FrMaLeV
Bilgi Dağıtmak İçin El Ele
Arama terimlerinizi girin
Arama formu gönder
Web
mumsema.net
Mumsema.NET
>
İslamiyet
>
İslami Konular
>
Zekat
ZEKÂT
Kullanıcı ismi
Hatırla
Şifreniz
Forum Kuralları
İletiler
Kayıt ol
Yardım
Üye Listesi
Ajanda
Bütün Forumları okunmuş kabul et
ZEKÂT ile ilgili Benzer Konular
470 Kez Görüntülendi
Zekat ve hile
Zekat
zekat vermek
Zekat
Zekat verirken bunun zekat olduğunu söylemek şart mıdır?
Zekat
Zekât
Sünnet & Hadis
Zekat
Kıssalar & Hikayeler
Zekat kimlere ve nerelere verilir?
|
Zekatın önemi ve faydaları
Konu Araçları
15-10-2007
#
1
Profil Bilgileri
mumsema
ZEKÂT
ZEKÂT başlıklı yazı Mumsema ZEKÂT Forum Alev
ZEKÂT
Temizlik, artma, bereket
Bir malın belli bir miktarını, Allah'ın Kur'ân-ı Kerim'de saydığı sekiz sınıftan birisine veya bir kaçına Allah rızası için vermek
Terim olarak zekât; İslâm'ın beş şartından birisi olan malî ibadetin adıdır
Fakirin hakkı çıkarılarak malı, cimrilik kirinden arındırarak da şahsı temizlediği ve malda berekete sebep olduğu için bu malî ibadete zekât denilmiştir (Subkî, el-Menhel, Beyrut, 1394, XI,113)
Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de Ey Muhammed! Mallarının bir kısmını kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al" (el-Tevbe, 9/193) ve "
Sarfettiğiniz her hangi bir şeyin yerine O daha iyisini koyar
" (Sebe, 34/39) buyurulur
Zekâta sadaka da denilir
Bu ismin verilmesinin sebebi zekâtın malı temizleyip sıhhat ve kemaline sebep olması, zekât verenin de imânındaki sadakat ve olgunluğuna delalet etmesidir
Ancak sadaka; hem farz hem de nafile olan malî ibadetler için kullanıldığı halde zekât sadece farz olanına mahsustur (M
Hamdi Yazır, Hak Dini, II, 933)
Zekât'ın Hükmü
Zekât'ın farz oluşu esah olan görüşe göre fevrîdir
Yani kendisine zekât vermesi gerekli olan kişi hiç geciktirmeden hemen zekâtını vermelidir
Aksi halde günahkâr olur (el-Merginânî, el-Hidaye, I, 96; Mehmet Zihni, Nimetü'l-İslâm, II, 5)
Bir kimseye zekâtın farz olması için bazı şartların tahakkuk etmesi gerekir
Bu şartlar biraz ileride ele alınacaktır
Zekâtın Önemi ve Hikmeti
Bir şeyin önemi, insanlığın ona olan ihtiyacı ve temin ettiği fayda ile ölçülür
Zekâtın; zekât veren, zekât alan ve zekât alınıp verilen toplumda sağladığı faydalar göz önüne alındığında, onun ne derece büyük bir önem ifade ettiği ortaya çıkar
Zekât, her şeyden önce kulun Allah'ın emrine itaat edip, kulluğunu göstermesinin en güzel nişanesidir
Çünkü, zekât vermeyi Allah emretmiştir
Kulun vazifesi; öncelikle neden ve niçinini araştırmadan Rabbi tarafından emrolunduğu şeyi yapmaktır
Müslüman; sevdiği, inandığı Rabbinden aldığı emri, canının yongası olan malın hiç bir maddî karşılık beklemeden vererek, kulluk borcunu en güzel şekilde ödemiş olur
Bunun yanı sıra zekât kişiyi, günah ve cimrilik kirlerinden temizler
İnsandaki, mal sevgisini kırıp, Allah sevgisinin ön plana geçmesine sebep olur
"Ey mü'minler! Sizi mallarınız ve çocuklarınız Allah'ı anmaktan alıkoymasın, böyle olanlar hüsrana uğrayanlardır" (Münafıkun, 63/9) âyet-i kerîmesinin işaret ettiği manayı gerçekleştirir
Zekât fakirler açısından da son derece önemlidir ve onlar için en büyük garantidir
Çünkü, o sadece fakirin hakkıdır ve mutlaka fakire verilecektir
