrıs'a yapılacak bir askeri müdahale tehlikeli gelişmelere yol açabilir, hatta Nikos Sampson'u komünistlerin kucağına atabilir Onun için bu işten vazgeçmenizi rica ediyorum(25)"

Ecevit ile Sisko arasındaki görüşme anlaşmazlıkla sona erdi Konuşmalara sabaha karşı 0300'de ara verildi Sisko Washington'la görüşmek üzere tekrar Büyükelçiliğe döndü Yarım saat sonra görüşmeler yeniden başladığında Sisko son çareyi ileri sürdü:

"Mister Ecevit, bana 48 saat verin, size bir Amerikan formülü getireyim(26)"

Amerika arabuluculuk yapacaktı Bu, önemli bir öneriydi Ancak Ecevit'in yanıtı olumsuzdu:

"Hayır Mister Sisko Artık çok geç(27)!"

Ecevit konuşmasını söyle sürdürdü:

"On yıl önce bugünlerde iki devlet arasında gene böyle toplantılar oluyordu Ankara'da, O zaman siz de biz de bazı hatalar yaptık Tarih tekerrür edebilir, ama bu, hataların da tekrar edilemis gerekitği anlamına gelmez Siz on yıl önceki hatanızı tekrar edebilirsiniz, fakat biz tekrarlamayacağız Sizin hatanız bize engel olmaktı, bizimhatamız da size uymaktı Soncu gördünüz: Türk-Amerikan ilişkileri on yıl boyunca zedelenmiş olarak kaldı ve Türk-Yunani lişkileri büsbütün bozuldu ve Kıbrıs'ta iş ne noktaya geldi görüyorsunuz Demek ki o davranış bir hataydı Biz tekrarlamayacağız bu hatayı, siz isterseniz tekrarlamaya uğraşın(2"

Sisko ile birlikte görüşmelere katılan Amerikan Büyükelçisi Macomber, "İnanamıyorum Mister Ecevit Sizin gibi insancıl ve şair ruhlu bir insan böyle bir harekete nasıl kalkışır(29)?" diyordu Ecevit'in büyükelçiye yanıtı bir başka gerçeği yansıtıyordu:

"Bu benim insancıl tarafımla hiç çelişmiyor Zira biz şimdi harekete geçmezsek, ileride çok daha büyük savaşlar çıkabilecek ve çok daha fazla kan dökülecektir(30)"

Ecevit ile Sisko arasındaki diyalog şöyle devam etti(31):

"Ecevit bir daha saatine bakınca Sisko dayanamadı:

- Yani ben burada boşuna mı konuşuyorum?

- Evet

- Yoksa harekat başladı mı?

- Başlamak üzere, uçaklar neredeyse hareket edecekler

Sisko durumun tatsızlığını o zaman anladı:

- Aman öyleyse ben hemen uçağıma yetişeyim

- İyi olur, zira alanlar kapanacak Sizi böyle aceleyle göndermek istemezdik, ancak harekatın başlangıcında bulunmamanız daha faydalı"

Türk çıkarma birliği Girne kıyılarına ulaşmak üzereydi Başbakan Ecevit, Başbakanlığın diğer salonunda bekleyen Bakanlar Kurulu'na son durumu bildirip Genelkurmay'a gitti Aynı saatlerde Sisko'nun uçağı da Atina'ya doğru havalanmıştı

Genelkurmay'da da heyecanlı bir bekleyiş vardı Komutanlar savaşın ağır sorumluluğunun yükünü taşıyorlardı 1950'lerdeki Kore Savaşı sayılmazsa, 1920'lerde Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 50 yıldır savaş görmemiş ordu, ilk kez savaşa giriyordu Hem de "deniz aşırı" gibi savaşların en zoruna

Genelkurmay'da bunlar olurken, Dışişleri Bakanlığı telsizleri de dünyanın belli başlı başkentlerindeki Türk Büyükelçiliklerine şu şifreli mesajları gönderiyorlardı:

"Kıbrıs'taki darbe sonucunda anayasal düzen yakılmıştır Türkiye, Garanti Antlaşması'nın danışma mekanizmasını işletmiş, ancak bir sonuç alamadığından dolayı bu sabah şafakla birlikte Kıbrıs'a tek taraflı bir şekilde müdahale etmek kararına varmıştır(

 

P®øƒєﻛﻛíøиαL is offline  
Cevapla
Tags: 1974, baris, harekati, kibris, kronolojisi


Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili Benzer Konular
198 Kez Görüntülendi

Kıbrıs Barış Harekatı, Gazete Manşetleri Haber Arşivi
Kıbrıs Kebabı Pilavlar ve Tavuk Yemekleri
Kıbrıs Destanı Şiir-Şiirler
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 33. yıldönümü kutlanıyor Yurt Dısı Haberler
Kıbrıs Barış Harekatı Ve İşte O Meşhur Tank Wallpaper / Resim

Saat 05:47.
Sayfalar Rüyatadı Mumsema Frmacil Etiket Dantel Modeller Mumsema.Net Add to Google Add to My Yahoo!
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmailcom
Moderatör Başvuru Formu

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553