FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
Eğitim Bölümü
>
Kültür-Sanat
>
Türk ve Dünya Tarihi
Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
Bize Ulaşın
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili Benzer Konular
198 Kez Görüntülendi
Kıbrıs Barış Harekatı, Gazete Manşetleri
Haber Arşivi
Kıbrıs Kebabı
Pilavlar ve Tavuk Yemekleri
Kıbrıs Destanı
Şiir-Şiirler
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 33. yıldönümü kutlanıyor
Yurt Dısı Haberler
Kıbrıs Barış Harekatı Ve İşte O Meşhur Tank
Wallpaper / Resim
Anayasa mahkemesinin ilk kararı
|
defne,dafni
Konu Araçları
13-05-2008
#
1
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı başlıklı yazı Mumsema Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı Forum Alev
Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
M
Ö
1320- M
S
1572
M
Ö
1320-M
Ö
1200: Hitiler Kıbrıs�a egemen olmuştur
M
Ö
1200-M
Ö
722: Çeşitli deniz kavimleri adaya egemen olmuştur
M
Ö
722-M
Ö
569: Asurlular adaya egemen olmuştur
M
Ö
569-M
Ö
525: Mısırlılar adaya egemen olmuştur
M
Ö
525-M
Ö
333: Persler adaya egemen olmuştur
M
Ö
333-M
Ö
323: Makedonyalılar adaya egemen olmuştur
M
Ö
323-M
Ö
62: Ptolemeler ve Antigonlar adaya egemen olmuştur
M
Ö
62: Kıbrıs�ta Roma egemenliği başlamıştır
M
S
46: Romalılar St
Paul önderliğinde Hrıstiyanlığı Kıbrıs�ta yaymaya başlamıştır
395: Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmış ve Kıbrıs�ın yönetimi Bizanslılara geçmiştir
649: Emeviler adanın güneyini işgal etmiştir
964: Bizanslılar, tekrar adanın tamamına hakim olmuştur
1191: İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard, 3
Haçlı seferi sırasında Kıbrıs�ı ele geçirmiş ve Templer Şövalyeleri�ne satmıştır
Adadaki isyanı bastıramayan şövalyeler, adayı İngilizler�e geri vermiştir
İngilizler de adayı Kudüs eski Kralı Guy de Lusignan�a satmıştır
1192-1489: Lüzinyanlar Kıbrıs�a egemen olmuştur
1426: Memluklar; Kıbrıs�ı vergiye bağlamıştır (Kıbrıs�ta Osmanlı egemenliğine kadar bu vergi devam etmiştir)
1489-1571: Venedikliler Kıbrıs�a egemen olmuştur
1571: Kıbrıs�ta Osmanlı egemenliği başlamıştır
22 Eylül 1572: 2
Selim, Kıbrıs için sürgün fermanı ilan etmiştir
1573-1941
1796: Rigas Ferrasos isimli Rum, ilk Megali İdea haritasını hazırladı
1814: Rusya�nın Odessa şehrinde Megali idea örgütü Filiki Eteriya kuruldu
1821: Mora�da Yunan isyanı çıktı ve bu isyan Mısır donanması tarafından bastırıldı
1821: Filiki Eteriya lideri Kıbrıs�a gelerek isyan hazırlığı yaptı, fakat başarılı olamadı
1830: Yunanistan Edirne Antlaşması ile bağımsız oldu
1869: Süveyş Kanalı açıldı ve İngiltere kıbrıs ile yakından ilgilenmeye başladı
1876: Filiki Eteriya örgütü dağıtıldı
1881: Yüzyıl önce çoğunlukta olan adadaki Türk nüfus, üçte bire geriledi
1894: Megali İdea�yı amaç edinen Etniki Eteriya örgütü, Yunan subayları tarafından kuruldu
1830-1919: Yunanistan Osmanlılardan toprak alarak %524 oranında genişledi
1922: Yunanistan Batı Anadolu�dan çıkarak, 1830�a göre %273 oranında genişlemiş olduğu topraklara geri çekildi
1 Temmuz 1878: Geçici olmak ve toprak mülkiyeti Osmanlılarda kalmak koşuluyla, Kıbrıs İngiltere�ye devredildi
1892: Adada, 9 Rum ve 3 Türk�ten oluşan Kavanin Meclisi kuruldu
21 Ekim 1931: Kıbrıslı Rumlar, Enosis için ayaklandı
İngilizler çok sert önlemler alarak ayaklanmayı bastırdı
1931-1942: İngilizler, adada siyasi etkinlikleri yasakladı
1942-1958
1942: Kıbrıslı Rumlar AKEL; Kıbrıslı Türkler KATAK partisini kurdu
1942: Kıbrıs Türklerinin en önemli yayın organı olacak olan Halkın Sesi gazetesi yayın hayatına başladı
23 Nisan 1944: Dr
Fazıl Küçük, KATAK�tan ayrılarak Milli Parti�yi kurdu
1945: Kıbrıslı Türk İşçiler, Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Kurumu altında birleşti
1946: Türkiye�de, Kıbrıs Okullarından Yetişenler Cemiyeti kuruldu
1947: Tüm Rum partilerinden görevlendirilen temsilciler, Londra�ya giderek Enosis isteğinde bulundu
Kıbrıslı Türkler ise, iki yıl içinde iki büyük Enosis karşıtı miting gerçekleştirdi
1948: Kıbrıs sorununu bir milli davaya dönüştürmeyi amaçlayan Kıbrıs Türk Kültür Derneği Türkiye�de kuruldu
1949: Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu altında KATAK, Milli Parti, Çiftçiler Birliği ve Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Kurumu birleşti
1950: Bütün dünyada kolonilerin tasfiyesi eğilimi yaygınlaşınca AKEL ve Ortodoks Kilisesi yoğun bir kampanyaya girişti ve bir �plebisit� düzenledi
Rumların Enosis�i kabul etmesine rağmen, İngilizler bu kararı tanımadı
18 Ekim 1950: Makarios Kıbrıs Rum Başpiskoposu seçildi
16 Ağustos 1954: Yunanistan, Kıbrıs�a �self determination� (kendi yazgısını kendi belirleme) hakkı verilmesi için BM�ye başvurdu
BM bunu reddetti
Türkiye Hükümeti, ilk kez Rum ve Yunanlılara sözlü tepki gösterdi
1954: Hürriyet Gazetesi, kurucusu Sedat Simavi�nin çabalarıyla, adadaki olaylara geniş yer vermeye başladı
Milli Talebe Federasyonu, Türkiye�nin birçok yerinde yaptığı mitinglerle Türk kamuoyu�nu harekete geçirmeye başladı
1 Nisan 1955: Yunan Subayı Grivas komutasında ve Makarios�un desteğinde, Enosis�i gerçekleştirmeyi amaçlayan EOKA örgütü kuruldu
29 Ağustos 1955: Türkiye, Kıbrıs sorununa taraf olmayı ilk kez kabul etti ve görüşlerini Londra Konferası�nda sundu
Böylece resmen soruna taraf oldu
1957: NATO, arabuluculuk görevini üstlenince, EOKA geçici olarak ateşkes ilan etti
İngiltere, çözüm arayışına katkıda bulunması amacıyla Makarios�u serbest bıraktı
1957: Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk kurumları Federasyonu Başkanı seçildi
2 Eylül 1957: 9 Eylül Cephesi örgütü, örgütün yöneticilerinin bulunduğu evde bir patlama olması sonucu dağıldı
15 Kasım 1957: Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi tarafından, ileride TMT�nin çekirdeği olacak olan pasif mukavemet teşkilatı niteliğinde bir örgüt kuruldu
Dr
Küçük ve Denktaş, Ankara�ya giderek Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu�dan silahlı bir direniş örgütü için destek istedi
EOKA eylemleri durmayınca, Zorlu, Genelkurmay�a gerekli talimatı verdi
Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Daniş karabelen, Binbaşı İsmail Tansu�yu planları yapmak ve Kıbrıs�a gönderilecek subayları belirlemekle görevlendirdi
27-28 Ocak 1958: Liseli Türk öğrencilerin Taksim lehinde Lefkoşa�da yaptığı yürüyüş, İngilizler tarafından sert bir şekilde engellendi
İngiliz ve Türkler arasında çıkan çatışmalar bütün adaya yayıldı
1958: Türkiye�de bir ay içinde Taksim lehinde 53 miting gerçekleştirildi
olaylar pretosto edildi
Mayıs 1958: Binbaşı İsmail Tansu�nun hazırladığı plana uygun olarka, Yarbay Rıza Vuruşkan, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Lideri Bozkurt olarak, banka müfettişi kılığında üç subayla birlikte Kıbrıs�a gitti
19 Haziran 1958: İngiliz Başbakanı Harold Mac Millan, Kıbrıs�ın İngiliz Milletler Topluluğu içinde kalmasına, fakat Türkiye ve Yunanistan�la da bağlara sahip olmasına dayalı bir tasarı sundu