İnsanların koyduk(arı vergilerin toplanma ve sarfedilme yerleri devirlere ve devletlere göre değişebilir
Devlet gelirlerinin sarfında fakirlerden çok zenginlerin gözetildiği de olabilir
Kaynak ve sarf yerini Allah ve Rasûlünün tesbit ettiği zekât ise böyle değildir
Bunun kimden alınıp kime verileceği Kur'ân'ı-a belirtilmiştir
Bunu hiç bir kimsenin değiştirmesi mümkün değildir
Yani bu fon sadece fakirler için kullanılır
Zekâtın, toplum açısından önemi de; zekâtı veren ve alan açısından öneminden daha aşağı değildir
Allah insanların tümünü aynı kabiliyet ve güçte yaratmamıştır
İnsanların fizikî yapılarında olduğu gibi malî güçlerinde de farklılıklar vardır
İnsanlar; ya zengin, ya fakir ya da orta hallidirler
Dünyanın çeşitli yörelerinde zenginlerin alabildiğine lüks ve israfa dalmaları, sayelerinde kazanç sağladıkları fakirleri düşünmemeleri, onlara yardım ellerini uzatmamaları, fakirlerin kendilerine kıskançlık ve kin duymalarına sebep olmuştur
Bunun neticesi olarak da toplumlarda sosyal patlamalar, huzursuzluklar ve isyanlar görülmüştür
İşte zekât, bütün bu olumsuz hadislerin önünde en güzel seddir
Toplum içerisindeki fertlerin düşecekleri dar durumlarda onları koruyan sosyal bir düzendir
İnsanlar arasındaki dayanışmanın sağlanmasına yardımcı olur
Zenginlere fakirler arasındaki mesafeyi daraltır
Fakirlerin gönüllerinde zenginlere karşı doğabilecek kıskançlık ve kinleri söndürür
İnsanlar arasında sevgi ve kardeşliği yayar
Böylece; hem fakirin aç, susuz ve çıplak kalmasını önler hem de cemiyetin düzen ve huzurunun bozulmasına engel olur
Zekâtın Rüknü ve Sebebi
Zekâtın rüknü, temliktir
Yani, bir malın menfaatına her yönden kendisinden kesip, zekât verilebilecek kişilerden birine veya bir kaçına vermektir
Temlik olmayan yollarla yapılan bağışlar zekât sayılmaz
Buna göre; bir zenginin fakirden olan alacağını zekâtına sayması, Zekât niyetiyle okul, cami vs
gibi bir hayır kurumu yaptırması Zekât sayılmaz
Zekâtın sebebi; Zekât verecek olan kişinin belirli bir miktarda mala sahip olmasıdır
Zekât verilecek malın cinsine göre farklılık gösteren bu miktara, nisap denilir
Çeşitli malların nisapları, Zekâta konu olan mallar başlığında ele alınacaktır (Ayrıca bk
Nisap)
Zekâtın Farz Olmasının Şartları
a- Mükellef açısından gerekli olan şartlar:
Zekât verecek olan kişi akıllı, hür, erginlik çağına ermiş, dinen zengin ve Müslüman olmalıdır
Buna göre; Müslüman olmayanlara, delilere, çocuklara ve hürriyetini kaybetmiş olan köle ve esirlere zengin de olsalar zekat farz değildir
Zekâtın farz olmasına engel olan akıl hastalığında (delilik) iki hal düşünülebilir:
1- Çocukluktan itibaren deli olanlar: Bunların hastalığı devam ettiği müddetçe mallarına zekât gerekmez
Erginlik çağına geldikten sonra sıhhate kavuşacak olurlarsa, o tarihten itibaren kendilerine zekât farz olur
2- Erginlik çağına geldikleri zaman akıllı oldukları halde sonradan akıl hastalığına tutulanlar
Bu durumda olanların hastalıkları bir sene aralıksız devam ederse, o sene kendilerine zekât gerekmez
Fakat, sene içerisinde bir iki gün gibi az bir zaman için de olsa sıhhat bulana o senenin zekâtı farz olur
Bu söylenilenler İmam Muhammed'in görüşüdür
İmam Ebû Yusuf'a göre; senenin çoğunu sıhhatli geçirmeyen akıl hastalarına o sene için zekât gerekmez
Bunaklık da; delilik hükmündedir
Zengin olan çocukların; erginlik çağına geldikleri andan, küçükken akıl hastası olup da erginlik çağına geldikten sonra sıhhat bulanların da sıhhat buldukları andan itibaren bir sene geçince zekât vermeleri gerekir
Toprak mahsullerinde, hem çocuklara hem de delilere zekât gerekir
Buna; öşür denilir
Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre; hiç bir ayırım yapılmadan çocukların ve akıl hastalarının tüm mallarından zekât gerekir (Merginânî, a
g
e
, I, 96; Mevsılî, el-İhtiyar II, 130; el-Cezîrî, Kitabu'l-Fıkıh ale'l-Mezahibi'l-Erbaa, I, 590, 591)
b- Mal açısından gerekli olan şartlar:
1- Mal, mal sahibinin aslî ihtiyaçlarından ve borçlarından fazla olarak, nisab* miktarı veya daha fazla olmalıdır
Aslî ihtiyaç; kişinin ve ailesinin ihtiyaçları olan mal, eşya ve aletlerdir (bk
"Havâic-i Asliyye" mad)
2- Mal, hakîkaten veya hükmen artıcı olmalıdır
Hakîkaten artıcı olmasından maksat; malın, ticaret veya üreme yoluyla çoğalıcı olmasıdır
Buna göre; her türlü ticaret malı, nesli, sütü ve tüyü alınmak üzere kırlarda otlatılan erkek ve dişi hayvanlar hakîkaten artıcıdır
Bu şekilde hayvanlara; saime * denilir
Malın hükmen artıcı olması; sahibinin veya sahibinin vekili elinde bulunması suretiyle artırılmaya elverişli olmasıdır
Altın, gümüş ve paralar bu kabildendir
3- Malın üzerinden bir yıl geçmiş olmalıdır
Buna; Havelân-ı Havl veya Havl-i Havelân denilir (bk
"Havelan-ı Havl" mad)
Nisâb miktarı mala sahip olan bir kimseye; o mala sahip olduktan itibaren bir sene geçtikten sonra zekât vermesi farı olur
Nisâbın, hem senenin başında hem de sonunda mevcut olması gerekir
Arada azalıp çoğalmasına itibar edilmez
Zekât verirken malın, sene başındaki veya sene ortasındaki değil, sene sonundaki değerine itibar edilir
Mesela; sene başında 500
000 lirası olan bir kimsenin sene ortasında 300
000 liraya düşse fakat sene sonunda 600
000 olsa bu şahıs zekâtını 600
000 lira üzerinden verecektir
Şafiî mezhebine göre; nisâbda muteber olan zaman senenin sonudur
Sene sonunda nisâb miktarı olan bir mal, sene başında nisabtan az bile olsa o mala zekât gerekir
Zekât verilmesi gereken bir mal; üzerinden bir sene geçtikten sonra artacak olsa, artan miktar için üzerinden bir sene geçmedikçe zekât icab etmez
Toprak mahsûllerinin zekâtında; mahsûlün üzerinden bir sene geçmesi şart değildir
Hasadı yapıldıktan sonra zekâtlarının verilmesi gerekir
4- Sahibi, mala tam olarak malik olmalıdır
Bundan maksat; malın, sahibinin elinde olması ve onda bir başkasının hakkının bulunmamasıdır
Buna göre; kadının henüz eline geçmeyen mehrine ve insanın elinde bulunmakla beraber, buna karşılık borcu olan malına zekât gerekmez
Ancak, borcuna mukabil olanı çıktıktan sonra geriye kalan miktar nisâba ulaşırsa o fazlalık için zekât gerekir
Buradâki borçtan maksat; kul borcudur
Keffaret, nezir, hacc, gibi dinî borçlar zekâtın gereğine manî değildir
Eskiden kalma zekât borcu da nisâba manidir
Buna göre; elinde nisâb miktarı malı olan bir kimsenin, eski senelerden kalma zekât borcu olur ve bu borç düşüldüğünde geri kalan miktar nisâbtan aşağı düşerse, o kimseye zekât icabetmez