1 Ağustos 1958: Yarbay Vuruşkan, TMT�nin kuruluşunu tamamladı
TMT, Rumlar geniş kapsamlı saldırılarına başlayana kadar silahlı eylemde bulunmadı
Dantel
Mumsema
Frmacil
13-05-2008
#
2
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
--->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
1959-1973
11 Şubat 1959: Türkiye ve Yunanistan, bağımsız bir devlette Kıbrıs halklarının durumunu belirleyen Zürih-Antlaşması�nı imzaladı
19 Şubat 1959: Zürih Antlaşması, Londra Antlaşması adı altında Türkiye, Yunanistan, İngiltere ve adadaki iki halkın liderleri tarafından tekrar imzalandı
Böylece Kıbrıs, iki halkın ortak egemenliğinde ve yönetiminde, üç ülkenin de garantörlüğünde bir ada haline geldi
Ayrıca taraflarca Garanti ve İttifak Antlaşmaları da imzalandı
16 Ağustos 1960: Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası yürürlüğe sokularak Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi
1961-1963: Rum liderliği, Türkleri adadan çıkararak Enosis�i gerçekleştirmeyi öngören, siyasi ve askeri aşamaları içeren geniş kapsamlı Akritas Planı�nı hazırladı
30 Kasım 1963: Makarios, on üç maddelik anayasa değişikliği önerisi sundu
21 Aralık 1963: EOKA, Akritas Planı�nın silahlı eylem safhasını uygulamaya koydu
22-26 Aralık 1963: �Kanlı Noel� adı verilen bu haftada Rumlar, yüzlerce Türk�ü öldürdü, binlerce Türk�ü yaraladı ve Küçük Kaymaklı köyü�ndeki Türklerin evlerini kullanılmaz hale getirdi
27 Aralık 1963: Bir İngiliz komutasında üç garantör ülkenin askerleri �Barışı Koruma Kuvveti� adı altında adada göreve başladı
30 Aralık 1963: Rumların saldırılarının durduğu yere, Lefkoşa�nın Türk ve Rum kesimlerini ayıran Yeşil Hat çizildi
Ocak 1964: Londra�da, üç garantör ülke ve adadaki toplum liderlerinin katıldığı bir konferans düzenlendi; fakat olumlu bir sonuç alınamadı
4 Mart 1964: BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs Hükümeti�nden, şiddeti ve kan dökülmesini önleyecek kararlar almasını istedi
Bu tarihten sonra Rum Yönetimi, Kıbrıs Hükümeti olarak tanınmaya başladı
14 Mart 1964: Kontrolü Kıbrıs Hükümeti�ne verilen BM Barış Gücü adada göreve başladı
4 Nisan 1964: Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti�ni kuran antlaşmaları tek yönlü olarka feshettiğini açıkladı
Mayıs 1964: Makarios ağır silahlar satın aldı ve zorunlu askerlik yasası çıkartarak Rum personel sayısını arttırdı
Bunun üzerine TBMM, Haziran�da adaya çıkartma yapmak kararı aldı
ABD Başkanı Johnson, Türkiye Hükümeti�ne ağır ifadeler bulunan bir mektup gönderdi
İnönü, çeşitli nedenlerle çıkartmadan vazgeçti
6-11 Ağustos 1964: Rumlar, Türklere karşı tekrar saldırıya geçti
Tillirga, Mansura ve Koççira bölgelerinden kaçan Türkler, Erenköy�e sığındı
Buradaki Türkler, büyük bir direnişe başladı
8-11 Ağustos�ta Türk uçakları, Erenköy�deki Rum birliklerini bombaladı
11 Ağustos�ta ateşkes ilan edildi
21 Nisan 1966: Patris isimli Rum Gazetesi, Akritas Planı�nın büyük kısmını yayınladı
21 Nisan 1967: Yunanistan�da darbe oldu ve askeri cunta yönetimi ele geçirdi
Eylül 1967: Yunanistan ve Türkiye arasında Kıbrıs ile ilgili görüşmeler yapıldı; ancak bir sonuç çıkmadı
15 Kasım 1967: Rumlar, Boğaziçi ve Geçitkale köylerine saldırarak 26 Türk�ü öldürdü ve 230 Türk�ü tutsak etti
Bunun üzerine TBMM, 24 Kasım�da adaya çıkartma yapmak kararı aldı
23 Kasım 1967: Türk çıkartma birlikleri Mersin�den yola çıktı
Fakat Yunanistan, adadaki 13
000 askerini geri çekmeyi ve 1959 antlaşmalarını tanımayı kabul edince Demirel birlikleri yarı yoldan geri döndürüldü
28 Ağustos 1971: Yunan Cuntası�nın görevlendirdiği Grivas, adaya çıkarak EOKA-B�yi kurdu ve Makarios�a cephe aldı
Bu örgüt, Enosis�in hemen gerçekleşmesini öngörüyordu
13-05-2008
#
3
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
--->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
1974-1983
2 Temmuz 1974: Makarios, adadaki Yunan subaylarının geri çekilmesi ve EOKA�B�nin dağıtılması isteğini içeren bir mektubu Yunan Cuntası�na yazdı
15 Temmuz 1974: Yunan subayları ve EOKA-B militanları adada darbe yaptı
AKEL ile EDEK partileri yanlıları katledildi
Yaklaşık 2000 Rum öldürüldü, Makarios, İngiliz üsleri aracılığıyla Malta�ya kaçtı
EOKA-B militanı Nikos Sampson, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı�na getirildi
Aynı gün, Türk hükümeti, gizlice, 20 Temmuz�u çıkartma günü olarak belirlendi ve askeri hazırlıklar başladı
17 Temmuz 1974: Ecevit, İngiltere�ye gitti
İngiltere Başbakanı Wilson�a ortak müdahale teklifinde bulundu ve İngiliz üslerinden TSK�nın yararlanabilmesi isteğini sundu
Wilson bunları reddetti
18 Temmuz 1974: ABD Dışişleri Bakanı Kissinger�in yardımcısı Sisco Londra�ya gelerek Ecevit ile görüştü
Müdahaleden vazgeçmesi için Ecevit�in şartlarını öğrendi ve bunları Yunanlılar ile görüşmek üzere Atina�ya hareket etti
19 Temmuz 1974: Sabah hareket emrinin gelmesiyle Türk çıkartma birlikleri Mersin�den gemilerle hareket etti
Bu arada Yunan Cuntası, Ecevit�in tüm önerilerini reddetti
20 Temmuz 1974: Sabah saat 01
45�te Sisco, T
C
Başbakanlığı�na geldi
48 saat içinde bir ABD formülü getirebileceğini söyledi ve müdahaleden vazgeçilmesini istedi
Ecevit, bunu reddeti ve 05
05�te kalkan ilk jet uçağıyla Türk amfibi harekatı başaldı
21 Temmuz 1974: Türk jetleri ve üç Türk muhribi, Türk Hava ve Deniz Kuvvetleri arasındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle birbiriyle muharebe etti
Sonuçta TCG Kocatepe battı ve bu geminin personelinden 54 kişi şehit oldu
22 Temmuz 1974: İkinci çıkartma birliği olan 39
Tümen adaya çıktı ve havadan inmiş olan birlikle birleşti
17
00�de ateşkes ilan edildi
Türk birlikleri, Laptat-Girne-Lefkoşa üçgeni içerisinde Cenevre Görüşmeleri�nin sonucunu beklemeye başladı
23 Temmuz 1974: Yunanistan�da cunta karşıtı güçler bir darbe yaptı ve demokratik yönetime geri dönüldü
İki gün sonra Karamanlis, başbakan olarak göreve başladı ve ateşkesi ilan etti
26 Temmuz 1974: Karamanlis, ülkesini NATO�nun askeri kanadından çıkardı
25-30 Temmuz 1974: Türkiye, Yunanistan ve İngiltere adanın durumunu Cenevre�de görüştü
Sonuçta Cenevre Protokolü imzalandı
6 Ağustos 1974: Türk Birlikleri, Rumların ateşkese uymamasını gerekçe göstererek Lapta�yı ele geçirdi
8 Ağustos 1974: Üç garantör ülke Dışişleri Bakanları�nın yanı sıra Kıbrıs Türk Halkı Lideri Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Halkı Lideri Glafkos Klerides�in katıldığı 2
Cenevre Görüşmeleri başladı
Rum ve Yunanlılar, buradaki tüm önerilerini görülmeden reddetti
12 Ağustos 1974: Rumlar, adadaki Ayakebir köyüne saldırarak buradaki Türkleri katletti
14 Ağustos 1974: Türkler, 2
Cenevre Görüşmeleri�nden çekildi ve Barış Harekatı�nın ikinci safhası başladı
Aynı gün Rumlar, Atlılar köyünde bulabildikleri tüm Türkleri (57 kişi) kurşuna dizdi
Ayrıca Muratağa ve Sandallar köylerindeki tüm Türkleri (89 kişi) öldürerek çukurlara gömdü, ve Baf�ta beş Türk�ü öldürdü
15 Ağustos 1974: Rumlar Taşkent, Tatlısu ve Terazi köylerinden 50 Türk�ü kurşuna dizdi
16 Ağustos 1974: Türk birlikleri Lefke-Lefkoşa-Mağusa hattını çizdi
19
00�da ateşkes yürürlüğe girdi
Bu arada Rumalr Baf, Larnaka ve Limasol�un çeşitli köylerindeki 100�e yakın Türk�ü öldürdü
17 Ağustos 1974: Türk birlikleri gerilla saldırıları düzenleyen Rum askerlerinden Karpaz Yarımadası�nı arındırdı
Son olarak, ateşkes ihlallerini gerekçe göstererek Yeşilırmak bölgesinde mahsur kalan Türkleri kurtardı
1 Kasım 1974: BM Genel Kuruku aldığı kararda iki toplumun eşitliğini kabul etti ve �Kıbrıs Hükümeti�nden söz etmeyerek iki toplum liderinin, eşitlik esasıyla, Kıbrıs Sorunu�na siyasi bir çözüm bulmaları için görüşmeye davet etti
5 Şubat 1975: Harekat nedeniyle ABD Türkiye�ye ambargo koydu
13 Şubat 1975: Kıbrıs Otonom Türk Yönetimi, çok partili demokratik sisteme geçmek ve eşitlik temelinde bir federasyon oluşturmak için gerekli federe birimlerden Türk kanadını oluşturmak amacıyla Kıbrıs Türk Federe Devleti�ni ilan etti
31 Temmuz-2 Ağustos 1975: Viyana�da yapılan toplumlararası görüşmeler sonucu Nüfus Mübadelesi Antlaşması imzalandı
İsteyen Rum ve Türkler kuzeyden güneye ya da güneyden kuzeye geçirildi
12 Şubat 1977: Denktaş ve Makarios, 4 maddelik bir ilke antlaşması imzaladı
Buna gire iki toplumlu ve iki bölgeli federal sistem toplumlar tarafından kabul edildi ve federasyon esaslarının görüşülmeye başlayacağı bildirildi
1977: Makarios öldü ve Kıbrıs Rum toplumu liderliğine Kiprianu getirildi
19 Mayıs 1979: Denktaş ve Kiprianu 10 maddelik bir doruk anltaşması imzaladı ve toplumlararası görüşmelerde 1977 Denktaş-Makarios antlaşmasının esas alınmasını kabul etti
1979-1983: Rumlar, iki kesimli ve iki toplumlu federasyonla bağdaşmayan savlar öne sürdü
13 Mayıs 1983: BM Genel Kurulu, aldığı kararla, Rumların egemenliklerini kuzeye yayması ve Rum göçmenlerin kuzeye geri dönmesi gerektiğini bildirdi
15 Kasım 1983: Kıbrıs Türk Halkı, �self-determinasyon� hakkını kullanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti�ni ilan etti
13-05-2008
#
4
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
--->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
Kıbrıs Barış Harekatı
15 Temmuz 1974 Pazartesi
Kıbrıs'ta bir darbe yapıldığı haberi Ankara'da saat 10
30'a doğru duyuldu
Lefkoşe'deki Türk Büyükelçiliği'nden Dışişleri Bakanlığı'na gönderilen şifreli mesajda, "Bugün 08
30 sıralarında Makarios'a karşı bir darbe olduğu öğrenilmiştir
Başpiskopos'un sarayının etrafından ateş sesleri gelmektedir" deniyordu
Haber, Başbakan Ecevit'e, Afyon'a gitmek için geldiği Etimesgut Askeri Havaalanı'nda ulaştırıldı
Ecevit, Afyon ziyaretini kısa kesmek kararından sonra bu ile doğru yola çıkarken, Bakanlar Kurulu'nun derhal toplanması talimatını verdi
Çin'in başkenti Pekin'de bulunan Dışişleri Bakanı Turan Güneş'e derhal Ankara'ya gelmesi talimatı verilmişti
Genelkurmay Başkanı Semih Sancar İstanbul'dan, Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan Mersin'den Ankara'ya yola çıkmışlardı
Türkiye'nin Kıbrıs'taki Sampson darbesine ilk tepkisi Başbakan Ecevit'ten geldi
Afyon'da bulunan Ecevit, saat 14
30'da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanıyordu:
"Şu anda, Afyon'un şu meydanından ve Atatürk'ün anısı olan şu doğal anıtın eşiğinde (Ecevit'in arkasında Yunanlıların Kurtuluş Savaşı'nda yenilgisini gösteren büyük bir tunç anıt yükseliyordu) bütün dünya, yakın-uzak komşularımıza şunu söylüyorum: Kimse Kıbrıs'taki kargaşalığı fırsat bilerek, Türklerin haklarına dokunmaya kalkışmasın
Hiçbir oldu-bittiyi kabul etmeyiz
Türklerin haklarına el sürdürtmeyiz, sürdürtmeyeceğiz(1)
"
Başbakan Ecevit Ankara'ya döndüğünde hazırlıkları hayli ilerlemiş buldu ve kendisinden önce başkente dönmüş olan Genelkurmay Başkanı Semih Sancar ile birlikte doğruca Genelkurmay'a gitti
Her şeyden önce komutanlarla bir durum değerlendirmesi yapmak ve ordunun bir an önce hazırlığa başlamasını istiyordu
Durum, askeri bir müdahaleyi gerektirecek kadar ciddiydi
Bu düşüncelerini komutanlara da söyledi
Son söz olarak, orduya güvenini belirtti ve her türlü olasılığı dikkate alarak ordunun gecikmeksizin harekete hazırlanmasını istedi(2)
Ecevit, Genelkurmay'dan ayrılıp Bakanlar Kurulu toplantısı için Başbakanlığa gittiğinde Kıbrıs'ın durumu daha da aydınlanmıştı
Nikos Sampson darbenin önde gelen adamı olarak Cumhurbaşkanı seçilmiş ve yemin ederek göreve başlamıştı
Lefkoşe Rum radyosunda yayınlanan mesajında Sampson, "Bu hareket, Kıbrıs'ın iç işidir ve sadece Makarios ve taraftarlarına karşı yöneltilmiştir
Türkler tamamen güvenlik içindedir" diyordu
Gelişmeleri tüm dünyaya duyuran ve darbeyi yeren uluslar arası haber ajanslarının ortak kanaati, darbenin Yunanistan'dan yönetildiğiydi
Atina'da ise garip bir sessizlik vardı
Yunan radyo ve televizyonları birkaç saat susmuşlar, sonra Kıbrıs ile ilgili haberleri, hiçbir yorum yapmaksızın kuru kuruya vermekle yetinmişlerdi
Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün de katıldığı Bakanlar Kurulu toplantısı, akşam saat 19
00'da böyle bir ortamda yapıldı
Hemen ardından da Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ve ilgili bakanların da katıldığı Milli Güvenlik Kurulu toplantısına geçildi
Türkiye, iki başlı bir sorunla karşı karşıyaydı:
Birincisi, Kıbrıs'taki soydaşlarının durumuydu
1959 Zürih ve Londra Antlaşmalarıyla Türk toplumuna sağlanan haklar, üç yıl gibi kısa bir zaman sonra 1963 ve 1964'te hukuken olmasa bile fiilen ortadan kalkmış, Türkler daracık ve birbirinden ayrı bölgelere sıkıştırılmışlardı
1967 olayları Türkiye'yi iki kez savaşın eşiğine getirmişti
Türkler, 1967'den sonra kendi yönetimlerini kurmuş olsalar da, kendi yurtlarında yurtsuz gibiydiler
Sampson darbesiyle durumlarının daha da kötüleşeceği ortadaydı
İkincisi, doğrudan doğruya Türkiye'nin güvenliğiyle ilgiliydi
Kıbrıs, Türkiye'nin güvenliği açısından stratejik bir konumdaydı
Türkiye'ye düşman bir ülkenin Kıbrıs'a yerleşmesi halinde Anadolu'nun doğusuna kadar tüm derinliği havadan ve Güney Anadolu ikmal yolları da denizden büyük bir tehdit altına girerdi
Yunanistan'a 900 km
, Girit'e 700 km
uzaklıktaki Kıbrıs'ın Anamur'a uzaklığı sadece 74 km
idi
Başbakan Ecevit, Garanti Antlaşması'nın verdiği müdahale hakkını kullanmadan önce, diğer garantör devlet olan İngiltere'nin yetkilileriyle görüşerek onlarla birlikte hareket etmeye uygun buluyordu
Böylece problem kansız bir şekilde çözülebilirdi
İngiltere kabul etmezse, Türkiye yalnız başına hareket edecekti
Bu görüşmeler sırasında Türk Silahlı Kuvvetleri gerekli hazırlığı yapacaklardı
Askerler, hazırlık için 5 günün yeteceğini bildirmişlerdi
Türkiye, 20 Temmuz sabahı, Kıbrıs'a çıkarma yapabilirdi
MGK toplantısı gece yarısı bitmiş, hemen ardından da Bakanlar Kurulu toplantısı başlamıştı