Satın alınıp henüz teslim alınmayan mal, borçlu tarafından inkâr edilmeyen, edilse bile isbatı mümkün olan alacaklar ve yolcuların memleketlerinde olan mallarına zekât gerekir
Bir kimsenin, sahibi olmakla beraber elinden çıkan ve faydalanması ya da bir daha kendisine dönme umudu olmayan (denize düşen, kaybolan mallar; borçlu tarafından inkâr edilip isbatı mümkün olmayan alacaklar) mallardan dolayı zekât icabetmez
Haram yolla kazanılan malın zekâtı verilmez
Bu malın, varsa sahibine verilmesi, bilinmiyorsa fakirlere dağıtılması gerekir
Zekât Verilirken Bulunması Gereken Şart
Zekât verecek olan bir kimsenin, verdiği zekâtın sahih olması için niyet etmesi gerekir
Niyet, ya bizzat zekât veren tarafından fakire verilirken veya zekâtını verilmesi için bir başkasına teslim ederken ya da zekât olarak verilmek üzere ayırırken olmalıdır
Niyet edilmeden fakire verilen bir mal, henüz fakirin elinde iken zekâta niyet edilecek olursa, zekât olarak sahih olur
Mal fakirin elinden çıktıktan sonra niyet edilirse bu zekât yerine geçmez
Zekât verilirken, onun zekât olduğunun fakire bildirilmesi şart değildir
Hattâ, içten zekâta niyet edildiği halde, verirken hibe veya borç demek onun geçerliliğine engel olmaz
Zekâta Konu Olan Mallar ve Bunların Nisapları
Mallar; açık (zâhire) ve gizli (bâtıne) olmak üzere iki kısma ayrılır (bk
Emvâl-i Zâhira" ve "Emvâl-i Bâtına mad
)
Yılın altı ayından fazlası kırlarda otlayarak beslenen ve ticaret için değil de, eti, sütü, yünü vs
için tutulan (Sâime) hayvanlar, bazı toprak mahsulleri, madenleri, yer altından çıkartılan defineler ve gümrüklerden geçen ticaret malları açık (zâhir) mallardır
Nakit paralar, altın, gümüş ve depolarda ya da mağazalarda bulunan ticaret malları da gizli (bâtın) mallardandırlar
Bu mallardan her biri belirli ölçülerde zekâta tabîdirler
Hayvanların Zekatı
Senenin yarıdan çoğunu kırlarda otlayarak geçiren sâime hayvanlar; eti, sütü ve yünü için beslendikleri takdirde özel nisaplarla zekâta tabi olurlar
Bu hayvanlar; koyun, keçi, sığır ve develerdir
Koyun ve keçiler aynı sınıf olarak mütalaa edilirler
a- Koyunlar ve keçilerin zekatları:
Koyun ve keçilerin nisâbı kırktır
Daha aşağısına zekât gerekmez
Bunlar biribirlerine ilâve edilirler
Erkek ve dişileri arasında fark yoktur
Sayıları kırktan fazla olan koyun ve keçilerin zekâtları şöyledir:
Bundan sonraki her yüzde bir koyun veya keçi verilir
Bu rakamların arası zekâttan muaftır
Yani 40 koyun için bir koyun verileceği gibi,120 koyun için de bir tek koyun zekât verilir
b- Sığır ve mandaların zekâtı:
Sığır ve mandalarda zekât otuzdan başla
Bundan sonrası için zekât şu şekilde verilir:
Altmış sığırdan itibaren hesap; ilk nisâb olan otuz üzerine otuz veya kırk ilâvesiyle yapılır
Otuzdan sonraki her kırk için üç yaşına giren bir dana, her otuz için de iki yaşına giren bir buzağı verilir
Meselâ; altmış sığır için iki tane iki yaşına girmiş buzağı, yetmiş sığır için de bir tane iki yaşına girmiş buzağı ve bir tane de üç yaşına girmiş dana verilir
Seksen sığırın zekâtı da; iki tane üç yaşında danadır
Zekât olarak verilecek hayvanın erkek veya dişi olması arasında fark yoktur
c- Develerin Zekâtı:
Develerin nisâbı beştir
Deve sayısı beşten yirmi beşe varıncaya kadar her beş için bir koyun zekât verilir
Yirmi beşten sonra zekât; devenin kendi cinsinden verilir