Sabaha karşı saat 02
30'da konuşmalar bittiğinde, Başbakan Ecevit, Bakanlar Kurulu'ndan İngiltere ile görüşme ve hazırlıklar konusunda tam yetki almıştı
Ecevit, o gece konuşulanlar hakkında daha sonra şu açıklamayı yapmıştır:
"Milli Güvenlik ve Bakanlar Kurulu'nda hiç kimse harekata karşı olma gibi bir tavır takınmadı
Türkiye'nin Garantör Devlet olarak askeri gücünü Kıbrıs'ta bulundurması zorunlu idi
Artık ancak böyle bir askeri varlığın sağlayacağı güvenlik duygusu içinde Kıbrıs sorununa barışçı bir çözüm aranabilir, Ada'daki Türklerin durumu güvenceye bağlanabilir ve ENOSİS önlenebilirdi
Yunanistan'daki rejimin, Türkiye ile Yunanistan arasındaki hiçbir sorunu görüşmeler yoluyla çözmeye yanaşmayacağını görmüştük
Bu yönde bütün iyi niyetli yaklaşımlarımızı kaba bir şekilde geri çevirmişlerdi
O zihniyetteki bir rejim karşısında hakkımızı ancak güçle koruyabilirdik(3)
"
Bakanlar Kurulu'nun ardından Genelkurmay'a giden Başbakan Ecevit, yazılı emrini orduya vermişti: "Türk askeri varlığı Ada'ya etkin ve ölçülü şekilde çıkacaktı
16 Temmuz 1974 Salı
16 Temmuz 1974 tarihli gazeteler, Türkiye'deki ilgi ve heyecanı yansıtıyordu
Bütün gazetelerin manşetlerinde Kıbrıs'taki Sampson darbesi vardı
Geceyi iki bakanlar kurulu bir de MGK toplantısıyla geçiren Başbakan Ecevit, 16 Temmuz sabahı parti liderleriyle bir toplantı yaptı
Toplantıya Süleyman Demirel, Fahri Özdilek, Ferruh Bozbeyli, Turan Feyzioğlu, Nihat Erim katılmıştı
Dışişlerine vekalet eden Hasan Esat Işık, parti başkanlarına durumu açıklamıştı, Başbakan Ecevit de, hükümetin diplomatik girişimlerin sonucuna göre bir karara varacağını ifade etmişti
Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Konseyi, Yunanistan, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletlerine uyarı mesajları gönderilmiş, Yunanistan'a da "değiştirme birliği"ni zamanından önce yola çıkarmaması için uyarıda bulunulmuştu
Kıbrıs'taki 950 kişilik Yunan alayının yarısı üç gün sonra değiştirilecekti
İngiltere Hükümeti'ne garantör devlet olarak acele görüşmek isteğini ileten Türkiye Hükümeti, tatildeki Meclis'in acele toplantıya çağrılması için Cumhurbaşkanı Korutürk'e başvurdu
Dünyanın gözü Türkiye'ye çevrilmişti
Dışişleri Bakanlığı'na gelen büyükelçiler, Türkiye'yi soğukkanlı olmaya, herhangi bir silahlı hareketten uzak durmaya çağırıyorlardı
Ancak ne BM, ne ABD veya İngiltere, resmen Kıbrıs darbesini kınamış değillerdi
Başbakan Ecevit'in BM Genel Sekreteri Kurt Waldheim'ın bu konudaki çağrısına verdiği yanıt, Türkiye'nin dış dünyanın tepkisizliğine duyduğu kırıklığın ifadesini taşıyordu:
"Son gelişmeler Yunanistan'ın Kıbrıs antlaşmalarını ihlal ederek, mesajınızda sizin de korunmasını değindiğiniz, Kıbrıs'ın bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne müdahalede bulunduğunu açıkça göstermektedir
13-05-2008
#
5
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
--->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
Ada'daki Türk toplumunun güvenliği ve hakları konusunda antlaşmalarda sorumluluk taşıyan Türk hükümetinin bu tehlikeli gelişmeler dolayısıyla duyduğu derin endişeyi ve bunlar karşısında duyarsız kalınmasına imkan bulunmadığını takdir buyuracağınızdan eminim
Keza sözü edilen bu gelişmelerin hiçbir ilişkisi bulunmayan Türkiye ile, bu gelişmelerde taraf olan, hatta onların yöneticisi olan bir üye devlet arasında hiçbir paralellik düşünülemeyeceğine göre, mesajınızda, Kıbrıs'la yakından ilgili hükümetlerin büyük dikkat göstermesi yolundaki çağrının bu konuda sorumlulukları olanları açık olanlara ait bulunduğundan şüphe etmiyorum
"
Bu arada BM Güvenlik Konseyi New York'ta toplanmış, elde yeteri kadar bilgi bulunmadığı gerekçesiyle bir karar almadan dağılmıştı
NATO Daimi Temsilcileri de Brüksel'de toplantı halindeydiler
İki NATO üyesi devleti karşı karşıya getirebilecek bir durum, tüm temsilcileri tedirgin etmişti
ABD'nin tutumu da hayli düşündürücüydü
Darbenin Kıbrıs'ın iç sorunu olduğunu" ileri süren Hükümet Sözcüsü Anderson, Dışişleri Bakanı Kissinger'in Türk Dışişleri Bakanlığı'na bir mesaj gönderdiğini ve mesajında "Ada'nın anayasa, düzen ve statükosunun değiştirilemeyeceğini, Kıbrıs'ın bağımsızlık ve egemenliğine saygı gösterilmesini istediğini, bunları bozacak her türlü harekete karşı olduğunu" belirttiğini kaydedediyordu
O dönemde "Watergate" skandalı ile uğraşan ABD, çıkacak muhtemel bir Türk-Yunan savaşının NATO'yu derinden yaralayacağını düşünüyordu
Sovyetler ise, kendilerine yakın duran Makarios'un bir darbe ile devrilmesinden hoşnut değillerdi
Sampson hareketinin ENOSİS'e yol açacağından ve dolayısıyla Kıbrıs'ın tümü ile NATO üyesi Yunanistan'ın eline geçeceğinden endişeleniyorlardı
O sabah Sovyet Ajansı TASS'da yayınlanan resmi bildiride şu ifadeler kullanılıyordu:
"Gerici güçlerin ve onların ardındaki akıl babalarının asıl amaçları, faşist unsurları kullanarak Ada'da iktidarı ele geçirmek ve Ada'yı bir NATO üssü haline sokmaktır
"
Cumhurbaşkanı Korutürk tarafından kabul edilen Sovyet büyükelçisi Grubyakov da, görüşme sonrası yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
"Sovyet halkları Kıbrıs'taki askeri isyanın karşısındadır
Bu isyan dış kuvvetler tarafından tertiplenmiştir
Sovyet halkları, Kıbrıs için zor olan bu devrede isyancılarla mücadele edenlerin yanındadır
"
Darbe günü sessizliğe bürünen Yunanistan, ikinci gün konuyla ilgili düşüncelerini açıklamaya başlamıştı
Yayınlanan hükümet bildirisinde, darbenin tamamen Kıbrıs'ın iç sorunu olduğu vurgulanarak, "gaddar diktatör Makarios'un milliyetçi güçler tarafından düşürüldüğü" ifade ediliyordu
Darbeci Sampson da Yunanistan ile aynı fikirdeydi
16 Temmuz'da yaptığı basın açıklamasında şunları söylüyordu:
"Yunanistan'la birleşmek gibi bir fikir sahibi değiliz
Türklere karşı içten sevgi duyguları besliyoruz
Türkler güvenlik içindedir
Kıbrıs'taki gelişmeler yalnızca Kıbrıs'lı Rumları ilgilendirmektedir
"
Darbeyi olduğu şekliyle kabullenmek niyetinde olduğu anlaşılan İngiliz hükümetinin görüşlerini açıklayan Dışişleri Bakanı James Callaghan, Avam Kamarası'nda yaptığı konuşmasında "Türk ve Yunan hükümetlerine çağrıda bulunulduğunu ve NATO müttefiki iki üyenin soğukkanlı davranmalarının istendiği"ni açıklıyordu
Türk Genelkurmayında ise yoğun bir çalışma vardı
Kıbrıs'a yapılacak bir müdahale için 1964'ten beri hazırlanmış, ve sonraları geliştirilmiş planlar bir daha gözden geçiriliyor ve harekatın öngörülen 20 gün yerine beş gün gibi kısa bir hazırlık devresine sıkıştırılması için bazı zorunlu değişiklikler yapılıyordu
Genelkurmay harita üzerinde plan çalışması yaparken, bir yandan da çıkarmada görev alacak birlikler alarma geçirilmişti
16 Temmuz 1974 Salı sabahı Türk ordusunun yarısı, dışarıdan sezilemeyecek bir hazırlık içine girmişti
Orduyu bir "sefer havası" sarmıştı
Ancak, askerdeki "acaba" sorusunun cevabı henüz bulunamamıştı
Çünkü, benzer hazırlıklar 1964 ve 1967'de de yapılmış ve yarı yoldan dönülmüştü
O günlerde ordunun içinde bulunduğu durum hakkında, yüksek rütbeli bir komutan yıllar sonra şu ifadeleri kullanacaktı:
"Savaşta ne olacak bilinmez
Müdahale edilmeyecek, gösteri yapılacak denseydi, durumu açıkça bilmekten dolayı memnun olabilirdik
Aslında hazırlıkları yapmaya başladığımız gün, Genelkurmay dahil çok azımız bu defa gerçekten çıkacağımıza inanmıştık
Hala içimizde gösteri yapıp dönebileceğimiz hissi vardı
Dolayısıyla ikili bir çıkar var gibiydi
Büyük sorumluluk ve demir gibi sinir isteyen bir şey, karar vermek
Aynı durumdan Demirel de geçmişti ve nasıl ter döktüğünü biliriz
Kolay değildir; insan canıyla, bir ülkenin mukadderatıyla oynayabilecek kararı vermek için çok güçlü olması gerekir(
"
16 Temmuz'da da Genelkurmay'a bir kez daha giden Ecevit, komutanlarla durum değerlendirmesi yapmıştı
Başbakan kesinlikle çıkarma yapılması taraftarıydı
Ordunun üst düzey yetkililerini bunu açıklıkla söylemek istiyordu
Ecevit, hükümete düşen politik işleri yürütecek, askerler de kendi işlerini göreceklerdi
O komutan, o gün hakkında şunları anlatmaktadır:
"İlk defa Türk ordusu açık bir savaş emri alıyordu
Ecevit bir kere bile nasıl yapacağımızı, kaç kişi çıkaracağımızı, nereden çıkacağımızı sormadı
Masaya oturduğu ilk günden itibaren orduyu güvendiğini ve başaracağımıza emin olduğu hissini verdi
Planlara karışmadan sadece siyasi kararlarını bildirmekle yetindi
"
Akşama doğru heyecan uyandıran bir haber duyuldu: Yunanistan cuntası, yurtta seferberlik ilan etmişti
Haber, gerili sinirleri büsbütün gerdi
İki ülke arasındaki savaş ihtimali gittikçe artıyordu
17 Temmuz 1974 Çarşamba
Olayın üzerinden üç gün geçtiğinde, Kıbrıs'taki Sampson darbesine karşı yabancı basının tavrı netleşmişti
Darbeyi kınayan yabancı basın, bunun Yunanlı subaylar tarafından yapıldığını belirtiyordu
Örneğin ABD hükümet yetkilileri bu konuda susarken, New York Times gazetesi konuyla ilgili haberinde şu ifadeleri kullanıyordu:
"Temel gerçek, Kıbrıs Rum Milli Muhafız Ordusu'nun, Atina'dan emir alan 650 Yunan subayı tarafından kendi hükümetine karşı ayaklanmaya sevk edilmesidir
Kıbrıs'taki ayaklanma büyük bir insani trajedi ve siyasi hatadır
Bu hareket Adada Rum çoğunluk ve Türk azınlık arasında toplumlararası şiddet hareketlerinin yeniden başlamasına yol açabilir
Türkiye olaylara seyirci kalarak Yunanistan'ın Kıbrıs'ı ele geçirmesine izin vermeyeceğini söylüyor
Bu nedenle Türkiye ile Yunanistan arasında silahlı çatışma ihtimali mevcuttur
Amerika ise olaylara seyirci kalmaktadır
"
Türk ordusundaki hareketlilik olanca hızıyla sürüyordu
Trakya'daki 2
ve 5
Kolordu birlikleri Yunan sınırına doğru hareket halindeydi
Batı Anadolu'daki Ege Ordusu sefer görev yerini almıştı
Kıbrıs'a karşı harekat yapacak birlikler ise Mersin, Taşucu ve dolaylarına yanaşıyordu
Tüm yollar hareket halindeki ordu birlikleriyle doluydu
Donanma Ege ve Akdeniz'e açılmıştı
Bazı sivil gemiler ordu emrine alınıyor, uzaktakiler çağrılıyordu
Hükümet cephesinde de durum farklı değildi
Türk hükümetinin İngiltere'ye bir gün önce yaptığı görüşme isteğine olumlu cevap gelmişti
Ancak görüşmenin hangi tarihte yapılacağı belirtilmiyordu
Öğle saatlerinde Cumhurbaşkanlığı'ndaki toplantıdan çıkan Başbakan Ecevit, Londra'ya hareket etmeye karar verdi
Heyet derhal hazırlandı ve uçak 15
30'da havalandı
Londra'daki akşam yemeğinde Başbakan Wilson ve Dışişleri Bakanı Callaghan heyeti ile Ecevit ve Dışişlerine vekalet eden Hasan Esat Işık'ın başlarında bulunduğu Türk heyeti durumu tartıştılar
Ecevit Adada bozulan dengeyi ve bir kez daha tehlikeye düşen Türk toplumunun güvenliğini belirttikten sonra, "Kan dökülmesini ve NATO'da tamir edilemeyecek bir yara açılmasını istemiyorsanız harekatı birlikte yürütelim
Türk ordusunun Kıbrıs'taki İngiliz üslerinden faydalanmasını kabul edin
Üslerinizden Adaya girersek kansız olur
Sizi Garanti Antlaşması uyarınca göreve çağırıyorum" diyerek Türk önerisini ortaya koydu
İngilizler silahlı bir müdahaleye karşıydılar
Hatta Wilson, Garanti Antlaşması'nın İngiltere'ye silahlı müdahale hakkı verdiği görüşünde bile değildi
Böyle bir hareketin işleri büsbütün karıştıracağı fikrindeydi
Barış yoluyla Kıbrıs'taki darbeci Yunanlı subayların geri alınması Yunan Hükümetine kabul ettirilebilir, Türk toplumuna daha fazla güvenceler verilebilirdi
İngilizler, tıpkı 1964 ve 1967'de olduğu gibi oyalama taktiği uyguluyorlardı
Türk ve İngiliz heyetleri arasındaki görüşmeler gece yarısından sonra 01
30 sularına kadar sonuç alınamadan sürdü
Ecevit, karşı tarafın ısrarına rağmen kararını değiştirmemiş ve "Kıbrıs'ta dengenin korunması için her yolu denemekte kararlıyız
Türk toplumunun ve Türkiye'nin güvenliği mutlaka sağlanacaktır" ifadesini kullanmıştı
Ecevit, İngiltere Başbakanı Wilson'a son olarak şunları söylemişti:
"Önerilerimizi reddetmeniz ve Garantör Devlet olmanın size verdiği yükümlülükleri yerine getirmediğinizden doğacak sonuçlar yüzünden vicdan azabı çekmeyeceğinizi ümit ederim
"
Ecevit'in bütün bu açık ifadelerine rağmen İngilizler, Türkiye'nin Kıbrıs'a askeri bir müdahalede bulunacağına ihtimal vermiyorlardı
Onlara göre Ecevit, savaşı göze almış görünerek mümkün olduğunca çok şey koparmaya çalışıyordu
İş işten geçtikten sonra bir İngiliz diplomatı, 17 Temmuz 1974 Çarşamba günü Londra'da gerçekleşen görüşmeler hakkında şu ifadeleri kullanacaktı:
"Ecevit kararlı görünüyordu, ancak tek maşına böyle bir harekete girişebileceğine doğrusu pek ihtimal vermiyordu
Blöf yaptığını sandık
Daha önceki krizleri hatırladığımızdan dolayı fazla önemsemedik ilk gece
"
13-05-2008
#
6
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
--->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
"Ecevit kararlı görünüyordu, ancak tek maşına böyle bir harekete girişebileceğine doğrusu pek ihtimal vermiyordu
Blöf yaptığını sandık
Daha önceki krizleri hatırladığımızdan dolayı fazla önemsemedik ilk gece(13)
"
İngilizler gibi Amerikalılar da, Türkiye'nin tek başına Kıbrıs'a askeri bir çıkarma yapmasına ihtimal vermiyorlardı
Türk-İngiliz görüşmeleri sırasında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Nixon'ın özel temsilcisinin Ecevit'le görüşmek üzere Washington'dan Londra'ya gelmekte olduğu duyuldu
Dışişleri Bakanı Kissinger, işinin yoğun olması yüzünden yardımcısını göndermekteydi
ABD de görüşmelere doğrudan katılmıştı
18 Temmuz 1984 Perşembe
Ecevit, Londra'daki ikinci gününün sabahında ABD temsilcisi Josehp Sisko ile Türk Büyükelçiliği'nde görüştü
Bilinen Amerikan görüşünü tekrarlayan Sisko, Türkiye'nin bir Türk-Yunan savaşına ve Sovyetlerin işe karışmasına neden olabilecek bir Kıbrıs müdahalesinden uzak durmasını istiyordu
Görüşmeden bir sonuç çıkmadı
Sisko, İngiliz yetkililerle konuşup tekrar Ecevit'e geldiğinde, Türkleri kararlarından döndüremeyeceğini anlamıştı