Ancak, sayı arttıkça verilecek devenin yaşı ve sayısı değişir
Develerin erkekleri ve dişileri zekâta konu olma yönünden aynıdırlar
Ancak, zekâtın dişi develerden verilmesi icab eder
Yukarıya aldığımız nisâplar; sâime olan hayvanlara aittir
Senenin yarıdan çoğunu kırlarda otlamayıp, ahırlarda veya paralı otlaklarda beslenen hayvanlara; alûfe denilir
Alûfeler ticaret için tutulmadıkları takdirde kendilerine zekât gerekmez
Ticaret için beslenen besi hayvanları, ticaret malı olarak zekâta tabi olurlar
Atlar, eşekler ve katırlar sâime de olsalar bile, ticaret için bulundurulmadıkları takdirde sayıları ne olursa olsun zekâta tabi değildirler
Çalıştırılan ve yük taşımak için bulundurulan sığır ve develer de zekâta tabi değildirler
Ticaret için tutulup, altı aydan daha fazla kırlarda otlayarak beslenen hayvanlar da ticaret malı olarak zekâta tabi olurlar
Dolayısıyla bunların sayılarına değil kıymetlerine itibar edilir
Saime hayvanlar arasında bulunan kör, zayıf ve yaşını doldurmamış hayvanlar da nisaba dahildirler
Ancak bunların kendileri zekât olarak verilemezler
Küçük hayvanlar, aralarında kendi cinslerinden bir tane de olsa büyük hayvan bulunmazsa sayıları ne olursa olsun zekâta tabi değildirler
Altın, Gümüş ve Nakit Paranın Zekâtı
Altın ve gümüş, ister külçe ister mamul olsun, nisâb miktarında olup da üzerinden bir sene geçince %2
5 oranında zekâtlarının verilmesi gerekir
Hanefîlere göre; ister zinet olarak, ister bir ihtiyaca sarfedilmek üzere bulundurulsun, elde bulunan bütün altın ve gümüşlere zekât gerekir
Şafiîlere göre ise; kadınların ziynetlerine ve erkeklerin gümüş yüzüklerine zekât icabetmez
Altının nisabı, 20 miskal, gümüşün nisabı da, 200 dirhemdir
Dirhemin, örfî ve şer'î olmak üzere iki ayrı ölçüsü vardır
Ancak, memleketimizde bu gün için bu ölçüler kullanılmadığına göre, nisâbda şer'î dirheme itibar edilmelidir
Buna göre, 20 miskal altının karşılığı; 80
18 gr
, 200 dirhem gümüşün karşılığı da; 561
2 gr
dır
Altın ve gümüşün zekâtlarında kıymetlerine değil, ağırlıklarına itibar edilir
20 miskal (80
18 gr)'dan fazla olan altın 4 miskal (16
03) gr
'a, 200 dirhem (561, 2 gr)'den fazla olan gümüş de; 40 dirhem (112
22 gr'a) varmadıkça bu fazlalıktan dolayı zekât gerekmez
Ancak bu fazlalık, varsa paraya veya ticaret malına eklenir
Her birisi nisâba ulaşmayan altın ve gümüş, İmam Azam'a göre kıymetleri, İmameyn'e göre ise miktarları itibariyle biribirlerine eklenirler
Bunlar, paralara veya ticaret mallarının kıymetlerine de eklenirler
Çünkü ticaret malları ve paraların nisâbının aynı cinsten olması şart değildir
Dolayısıyla, bir kimsenin her biri nisâba ulaşmayan altın, gümüş, para ve ticaret malı olsa bunların toplam kıymetleri nisâba ulaşırsa hepsi birden zekâta tabi olurlar
Elde bulunan nakit paralar veya her an paraya çevrilebilen tahviller, aynen altın ve gümüş gibi zekâta tabidir
Bunların ve ticaret mallarının nisâbı, hem altına hem de gümüşe göre değerlendirilebilir
Bu konuda fakir için daha faydalı olanı esas alınmalıdır
Ancak, günümüzün ekonomik şartları gözönüne alındığında, bu malların nisâbının tayininde altının esas alınmasının daha uygun olduğunu görürüz (Yusuf el-Kardavî, Fıkhu'z-Zekât, Beyrut 1981, I, 265)
Para elde değil de, başkasının zimmetinde alacak olarak bulunursa alacağın çeşidine göre zekât durumlarında farklılıklar olur
a- Kuvvetli alacakla: Satılan ticaret malının bedeli ve borç olarak verilen paranın karşılığı olan alacaklardır
Bu alacaklar, borçlular tarafından inkâr edilmedikçe, borçlunun zimmetinde kaldıkları sürenin zekâtı alacaklar tahsil edilince ödenir
b- Orta alacaklar: Ticaret için olmayan bir malın satılması karşılığında olan alacak ve kira bedelleridir
Bu tür alacaklar da zekâta tabi olma yönünden birinci maddedekiler gibidir
Fakat tam nisâb miktarı kadarı tahsil edilmedikçe zekâtlarının hemen verilmesi gerekmez
c- Zayıf alacaklar: Kadının kocasından alacağı, mehir *, vârisin * elinde kalan vasiyet * bedeli gibi, bir mal karşılığı olmayan alacaklardır
Bu türden olan alacaklarda geçmiş seneler için zekât gerekmez
Tahsil edilip, üzerlerinden bir sene geçtikten sonra zekâtlarının verilmesi gerekir
Borçlu olan kişi önce borcunu inkâr eder, bir kaç sene sonraki borcunu kabul edip alacaklıya öderse geçmiş senelere ait olan zekâtın ödenmesi gerekmez
Ticaret Mallarının Zekatı
Cinsi ne olursa olsun, ticaret maksadı ile alınıp satılan tüm mallar nisâba ulaştıkları takdirde % 2
5 oranında zekâta tabidirler
Bu malların nisâbı, kıymetlerinin altın ve gümüş nisâbına ulaşması ile sabit olur
Ticaret mallarında zekât, elde edilen kâra göre değil, sermaye ve kârın toplamına göredir
Bu durumda, sene başında nisâb miktarına ulaşmış olan ticaret mallarının sene sonundaki kıymetleri esas alınarak zekâtları verilir
Ticaret malları kendi aralarında birbirlerine eklendikleri gibi, ticaret için olmayan altın, gümüş ve paraya da ilave edilirler
Sene içerisinde bir başka mal ile değiştirilmeleri, malın üzerinden bir sene geçmesi şartını engellemez
Bir malın, ticaret malı sayılması satın alınırken veya satması için bir kimseye verilirken ticaret maksadıyla olduğuna niyet edilmesine bağlıdır
Ticaret maksadıyla kırlarda veya ahırlarda beslenen hayvanların zekâtı, kıymetlerine göre % 2
5 nisbetinde verilir
Toprak Mahsullerinin Zekâtı
Öşüre * tabi arazilerden elde edilen mahsul, İmam Ebû Hanîfe'ye göre; miktar ve cinsine bakılmaksızın belirli oranda zekâta tabidir
Bu oran, sulama masrafı gerektiren arazilerde % 5, gerektirmeyenlerde % 10'dur
Ebû Yûsuf ile Muhammed'e göre, toprak mahsûllerinde zekâtın gerekli olması için, mahsûlün en az 5 vesk (875 kg) olması ve ürünün müdahalesiz bir yıl kalabilecek cinsten bulunması gerekir
Toprak mahsullerinden alınan bu zekâta; öşür denilir
Çocukların ve delilerin arazilerinden elde edilen mahsûle de zekât gerekir
Maden ve Definelerin Zekatı
Zekâta konu olmaları yönünden madenler üç çeşittir:
a- Ateşte eriyenler (demir, bakır vb): Bu madenlerin % 20'si zekât olarak devlete aittir
Kalanı madenin bulunduğu arazi sahibinindir
Devlet arazisinde bulunan madenler tamamıyla devlete aittir
b- Ateşte erimeyenler (mermer, alçı vb): Bu madenlerin aynına zekât gerekmez
Maden, bulunduğu arazinin sahibi varsa ona, yoksa bulana aittir
c- Sıvı halinde olanlar (petrol vb): Bunlar da, ikinci maddedeki madenler gibidirler
Ancak, bu madenleri işletenler, madenden ellerine geçen paranın zekâtını verirler