Ancak Atina'ya gidip Yunan hükümeti ile görüşerek Türk isteklerini onlara kabul ettirebilmek için 48 saat süre istemişti
48 değil, 24 saat süre tanıyan Ecevit, ABD temsilcisi Sisko'ya Türk isteklerini yazdırdı:
"Bozulan dengenin kurulması ve Türk toplumunun güvenliği için Türk askerinin Adada mevcudiyeti kabul edilmeli
Sampson derhal değiştirilmeli, Yunan subayları çekilmeli
Türk toplumuna denize çıkışı olan bir bölge tanınmalı ve Adaya giriş çıkışı kontrol altına alacak bir sistem kurulmalı
Yani, Yunanlıların ellerinde tuttukları imkanlar Türkiye'ye de tanınmalıdır(13)
"
ABD'nin, on yıl önce yaptığı gibi Türkiye'yi tehdit etmiyordu; ne "Johnson Mektubu" benzeri bir mektup Ankara'ya gönderiliyor, ne de 6
Filo işe karışıyordu
Amerikalılar, Türkiye ile ilişkilerinin artık bir daha düzelmeyecek şekilde bozulmasından endişe ediyorlardı
Londra görüşmeleri, gerek İngilizleri ve gerekse Amerikalıları telaşlandırmıştı
Eğer Yunanlılar Türklerin koşullarını kabul etmezlerse iş bir silahlı çatışmaya dayanacaktı
Yunanlılar, NATO'nun ve İngiliz hükümetinin baskılarına rağmen Kıbrıs'taki subaylarını çekeceklerine dair bir güvence vermekten bile kaçınıyorlardı
Buna rağmen, Ecevit'in Sisko'ya yazdırdığı Türk isteklerini kabul etmeleri imkansız görünüyordu
Sisko, yine de bir orta yol bulmak ümidiyle Atina'ya hareket etti
Aynı saatlerde Brüksel'de NATO Daimi Delegeleri Yunan delegesini sıkıştırıyordu; saat 15
30'da ise New York'ta BM Genel Kurulu'nda konuşan Makarios, Yunanistan'ı suçluyordu
Makarios'un BM'ye ve dolayısıyla dünyaya anlattıkları, düşündürücü ve Türkiye'nin tutumunun ne denli haklı olduğunu belirten ilginç bilgileri içeriyordu
Makarios, şunları söylüyordu:
"Darbe, açıkça dışarıdan bir işgaldir
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının ve egemenliğinin açıkça ihlal edilmesidir
Çünkü bu, Rum Milli Muhafız Ordusu'na komuta eden Yunan subaylarının işidir
Yunan Cuntası yüzü kızarmadan olayı basitleştirmeye çalışıyor, silahlı saldırıya karışmadıkları ve son birkaç gündeki gelişmelerin Kıbrıslı Rumlar arasındaki bir iç buhran olduğunu söylüyor
Milli Muhafız Ordusu'ndaki Yunanlı subaylar darbeye katılmadılarsa, o zaman bu subayların çıkan çatışmada ölenler arasında bulunmaları ve Yunanistan'a gönderilip orada gömülmeleri nasıl açıklanabilir? Darbeyi Yunan subayları yapmamışlarsa, o zaman Yunan yolcu uçaklarının geceleri Kıbrıs'a sivil elbiseler içerisinde personel getirmeleri ve tekrar Yunanistan'a ölü ve yaralı taşımaları nasıl açıklanabilir? Hiç şüphe yok ki, darbe Yunan Cuntası tarafından planlanmış, Milli Muhafız Ordusu'nu yöneten Yunanlı subaylar ve Kıbrıs'ta yerleşik Yunan Alayı tarafından gerçekleştirilmiştir
Denebilir ki, Milli Muhafız Ordusu'nda görev almaları için Yunan subaylarını davet eden Kıbrıs Hükümeti idi
Üzülerek belirtmek isterim ki, onlara bu kadar güvenmekle hata ettim
Bu güveni kötüye kullandılar ve Adanın bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün savunulmasına yardımcı olacaklarına kendileri mütecaviz duruma geldiler
Daha önce de belirttiğim gibi Kıbrıs'taki olaylar, Kıbrıs Rumlarının bir iç meselesini teşkil etmemektedir
Yunan Cuntası'nın düzenlediği darbe bir istiladır ve sonuçlarından tüm Kıbrıs halkı, Türkler ve Rumlar acı çekmektedir(14)
"
Bu arada Yunanlıların Adaya hava ve denizden yeni asker ve silah çıkardıkları yönündeki haberler de Londra'daki Türk heyetinde tedirginlik yaratıyordu
Kıbrıs'tan gelen haberlere göre; darbeciler, resmi dairelerden Kıbrıs Cumhuriyeti bayraklarını indirerek yerine Yunan bayraklarını asıyorlardı
Her geçen saat Sampson Hükümeti'nin durumunu sağlamlaştırması anlamına geliyordu
Londra'daki Türk heyeti, zamanla yarış halindeydi
Ecevit, Sisko ile görüşmesinden sonra Londra Türk Büyükelçiliği'nde yüzden fazla yabancı gazetecinin katıldığı bir basın toplantısı yaparak, Türk görüşünü anlattı
Bir gazetecinin "Sayın Başbakan, kuvvetleriniz niçin Güney'de yığınak yapıyor? Kıbrıs'a müdahale edecek misiniz?" sorusuna Ecevit, şu cevabı veriyordu:
"Şu safhada, soruna barışçı bir çözüm ararken, diğer alternatifler üzerinde konuşmak istemem
Kıbrıs'ta olup bitenler kaba kuvvete dayanmıştır
Bunu asla gözden uzak tutamayız
Ve Kıbrıs'taki olayların sorumlusu olanlar, bu kuvveti her saat takviye etmektedirler
Kıbrıs'ta bir sorumluğumuz var, her şeyden önce insani bir sorumluluk
Bu sorumluluğumuz, hava veya denize ulaşım yolları kapatılmış ve rehin vaziyette bulunan Türk toplumuna karşıdır
Bütün limanlar Rumların kontrolü altında
Lefkoşe Havaalanı'nı birkaç gün önce kapadılar
Fakat aynı havaalanı, Yunanistan'dan gelen yüzlerce uçak dolusu insana açık tutuldu
Buna rağmen Türk toplumu bu olanaktan yoksun
Bu bakımdan her ihtimale karşı hazırlıklı olmalıyız
Fakat esas olarak soruna barışçı bir çözüm yolu arıyoruz(15)
"
Ecevit ve Türk heyeti, 18 Temmuz 1974 akşamı saat 20
30'da Londra'dan Ankara'ya hareket etti
İngiltere ve ABD'nin konuya Türkiye gibi yaklaşmadığı ortadaydı
Her şey beklenen şekilde gelişiyordu
Bu nedenle Ecevit, 17 Temmuz gecesi Ankara'ya gönderdiği talimatta, 18 Temmuz'da yapılması gereken TBMM olağanüstü toplantısının Cumartesi gününe ertelenmesini, hazırlıklara gevşetilmeden devam edilmesini istemişti
Meclis'in Cumartesi günü toplanması, Türkiye'nin hareketlerini büyük bir dikkatle gözleyen yabancı dünyaya karşı, -hükümetin Meclis'ten yetki almak zorunda olması nedeniyle- o tarihten önce Türkiye'nin Kıbrıs'a bir çıkarma yapamayacağı fikrini vermek içindi
Bu politika o kadar etkili olmuştu ki, o günlerde Londra'ya gitmiş bulunan bir Türk diplomatı bile şunları söyleyebiliyordu:
"Londra'da Ecevit'in İngilizlere ve Sisko'ya karşı kararlı tutumu bizi epeyi şüphelendirdi
Yani o gezi sırasında Başbakanın kafasında bir şeyler yattığını sezdik
Daima müdahaleden bahsediyordu
Ancak biz eski örnekleri bildiğimizden doğrusu inanmıyordu
Hazırlıkların fiilen gösteride kalacağını sanıyorduk
Aslında Başbakan herkese açıkça söylüyordu, ancak kimseyi inandıramıyordu ki
Birkaç hükümet üyesiyle Genelkurmay inanmıştı, Başbakanın kararlılığına
Onların dahi son dakikaya kadar şüpheleri devam etti(15)
"
Anadolu insanı ise tam bir savaş atmosferine girmişti
İç Anadolu ve Doğu Anadolu'daki bir kısım birlikler Güney Anadolu'ya kaydırılırken, yolları dolduran halk, asker konvoylarını coşku ile karşılıyor, elinde ne varsa vermek için birbiriyle yarışıyordu
Kimi gençler de askerlik şubelerine başvurarak gönüllü yazılmak istiyordu
13-05-2008
#
7
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
--->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
Türkiye'yi bundan öncekilere benzemeyen bir savaş havası sarmıştı
Sokaktaki vatanda, bu sefer işin ciddi olduğunu sezmiş gibiydi
Mersin ile Taşucu arası asker kaynıyordu
Liman ve iskeleler askeri çıkarma araçları, savaş gemileri, şilep ve yolcu gemileriyle dolmuştu