Define: Önceden toprak altına gömülüp, sonradan başkaları tarafından bulunan mal ve paradır(bk
Define)
Bunların zektları da definenin durumuna göre farklılık gösterir
Define islâmî ise yani bulunan malın üzerinde; Allah, şehadet kelimesi gibi, onun müslümanlara ait olduğuna delalet eden bir işaret bulunursa bu define yitik mal hükmündedir
Biliniyorsa sahibine verilir, bilinmiyorsa, fakirlere dağıtılır (bk
"Lukata" mad)
Define cahilî ise yani bulunan malın üzerinde put resmi gibi, kâfirlere ait olduğuna dair bir işaret varsa bunun % 20'si devlete, kalanı içinde bulunduğu arazi sahibine aittir
Arazi sahipsiz ise bulunan mal, bulanın olur
Definenin İslâmî mi yoksa cahilî mi oldu bilinemiyorsa; bir görüşe göre bu mal İslâmî sayılır, diğer bir görüşe göre cahilî sayılır
Fabrika, Kiralık Bina ve Ticarî Maksatla Kullanılan Taşıt Araçlarının Zekâtı
Müctehid alimlerin yaşadıkları devirlerde, büyük çapta atölye ve fabrikalar, kira elde etmek için yaptırılıp kiraya verilen binalar ve büyük taşıt araçları yoktu
Onun için bu tür malların zekâtları konusunda büyük imamlardan fazla bir şey nakledilmiş değildir
Sadece Ahmed b
Hanbel'den, evini kiraya veren bir kimsenin, kirayı alınca onun zekâtım vermesi gerektiğine dair bir görüş nakledilmiştir (İbn Kudâme, el-Muğnî,III, 29, 47)
Asrımızda fıkıhla uğraşan tanınmış âlimlerinden Muhammed Ebû Zehra, Abdü'l-Vehhab Hallâf ve Abdurrahman Hasen'in 1952'in senesinde Şam'da yaptıkları bir toplantı neticesinde vardıkları sonuca göre: Bu tür malların zekâtları menkul ve gayri menkul oluşlarına göre değişir
Kiraya verilen bina, mağaza ve fabrika gibi gayri menkul (taşınmaz) olanlar araziye benzerler
Yani bunların aynılarından zekât alınmaz
Gelirlerinden toprak mahsûllerinde olduğu gibi % 5 veya % 10 oranında zekât alınır
Eğer masrafları çıkarılmak suretiyle bu malların safi gelirleri tesbit edilebilirse zekât oranı % 10, safi gelir tesbit edilemiyorsa zekât oranı brüt gelirin % 5'i dır
Otobüs, kamyon ve gemi gibi taşınır nakliye vasıtalarının zekâtları ise; kendi kıymetlerinin % 2
5 dır (Kardavî, a
g
e
, I, 476-479)
Ancak, Yusuf el-Kardavî, bu tür malların taşınır ve taşınmaz diye bir ayırma tabi tutulmadan birlikte mütalâa edilmesi gerektiğini söyler (Kardavî, a
g
e
, I, 480)
Zekâtın Ödenmesi
Esas itibariyle açık (zahir) malların zekâtını almak devlete aittir
Gizli (batın) malların zekâtlarını ise sahipleri kendileri istediklerine verirler
Ancak, zamanımızda bu görevi yerine getirecek bir islâm devleti bulunmadığı için bütün malların zekâtlarının sahipleri tarafından hak sahiplerine verilmesi gerekir
Zekât; malın üzerinden bir sene geçtikten sonra verilebileceği gibi, daha önce de verilebilir
Zekât malın aynından da kıymetinden de verilebilir
Kıymet takdir edilirken, zekâtın farz olduğu günkü değeri esas alınır
Zekâtın, fakire mülkü olması üzere verilmesi gerekir
Dolayısıyla, zekât niyetiyle fakire yemek yedirmek, cami, okul-gibi bir hayır kurumu yaptırmakla zekât verilmiş sayılmaz
Zekâtın verileceği yerler, Kur'ân-ı Kerîm'in Tevbe sûresinde belirtilmiştir (bk
et-Tevbe, 9/60)
Bu âyette belirtilen sınıflar şunlardır:
a- Fakirler (bk
"Fakir" mad)
b- Miskinler (bk
"Miskin" mad)
c- Âmiller (bk
"Âmil" mad)
d- Müellefe-i Kulûb (bk
Müellefe-i Kulûb)
e- Mükâteb Köle (bk
"Mükatebe" mad)
f- Borçlular: Borçlu * olup, bunun karşılığından fazla olarak nisap miktarı malı olmayanlardır
g- Allah yolunda cihad edenler: Bunlar, Allah için savaşa katılmak istediği halde maddî imkânsızlıktan dolayı silah ve nafakasını temin edemeyenlerdir
h- Yolcular: Memleketlerinde malları olsa bile, gittikleri yerde parasız kalanlardır
Zekât, bu sayılan gruplardan her hangi birisine verilebilir
Her gruba verilmesi şart değildir
Şafiî mezhebine göre zekâtın, en az her gruptan üç kişiye verilmesi gerekir
Aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâb miktarı mala sahip olan kişiye, bu malı artıcı olsa bile zekât verilemez (bk
"Zenginlik" mad)
Bir kimse zekâtını, hanımına, usûl ve fürû'na veremez (bk
"Usul-fürû" mad)
Bunların dışında zekâta ehil olan herkese verilebilir
Ancak, önce kendi akrabalarından başlaması daha iyidir
Zekât verilen kişinin müslüman olması şarttır
Müslüman olmakla beraber, dinî Görevlerini yerine getirmeyen veya aldığı zekâtı meşru olmayan yollarda harcayacağı bilinen kişilere zekât verilebilirse de salih müslümanlara verilmesi daha uygundur
Zekâtın, malın bulunduğu yerdeki fakirlere verilmesi daha efdaldir
Başka bir yere gönderilmesi de caizdir
Dantel
Mumsema
Frmacil
31-10-2008
#
2
Profil Bilgileri
Leyli Rana
--->: ZEKÂT
Allah razi olsun güzel bir paylasim
Tags
:
zekt
ZEKÂT ile ilgili Benzer Konular
470 Kez Görüntülendi
Zekat ve hile
Zekat
zekat vermek
Zekat
Zekat verirken bunun zekat olduğunu söylemek şart mıdır?
Zekat
Zekât
Sünnet & Hadis
Zekat
Kıssalar & Hikayeler
Yazdırılabilir şekli göster
Sayfayı E-Mail olarak gönder
-- English (US)
-- Türkce(TR)
İletişim
-
Anasayfa
-
Arşiv
-
Gizlilik Bildirimi
-
Yukarı git
Saat
14:04
.
Arşiv Sayfaları
Rüyatadı
Mumsema
Frmacil
Etiket
Dantel
Modeller
Powered by vBulletin® Version 3.6.12 Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Mail Adresimiz Forumalev(at)gmail
com
Moderatör Başvuru Formu
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
243
244
245
246
247
248
249
250
251
252
253
254
255
256
257
258
259
260
261
262
263
264
265
266
267
268
269
270
271
272
273
274
275
276
277
278
279
280
281
282
283
284
285
286
287
288
289
290
291
292
293
294
295
296
297
298
299
300
301
302
303
304
305
306
307
308
309
310
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
322
323
324
325
326
327
328
329
330
331
332
333
334
335
336
337
338
339
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
350
351
352
353
354
355
356
357
358
359
360
361
362
363
364
365
366
367
368
369
370
371
372
373
374
375
376
377
378
379
380
381
382
383
384
385
386
387
388
389
390
391
392
393
394
395
396
397
398
399
400
401
402
403
404
405
406
407
408
409
410
411
412
413
414
415
416
417
418
419
420
421
422
423
424
425
426
427
428
429
430
431
432
433
434
435
436
437
438
439
440
441
442
443
444
445
446
447
448
449
450
451
452
453
454
455
456
457
458
459
460
461
462
463
464
465
466
467
468
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
480
481
482
483
484
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
503
504
505
506
507
508
509
510
511
512
513
514
515
516
517
518
519
520
521
522
523
524
525
526
527
528
529
530
531
532
533
534
535
536
537
538
539
540
541
542
543
544
545
546
547
548
549
550
551
552