Limanlara uçaksavarlar mevzilenmiş, bölgede Sıkıyönetim ilan edilmiş, askeri yasak bölgeler sıkı bir koruma altına alınmıştı
Bölgede turistler boşaltılıyor, karartma uygulanıyordu ve asker intikalleri azalmaksızın devam ediyordu
Gaziantep-Mersin, Ankara-Adana, Konya-Silifke yolları askeri araçla doluydu
Ege Ordusu daha çok kıyılarda toplanıyor, Trakya'daki Birinci Ordu ise Yunan sınırı üzerindeki yerini alıyordu
Türk ordusu Güney'de Kıbrıs'a karşı hazırlanırken, Batı'da da olası bir Yunan savaşına karşı önlemler alıyordu
Yunanistan da boş durmuyordu
Orada da askeri hazırlıklar dikkati çekecek kadar artmıştı
Kıbrıs'ta ise Rum Milli Muhafız Ordusu'nun ne yaptığı pek belli değildi
Sampson yönetimi bir taraftan Makarios'çuların kalıntılarını temizlerken, diğer yandan yedekleri silah altına alıyordu
Türk askeri hazırlığı, gözle görülür bir telaş ve heyecan yaratmıştı
Kıbrıs Türk toplumu ise soğukkanlı bir bekleyiş içindeydi
Sampson darbesinin duyulmasıyla birlikte, 15 Temmuz'dan itibaren Adadaki tüm Türk Mukavemet teşkilatı (TMT) alarma geçirilmiş, Bayrak Radyosu'nda bir konuşma yapan Denktaş, Türklere evlerinden çıkmamalarını ve Rumlarla temas etmemelerini, olaylara karışmamalarını bildirmişti
Türk toplum liderleri bir Türk askeri harekatını bekler durumdaydılar, hazırlıklarını ona göre yapıyorlardı
19 Temmuz 1974 Cuma
Ecevit ve Türk heyetini taşıyan Türk uçağı Ankara Esenboğa Havaalanı'na indiğinde yeni bir gün başlamıştı
Saatler, gece yarısından sonra 02
00'yi gösteriyordu
Başbakanı karşılayanlar arasında Dışişleri Bakanı Turan Güneş de vardı; Pekin'den ancak dün dönebilmişti
Ecevit, havaalanından doğruca Genelkurmay Başkanlığı'na gitti
Genelkurmay Başkanı Semih Sancar, Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan, Hava Kuvvetleri Komutanı Emin Alpkaya onu bekliyorlardı
Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Akıncı ise Adana'ya harekata katılacak birliklerin yanına gitmişti
Hazırlıklar gözden geçirildi
Ordu, daha önce de kararlaştırıldığı gibi 20 Temmuz 1974 Cumartesi sabahı harekete hazırdı
Başbakan komutanlara durumu açıkladı
İngiliz Başkanı Wilson ve ABD Temsilcisi Siso ile yaptığı görüşmelerden çıkan sonucu özetledi
İngilizlerin Garantör Devlet olarak Kıbrıs'taki üstlerinden Türkiye'nin yararlanmasını ve Türkiye ile birlikte harekete kabul etmediğini söyledi
Harekat, 20 Temmuz'da yapılacaktı
Başbakan Ecevit'in Genelkurmay'dan bir de isteği vardı:
"Ben buna bir barış harekatı diyorum
Günahsız insanların ölmelerine karşıyım
Zaten kendi aralarında savaşıyorlar, üstelik turist sezonu
Çıkacağınız bölgede de çok sayıda turist var
Gereksiz ve ağır bombardıman yapılmasın
Karşıdan ateş edilmedikçe ateş etmeyelim(16)
"
Toplantı sona ermeden önce Deniz Kuvvetleri Komutanı Kemal Kayacan, Başbakan'a, kesin karar için çok az vakitlerinin kaldığını söyledi:
"Sayın Başbakan, benim çıkartma teknelerim saatte 6 mil yaparlar
Plana göre hareket edebilmek için benim hareket emrini bu sabah 08
30'da vermem gerekir
Planlara göre Adaya saatinde kapak atmak için 20 saate ihtiyacım var(17)
"
Hükümet kararını henüz almış değildi
Bakanlar Kurulu Başbakanlık'ta toplanmış, Genelkurmay'dan dönece Ecevit'i bekliyordu
Başbakan, Genelkurmay Başkanı Sancar'a "Bakanlar Kurulu kararını alır almaz hemen bildireceğim" diyerek Başbakanlık'a hareket etti
Saat 04
00'e gelmişti
Bakanlar Kurulu Toplantısı fazla uzun sürmedi
Başbakan Londra'daki görüşmeleri anlattı, İngiltere ve ABD'nin tutumlarını açıkladı, Genelkurmay'daki toplantı hakkında bilgi verdi ve sonunda kendi düşüncesini kesin bir şekilde ortaya koydu:
"Kıbrıs Türk toplumunun kaybolan güvenliğini sağlamak ve Türkiye'nin haklarını korumak maksadıyla Adaya askeri bir müdahalede bulunmaktan başka çare kalmamıştır
Bu, bir Türk-Yunan savaşını gerektirse de, göze alınacaktır(1
"
19 Temmuz 1974 Cuma günü sabahın ilk saatlerinde Ankara'da karar verilmişti
Az sonra Genelkurmay'dan şifreli emirler ilgili komutanlıklara ulaştırıldı
Mersin ve Taşucu'nda yığılmış birliklerde ve donanmada faaliyetler daha bir canlandı
Aynı saatlerde Adana'da bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı Eşref Akıncı'ya da haber ulaştı
Akıncı o saatte 2
Ordu Komutanı Nurettin Ersin ve harekata katılacak diğer komutanlarla birlikteydi
Ve Ayşe şafak vakti tatile çıkar
Türk savaş gemileri, saat 08
30'da Mersin açıklarından demir alarak denize açıldılar
Ama çıkarma gemilerinin yüklemesi henüz bitirilmemişti
Az sonra donanma onları almak için tekrar limana döndü
İşin iç yüzünü bilmeyenler bundan bir şey anlayamamıştı
Üç saat sonra bu sefer asker, silah, cephane yüklü çıkarma gemileri ve donanma birlikte tekrar denize açıldılar
Bunun bir çıkarma için kesin hareket olduğu yine pek az insan tarafından biliniyordu
Çünkü limanda kaç gündür öyle bir faaliyet vardı ki, dışarıdan seyredenlerin neyin olduğunu anlamaları mümkün değildi
Limana sürekli gemiler geliyor, gidiyordu
Bu arada, Atina'da bulunan ABD Temsilcisi Sisko, bugün Ankara'ya dönecekti
BM ve NATO arabulma çabalarını sürdürmekteydiler
Türkiye'deki hava, harekatın başladığını gösteren belirtilerden çok uzaktı
Yunanistan'da ise tam bir panik havası vardı
Ecevit'in Londra'ya gitmesi, Sisko'nun önce Ecevit'le görüşmek üzere Londra'ya, ardından da Atina'ya koşup gelmesi, Yunanlıların kafasını büsbütün karıştırmıştı
Dünya basını Yunanistan aleyhindeydi
ABD Temsilcisi Sisko, bu telaş içinde Atina'ya inmiş ve girişimlere başlamıştı
Yunanistan'da bir hükümet vardı, ama bir de perde arkasında duran ve dizginleri elinde tutan Askeri Cunta bulunuyordu
Polis Şefi General Yuannides, perde gerisindeki Cunta'nın şefi durumundaydı
Sisko, General Yuannides tarafından kabul edildi
Yuannides, Sisko'nun tüm gayretlerine rağmen katı tutumunu değiştirmiyor ve hiç gerilemiyordu
Onun düşüncesine göre Makarios bir solcuydu ve Kıbrıs Rum Komünist Partis AKEL'in desteğine güvenerek Sovyetlerin dümen suyunda yürüyordu
Doğalısıyla onun devrilmesi hem ABD, hem de NATO için iyi olmuştu
Türk isteklerini kabul etmeyen Yuannides, biraz da alaycı bir sesle Sisko'ya şöyle demişti:
"Bir de Atina'yı isteselerdi bari
O kadar kendilerine güveniyorlarsa çıkartma yapsınlar
Eğer böyle bir şeye kalkışırlarsa Türk-Yunan savaşını kimse önleyemez
Tabii bu da NATO'nun sonu olur
Onun için siz Türkleri böyle bir çılgınlıktan alıkoymaya çalışın
Bizim verilecek hiçbir ödünümüz ve Kıbrıs'ta geri atılacak hiçbir adımımız yok(19)
"
Sisko, General Yuannides'in yanından eli boş ayrılmıştı
Sisko'nun edindiği kanıya göre Yuannides, Türklerin Kıbrıs'a çıkacaklarına inanmıyor, bu sebeple de hiçbir ödün vermeye yanaşmıyordu
Atina'da Amerikan elçiliğine sinir içinde dönen Sisko, Dışişleri Bakanı Kissinger'e durumu bildirdi
Amerika'nın Atina Büyükelçisi Tasca da Kissinger'e kendi görüşünü iletti:
"Türklerin Adaya çıkması halinde Yunanistan, Türkiye'ye kesinlikle saldırır
Bu durumda Amerikan 6
Filosu Kıbrıs ile Türkiye arasına girip bir Türk müdahalesini önlemelidir(29)
"
Kissinger'in yanıtı kısa ve kesin olmuştu:
"Hayır
Histeriye kapılmayın(21)
"
Kissinger'in iki nedeni vardı: biri, Amerikan 6
Filosu'nun araya girmesinin Sovyetleri tahrik edeceği; diğeri ise, 1964 Johnson Mektubu'ndan sonra böyle bir hareketle Türkiye'nin tamamen kaybedileceği
Ecevit bunu Sisko ile görüşmesi sırasında vurgulamıştı
Sisko, General Yuannides'ten sonra, kukla durumundaki Başbakan Androçopulos ve Genelkurmay Başkanı Bonanos ile görüştü
Ama bundan da bir sonuç alamadı
Gizli cunta ile hükümet arasında bir sürtüşme olduğu kesindi ve ipler cuntanın elindeydi
Türk çıkarma gemileri Mersin'den donanma desteğinde denize açıldığı saatlerde, General Yuannides arkadaşlarına şöyle demişti:
"Neden çekiniyorsunuz? Göreceksiniz müdahale edemeyecekler ve biz karlı çıkacağız(22)
"
Az sonra Londra'daki Yunan Askeri Ateşesi'nden telefonla Türk donanmasının ve çıkarma gemilerinin hareket ettiğini öğrenen Yuannides yine istifini bozmayacaktı:
"Mehmet böyle bir harekete cesaret edemez
Blöf yapıyorlar(23)
"
Türk gemilerinin denize açıldığını BBC muhabiri David Tonge'nin telefonundan öğrenen üst düzey bir Yunan yetkilisi de şunları söylemişti:
"Merak edecek bir şey yok
Türkler birkaç yılda bir böyle denize açılırlar ve Akdeniz havası alıp geri dönerler(24)
"
Donanma desteğindeki Türk çıkarma gemilerinin denize açıldığı ABD, Sovyetler ve İngilizler tarafından öğrenilmişti
Aynı saatlerde 6 şilepten kurulu büyük bir Türk gemi kafilesinin Magosa doğrultusunda Güney'e hareket ettiği de gelen haberler arasındaydı
Bütün bu hareketler saptanmıştı da, Türklerin Kıbrıs'a çıkıp çıkmayacakları hala saptanamamıştı
Atina'daki görüşmelerini tamamlayıp saat 18
45'te Ankara'da olması gereken ABD Temsilcisi Sisko, beraberindeki heyetle birlikte ancak saat 22
30'da Etimesgut Havaalanı'na inebildi
Sisko Ankara'ya indiğinde Türk çıkarma gemileri yolu yarılamıştı bile
Buna rağmen Sisko, Amerikan Büyükelçiliği'ne kapanmış, Türk yetkililerle görüşmesini anlaşılmaz bir şekilde geciktirip duruyordu
Sisko'nun Dışişleri Bakanı Turan Güneş'ten istediği iki saatlik dinlenme süresi çoktan dolmuştu
Sisko, gece yarısından sonra 01
30'da Başbakanlığa gelebildi
Bu arada ABD Dışişleri Bakanı Kissinger'le birkaç telefon konuşması yapmıştı
Sisko, Yunanistan'daki görüşmeleri hakkında bilgi verdi
Yunanlıların darbeci subayları değiştireceklerini, ileride Sampson yerine başka birinin geçmesine razı olacaklarını açıkladı
Bunların Türkiye'nin isteklerini tam olarak karşılamadığını kendisinin de bildiğini, fakat ABD Başkanı Nixon ve Dışişleri Bakanı Kissinger'in, Yunanistan üzerindeki girişimlerini sürdürdüklerini, NATO'nun da Yunanlıları sıkıştırmakta olduğunu ekledi
13-05-2008
#
8
Profil Bilgileri
P®øƒєﻛﻛíøиαL
--->: Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı
Sisko, bu arada Ecevit'e Kissinger'in bir de mesajını iletti
Kissinger mesajında şöyle diyordu:
"Sizi çok seviyorum ve sempatim var
Ulusunuzun da sizi çok sevdiğini biliyorum ve geleceğin parlak bir devlet adamı olacağınıza inancım tamdır
Ancak Kıbrıs'a yapılacak bir askeri müdahale tehlikeli gelişmelere yol açabilir, hatta Nikos Sampson'u komünistlerin kucağına atabilir
Onun için bu işten vazgeçmenizi rica ediyorum(25)
"
Ecevit ile Sisko arasındaki görüşme anlaşmazlıkla sona erdi
Konuşmalara sabaha karşı 03
00'de ara verildi
Sisko Washington'la görüşmek üzere tekrar Büyükelçiliğe döndü
Yarım saat sonra görüşmeler yeniden başladığında Sisko son çareyi ileri sürdü:
"Mister Ecevit, bana 48 saat verin, size bir Amerikan formülü getireyim(26)
"
Amerika arabuluculuk yapacaktı
Bu, önemli bir öneriydi
Ancak Ecevit'in yanıtı olumsuzdu:
"Hayır Mister Sisko
Artık çok geç(27)!"
Ecevit konuşmasını söyle sürdürdü:
"On yıl önce bugünlerde iki devlet arasında gene böyle toplantılar oluyordu Ankara'da
, O zaman siz de biz de bazı hatalar yaptık
Tarih tekerrür edebilir, ama bu, hataların da tekrar edilemis gerekitği anlamına gelmez
Siz on yıl önceki hatanızı tekrar edebilirsiniz, fakat biz tekrarlamayacağız
Sizin hatanız bize engel olmaktı, bizimhatamız da size uymaktı
Soncu gördünüz: Türk-Amerikan ilişkileri on yıl boyunca zedelenmiş olarak kaldı ve Türk-Yunani lişkileri büsbütün bozuldu ve Kıbrıs'ta iş ne noktaya geldi görüyorsunuz
Demek ki o davranış bir hataydı
Biz tekrarlamayacağız bu hatayı, siz isterseniz tekrarlamaya uğraşın(2
"
Sisko ile birlikte görüşmelere katılan Amerikan Büyükelçisi Macomber, "İnanamıyorum Mister Ecevit
Sizin gibi insancıl ve şair ruhlu bir insan böyle bir harekete nasıl kalkışır(29)?" diyordu
Ecevit'in büyükelçiye yanıtı bir başka gerçeği yansıtıyordu:
"Bu benim insancıl tarafımla hiç çelişmiyor
Zira biz şimdi harekete geçmezsek, ileride çok daha büyük savaşlar çıkabilecek ve çok daha fazla kan dökülecektir(30)
"
Ecevit ile Sisko arasındaki diyalog şöyle devam etti(31):
"Ecevit bir daha saatine bakınca Sisko dayanamadı:
- Yani ben burada boşuna mı konuşuyorum?
- Evet
- Yoksa harekat başladı mı?
- Başlamak üzere, uçaklar neredeyse hareket edecekler
Sisko durumun tatsızlığını o zaman anladı:
- Aman öyleyse ben hemen uçağıma yetişeyim
- İyi olur, zira alanlar kapanacak
Sizi böyle aceleyle göndermek istemezdik, ancak harekatın başlangıcında bulunmamanız daha faydalı
"
Türk çıkarma birliği Girne kıyılarına ulaşmak üzereydi
Başbakan Ecevit, Başbakanlığın diğer salonunda bekleyen Bakanlar Kurulu'na son durumu bildirip Genelkurmay'a gitti
Aynı saatlerde Sisko'nun uçağı da Atina'ya doğru havalanmıştı
Genelkurmay'da da heyecanlı bir bekleyiş vardı
Komutanlar savaşın ağır sorumluluğunun yükünü taşıyorlardı
1950'lerdeki Kore Savaşı sayılmazsa, 1920'lerde Kurtuluş Savaşı'ndan sonra 50 yıldır savaş görmemiş ordu, ilk kez savaşa giriyordu
Hem de "deniz aşırı" gibi savaşların en zoruna
Genelkurmay'da bunlar olurken, Dışişleri Bakanlığı telsizleri de dünyanın belli başlı başkentlerindeki Türk Büyükelçiliklerine şu şifreli mesajları gönderiyorlardı:
"Kıbrıs'taki darbe sonucunda anayasal düzen yakılmıştır
Türkiye, Garanti Antlaşması'nın danışma mekanizmasını işletmiş, ancak bir sonuç alamadığından dolayı bu sabah şafakla birlikte Kıbrıs'a tek taraflı bir şekilde müdahale etmek kararına varmıştır(
Tags
:
1974
,
baris
,
harekati
,
kibris
,
kronolojisi
Kıbrıs Kronolojisi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili Benzer Konular
198 Kez Görüntülendi
Kıbrıs Barış Harekatı, Gazete Manşetleri
Haber Arşivi
Kıbrıs Kebabı
Pilavlar ve Tavuk Yemekleri
Kıbrıs Destanı
Şiir-Şiirler
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 33. yıldönümü kutlanıyor
Yurt Dısı Haberler
Kıbrıs Barış Harekatı Ve İşte O Meşhur Tank
Wallpaper / Resim
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
05:47
.
Sayfalar
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552
553